Ülke futbolu olarak tam bir kısır döngüye kapıldık, gidiyoruz.

Ligler başlayalı daha 1.5 ay olmasına rağmen yine, ‘hakem tartışmaları’ aldı başı gidiyor.

Şimdiye kadar bu tartışmalara hep hakemlerin yetersizliğinin sebep olduğunu düşünmüştüm ancak artık yavaş yavaş fikrim değişmeye başladı.

Sanki bu krizlere hakemler kadar onları yönetenler çanak tutuyor.

Şimdi size bir örnek vereyim; Biliyorsunuz Gürcan Hasova diye bir üst klasman hakemi var.

Konyaspor – Kocaelispor maçında Kocaeli Teknik Direktörü Selçuk İnan’a sarı kart gösteriyor, ama İnan durmuyor.

Hakemi fırçalıyor da fırçalıyor ama Hasova’da onu atacak cesaret yok, dönüyor arkasını gidiyor.

Hasova tak sonraki hafta 1. Lig’in en kritik randevularında Bandırma-Antalya maçında VAR hakemi.

Bir hafta önce İnan’ı atmaya yüreği yetmiyor ama bu maçta sahada olmadığı için orta hakemi monitöre çağırıp gri pozisyonda oyuncuya kırmızıyı çıkarttırıyor.

Ekrana bakıp oyuncu attırmak kolay, yüz yüze yürek ister tabi.

Aynı hakemi MHK başarısından(!) dolayı bu hafta da Beşiktaş-Erzurumspor maçıyla ödüllendirdi.

Beşiktaşlılar 3-0 kazandıkları halde sevinmek yerine hakeme isyan bayrağını açtılar maçtan sonra.

Bir dönem birlikte de çalıştığım spor yazarı ve eski hakem arkadaşım Metin Aydınoğlu geçen hafta köşesinde, ‘Bitmiş maçı izlemeden yazmak’ cümlesi kurup Hasova ile ilgili değerlendirmesini, ‘Maçın güzel geçmiştir eminim’ diye bitiriyor.

Görüşlerine her zaman değer verdiğim eski dostuma elbette takılıyorum, ancak bu ülkede özellikle maçını izlemeden bir hakemi değerlendirme bence Metinim, yoksa ‘ofsayta’ düşmen yüksek ihtimaldir benden söylemesi!

Buradan nereye geleceğim;

Görünen o ki, Sevgili Aydınoğlu'nun bu haftaki yorumu gibi Merkez Hakem Komitesi’nde de görevlendirmeler, hakemlerin geçmiş maçları izlenmeden ya da değerlendirilmeden yapılıyor sanki!

İzlense ‘bu atamalar olmaz’ diye düşünüyor insan ister istemez

İnanın liglerimizi yakından takip edenler, verdiğim örnekleri çoğaltacaktır.

Hakemlerin saha ve VAR, Merkez Hakem Komitesi’nin de yönetimsel performansını değerlendirirken, geçmişte olduğu gibi yine belaltı vurmamaya özen gösteriyorum.

Ancak konuya hakim herkesin bildiği gibi geçtiğimiz hafta bir takım haberler okuduk.

Bir hakem eğitim semineri sırasından çekildiği öne sürülen bazı fotoğraflar gördük.

Camianın çok önemli isimleri fotoğraftaki şişeler (!) konusunda çeşitli değerlendirmelerde bulundular.

Bütün bu iddialar karşısında MHK’den bir açıklama bekledi herkes ama bugüne kadar ‘tık’ yok.

Kaldı ki, hakemler acayip hatalar yapıyor yine ‘tık’ yok.

Ya da hakemler ciddi hakaretlere uğruyor, komite körler ve sağırları oynuyor.

Bu durum insanın aklına ister istemez ‘sükût ikrardan gelir’ sözünü getirmiyor mu?

İşte bu ahval ve şeraitte dahi hakemlerine sahip çıkmayanlarla, onlara doğru dürüst eğitim veremeyenlerle ve şeffaflıktan uzak görevlendirmeler yapanlarla bu iş daha ne kadar devam eder işte ben de onu merak ediyorum.