Altınordu önce çekildi ardından oynamadan 3. Lig'e düşürüldü.

Sonra Altay. Adı siyah-beyazlı camia ile anılan İzmir'in 'kalantorları'nın artık kongrelerine bile uğramadığı 112 yaşındaki 'kadim' kulüp son çareyi 'kayyum'da buldu.

Bereket versin geçen sezon potada son dakika Kaf Kaf'ın imdadına yetişen Mesut Sancak, bu sezon da Altay'a omuz verdi. Yoksa 40 günden az bir zaman kalan ligde siyah-beyazlılar yer alamayabilirdi.

Bulunduğu ilçenin halkı futbolla yatıp futbolla kalkan, zaman zaman düştüğü yerden her seferinde kalmasını başaran Menemen FK da sonunda 'teslim' bayrağı ile ligden çekildi.

Bitti mi?

Bitmedi elbette.

114 yıllık bir başka İzmir kulübü Karşıyaka ise kendi ilçe belediyesi tarafından bulunduğu mekandan 'kapı dışarı' edilince tabiri caizse sokakta kaldı.

Ülkede futbolun oynandığı ilk yer olan Bornova'nın tek takımı zaten geçen sezon profesyonel lige mendil sallarken, 3. Lig'e düşen Bucaspor'da da işler pek yolunda gidiyor gibi durmuyor.

Belki klişe olacak olacak ama, İzmir'de ekonomi, politika ve şehircilik ne ki, futbol iyi olsun.

Ya bizim sektör?

Geçmişte görev yaptığım gazetelerden herhangi birinin tirajı bile, bugün İzmir'in total tirajını en azından ikiye katlıyorlardı.

Mesela olmaz da bir cumartesi İzmir'de Şampiyonlar Ligi finali oynansa, pazar günü okuyacak gazetemiz yok maalesef.

İşte bütün bu sebepler yüzünden acaba İzmir'i kapatsak mı!

Yeniden kulüplere dönecek olursak;

Trabzonspor'un kasasından Mohammed Salah için bir yılda yaklaşık 20 milyon lira çıkacağı konuşulurken, her biri yüz yıllık İzmir kulüpleri bu rakamların hayalini bile kuramıyor.

Ancak takımlarımız bu durumdayken Türkiye'nin borçsuz tek kulübünün İzmir'in Göztepe'si olması da çok enteresan değil mi?

Her ne kadar insanın içinden gelmese de; ister istemez "İyi ki, Göz Göz'ü yabancılar yönetiyor" demekten kendimizi alamıyoruz maalesef.