Yıllar önce verdiğim Rekabet konulu konferansım için hazırladığım Power Point çalışmasının ilk slaytında bir ceylan ile bir aslan fotoğrafı yer alıyor ve altında şu yazıyordu.

“Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır ve uyanır uyanmaz koşmaya başlar. Çünkü arslandan daha hızlı koşmadığı takdirde ona yem olacağını bilir.“ İkinci yazı ise şöyleydi. “Afrika’da her gün bir aslan uyanır ve uyanır uyanmaz koşmaya başlar. Çünkü ceylandan daha hızlı koşamazsa aç kalacağını bilir.“

Tabii ki ceylanın kaçış stratejisi ile arslanın avlanma stratejisi de en az hızlı koşmak kadar önemlidir ama stratejinin özünde hızlı olmanın yer aldığı da yadsınamaz bir gerçektir.

Futbolda dünya kupasının maçlarını izlediğimde tüm ülke takımlarının herşeyden önce hız unsuru ile 90 dakika güç kaybetmeksizin oynayabilme yeteneklerinin ön planda olduğunu gördüm. Bu maçları izleyen herkes de aynı şeyleri gördü. Çevremdeki futboldan anlayan tüm dostlarımın bu görüşte olduğunu, maçlarla ilgili konuşmalarımızda söylediklerinden anladım.

Diğer taraftan bazı istatistiklerin, şayet stratejik altyapı gereğince oluşturulmadıkça yanıltıcı olabildiğini de hep beraber anladık. Örneğin Gerek Avustralya ve gerekse Paraguay maçlarında Türkiye milli takımı topa sahip olma yüzdesine bakıldığında rakiplerine ciddi fark atsa da sonuçta her iki ülkeye de yenildi.

Demek ki, topa sahip olmanın yüzdesel olarak fazla olması, şayet topa sahip olmaya kalite katamıyorsanız, yani hız ve strateji ile birleştiremiyorsanız bir işe yaramıyormuş. Adamlar beş kere hızla sahana gelip, altı kere şut atıp, üçünü gol yapıyorsa, senin onlarca hazırlık pası yapıp yan paslar, geriye paslar vb. ile vakit kaybedip, rakip kendi kalesinin önüne etten duvar ördükten sonra rakip sahaya gitmenin bir kıymeti harbiyesi yokmuş.

Demek ki bu rakipler senden daha kötü oldukları için sen topa bu kadar uzun süre sahip olmuyormuşsun. Adamlar stratejileri gereği topu sana bırakıp seni kendi kalelerine çektikten sonra senin sahana attıkları uzun paslarla hızla sonuca gitmeyi planlamışlar. Başarılı da oldular.

Başta da söylediğim üzere hızlı olacaksın, stratejini doğru kuracaksın, ve tabii ki güçlü olacaksın. Bütün bunları bir araya getiremiyor, buna hırs unsurunu ekleyemiyor, sonuçta hem teknik ekip ve hem de futbolcular olarak maçı okuyamıyorsan aldığımız sonuç kaçınılmaz oluyor.

Ha bir de buna goygoyculuğu da eklemek gerek. Her medyada, her reklamda fazla abarttık gibi geliyor bana. Psikolojik olarak oyuncularımızı aşırı yükledik sanki. Nasıl olsa kazanırız psikolojisi de bu sonuçta rol oynadı gibi geliyor bana.

Sonuçta, bizimkiler koşamadı. Aç olmadıkları belli. Yeterince doyurduk. Ama av oldukları, diğer takımlara yem oldukları açıkça ortada.

Neyse, bizi bu turnuvaya taşıyanlar da aynı çocuklar. Bunu gözden uzak tutmamak gerek. Bu sefer böyle oldu, bir dahakine daha iyi olur. Çocukları fazla hırpalamayalım ama eleştirilerimizi de söyleyeceğiz tabii ki.