Birkaç gün önce uçak yolculuğu sırasında sohbet imkanı bulduğum orta ölçekli kobi sahibi işadamı bir dostum, iş yerinde zaman zaman incir çekirdeğini doldurmayacak konulardan büyük anlaşmazlıklar çıkabildiğini ve bu durumlarda ne yapmak gerektiğini sorunca ona bazı kurallardan sözettim. Bunları sıcağı sıcağına sizinle paylaşmak istedim.
Her firmanın kendi seçtiği ve olmak istediği kurumsal kimliği çerçevesinde belirlenen bazı davranış kalıpları vardır. Profesyonel kurumlarda, danışmanlarca belirlenen ve yazılı olarak tüm çalışanlara sirküle edilerek uymaları istenen bu kurallar firmadan firmaya da değişiklik gösterirler.
Ancak, işyerleri de tıpkı insanlar gibidir. Her bir işyerinin, hatta, aynı işyerinde farklı departmanların dahi kendisine özgü bir havası, davranış kalıpları ve ilişki biçimleri vardır. Firmanın kurumsal kimliğinden ayrı olarak firma veya departman yöneticisinin kişisel özelliklerine bağlı olarak gelişen bu durum, çoğu kez firma içi kültürel bir zenginlik olarak nitelendirilmekte ve yöneticiler tarafından hoşgörü ile karşılanmaktadır.
****
Bu farklılıklar geçerli ve kabul edilebilir olmakla birlikte, bir çalışanın hangi firmada, hangi departmanda ve hangi mevkide çalışıyor olsa da olsun dikkat etmesi ve uyması gereken bazı genel geçer kurallar vardır. Yazılı olmayan ama ilişkiler üzerinde son derece önemli etkileri bulunan bu kurallar dikkat edildiği takdirde işyerinde huzur ve mutluluk ortamının gelişmesine katkıda bulunurken, aksi hallerde ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Peki nedir bu kurallar. Birinci kural, işyerinde dini ve politik konularda tartışmaya girilmemesi üzerinedir. Bırakınız yeterli kültürel birikimi ve bu nedenle de tartışma adabını özümleyememiş toplulukları, üst kültür düzeyinde bireylerin oluşturdukları topluluklarda dahi bu konuların tartışılması anlamsız ve lüzumsuz gerginliklerin doğmasına ve sürdürülmesine neden olabilmektedir.
İkinci kural, şakalarla ilgilidir. İşyerlerinde, zaman zaman dozu artan düzeyde ve rencide edici şakalar yapılarak muhataplarının küçük düşürüldüğü bilinmektedir. Daha sonra husumete kadar varabilen kötü şakaların yapılması huzur ortamını hızla bozarak işin baltalanmasına kadar varabilen olumsuz sonuçlar doğurabilir.
****
Üçüncü önemli husus arkadaşlık sınırlarının doğru belirlenmesiyle bağlantılıdır. İşyerlerinde samimiyetin artması ekip çalışması açısından istenen bir durumsa da, bu samimiyetin derecesinin doğru belirlenmesi gereklidir. Zaman zaman en mahrem konuların dahi paylaşılmasına kadar varan ilişkilerde, sorun yaşandığında, bir anda her şeyin ortaya döküldüğü, geri dönülmez küslükler ortaya çıkmakta ve işyerindeki huzuru bombalamaktadır.
Şimdi biraz daha önemsiz gibi duran diğer hususlara gelelim. Bundan sonraki hususlar biraz daha adab-ı muaşeret ve/veya hijyen kuralları ile ilgili. Örneğin dördüncü husus olarak hergün duş almayı alışkanlık haline getirmek ve böylece işe daha temiz kokarak gelmek zikredilebilir. Hele yaz dönemlerinde bazı arkadaşların yanına dahi yaklaşmakta güçlük çekildiği herkesce bilinmekte olup bu dahi işyeri huzurunu olumsuz etkilemektedir.
Telefon konuşmalarını olabildiğince alçak sesle yapmak gereğini beşinci husus olarak yazabiliriz. Yüksek sesle yapılacak konuşmaların, konuşma özelse diğer personeli hiç de ilgili olmadıkları bir hususta bilgilendirmek anlamına geleceği ama esas olarak yüksek ses tonunun diğer çalışanların dikkatini dağıtacağı ve yaptıkları işte yanlışlıklara yol açabileceği aşikardır.
Bu yazılı olmayan kurallara harfiyen riayet edilmesi halinde işyerinde diğer personelle ilişkilerin daha düzenli ve sorunsuz yürüyeceği aşikardır.