Burhan Özfatura, gazeteciliğe ilk adımlarımızı attığımız 90’lı yılların ortasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıydı. İkinci başkanlık dönemi olan 1994-1999 yılları arasında, İzmir için yaşamsal önem taşıyan altyapı projelerini birer birer hayata geçirmişti.
İzmir Metrosu, Tahtalı Barajı, Büyük Kanal gibi büyük projeler, alt ve üst geçitler, köprülü kavşaklar, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, Tansaş mağazalar zinciri, İnciraltı sahil düzenlemesi, Egekent ve Ev-Ka’ların da içinde olduğu devasa sosyal konut projeleri gibi stratejik yatırımlar İBB’nin o yıllardaki bütçe olanaklarını fersah fersah aşan ölçeklerdeydi.
Doktoralı bir Hesap Uzmanı ve Defterdar olan Özfatura, ikinci başkanlık döneminin hemen tamamını muhalefet partisine üye olarak geçirmesine rağmen, kentin geleceğine damga vuracak başarılara imza attı.
Önceki gün sonsuz uykusuna yatırdığımız Burhan Başkan, yaşam koşusunun son dönemecinde dahi çok okuyor, düşünüyor, yazıyor, tecrübelerini sivil toplumla paylaşmayı sürdürüyordu.
ÜSTAD MALİYECİ…
Gözlem Gazetesi’nde yayınlanan şiir gibi yazılarında, AKP iktidarını, özellikle de ekonomi politikaları ve saray şatafatı ekseninde eleştiriyordu.
Ve 60 yıllık “Üstad Maliyeci” olarak şu iddiada bulunuyordu:
“İddia ediyorum ki ülkemizi bu bütçenin yarısı rakamla idare etmek mümkündür. Yapılması gereken, bütçe açığını ek vergilerle değil, tasarruf yaparak kapatmaktadır. Bu dörtnala israf furyası önlenmez ise açık hiçbir zaman kapanmaz. Kamudaki aşırı israf bitmelidir. Sayın Cumhurbaşkanı beş uçakla ABD’ye gitmekten, yurtdışına makam araçlarını ve koruma ordusunu götürmekten, saray tutkusundan, konvoy merakından, trol ve danışman taburlarından, 1150 odalı ayda 14 bin mesken kadar elektrik tüketen sarayından ve diğer harcamalarından tasarruf etmelidir. Türk tarihinin en pahalı yönetimi olmamalıdır.”
Aklı başında her yurttaşın üzerinde mutabık kalacağı düşüncelerdi bunlar.
Ve ne enteresan tesadüftür ki, bizler Balçova Niyazi Uğur Camisi’nde Burhan Başkanı sonsuzluğa uğurlarken, Sayın Cumhurbaşkanı yine bir ABD gezisindeydi.
YOKSUL BİR ÇOCUK…
İkinci Dünya Savaşı’nın tam ortasında, 1943 yılında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Özfatura, tüm eğitim hayatını devletin olanakları ile ve başarıyla tamamlamıştı.
Kısa adı Mülkiye olan Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü’nü bitirdikten sonra, bir zamanlar devletin en iyi eğitimli çalışanlarının buluştuğu Hesap Uzmanları Kurulu’nda uzun yıllar görev yapmış, yine devlet bursu ile Belçika’da Katma Değer Vergisi konusunda ihtisasını tamamlamıştı. Yurda dönünce İzmir Defterdarı olarak atanmış, 1980’li yılların başında ise Turgut Özal’ın daveti ile siyasete atılmıştı.
Katma Değer Vergisi’nden önce Türkiye’de üretim ve satış süreçlerinde İstihsal Vergisi, İşletme Vergisi, Nakliyat Vergisi, Şeker İstihlak Vergisi gibi farklı dolaylı vergiler uygulanıyordu.
1 Ocak 1985 tarihi itibarıyla bu dağınık vergi yapısının yerine hayatımıza giren Katma Değer Vergisi’ni Türk vergi mevzuatına sokan ekibin en önemli üyeleri arasında yine Burhan Özfatura vardı. Olanakları kısıtlı öğrencilerin, çok çalıştıkları ve başarılı oldukları takdirde devletin en önemli birimlerinde görev alabileceklerini gösteren somut örneklerden biriydi.
Bugün aynı durumda olan bir çocuğun aynı şansa sahip olabileceğine kesinlik derecesinde inanıyor muyuz?
Hiç sanmıyorum…
MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT
Muhafazakâr bir kimliğe sahip olmasına rağmen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptığı on yıl boyunca ne üst düzey bürokratların ne de memurların dinini, mezhebini, siyasal görüşünü, yaşam biçimini sorgulamadı. Bu duruma ikinci başkanlık döneminde bizzat ve pek çok kez tanık olanlardan biri de bendim. Hayatında muhafazakâr mahallenin sokağından bile geçmeyen üst düzey bürokratların en önemli güvencesi yine Burhan Başkan olurdu. Ağzından düşürmediği cümle ise “Akıllı adamlar, kendilerinden daha akıllı adamlarla çalışır” oluyordu.
Bugün biz gazeteciler İZSU Genel Müdürü’nün, İBB Genel Sekreteri’nin adını bile bilmezken; o yıllarda siyaset yapmamaları ve alanları ile ilgili olmak koşulu ile bürokratların basına açıklama yapmaları serbestti. Gazetelerin manşetlerinde bir genel müdür ya da daire başkanının açıklamalarının okunması sıradan bir durumdu. O dönemin gazete arşivlerinde kısa bir gezintiye çıkanlar bu yazdıklarımı rahatlıkla teyit edebilirler.
Doğrusu da buydu.
SİYASET MESLEK DEĞİL
Bürokratlarına inisiyatif tanıyan, onları motive eden ve arkalarında duran bir başkan olarak kibir duygusundan ve şatafattan arınmış bir karaktere sahipti Burhan Özfatura. Gelir düzeyi düşük vatandaşlar ve şehit aileleri, bir dediklerini iki etmediği toplum kesimleriydi.
Siyaset onun için meslek ya da kazanç kapısı değildi. Görevini tamamladıktan sonra mesleğine döndü ve çok önemli şirketlere Yeminli Mali Müşavir olarak hizmet verdi. Müthiş esprili yapısıyla hafızalarımızda yer etti. Mali konularda başucu kaynağımızdı.
Yıllar sonra yollarımız ekonomi gazetesi Gözlem’de kesişti. Muhteşem içeriklere sahip, bilgi ve öngörü dolu yazılarını daktilo ile yazdıktan sonra gazeteye fakslar, yazı bilgisayar ile dizildikten sonra neresini öne çıkaracağımı bilemezdim.
Ömrünün son yıllarında AKP iktidarının yarattığı ekonomik enkazı, toplumsal ve ahlaki çöküşü, kamu yönetiminde hastalık derecesinde süregelen israf ve şatafatı eleştiren yüzlerce yazı kaleme aldı.
Yaşı 80’e yaklaşırken bile astrofizik, bilimler tarihi gibi en zor kitapları okur, okumam için de bana önerirdi.
83 yaşında aramızdan ayrılan ve İzmirliler’in hayatında unutulmaz izler bırakan Burhan Başkanıma Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.