Eskiden 'Cambaza Bak ' derlerdi, cüzdanımızı korumaya çalışırdık. Şimdilerde AKP İktidarı her tarafta cambaz oynatıyor. Gündem değiştirme uzmanı oldular. Sorun vatandaşa; 'En önemli sorununuz nedir? ' diye. Verecekleri cevabın tamamı ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, enflasyon olacaktır. Ama bakın medyanın gündemine; Yandaş medyada tek satır bu sıkıntılardan söz edilmiyor. Muhalif medya derseniz o da ancak dördüncü, beşinci sayfalarında yer vermeye çalışıyor vatandaşın dertlerine.
Peki ne var gündemde? 'Çerçeve Yasa' denilen içeriğini kimsenin tam olarak bilmediği yasa var. Bir anda gündeme getirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması var. Butlancı CHP'nin AKP ile birlikteliği var. Her gün tekrarlanan gözaltılar, tutuklamalar var.
****
Tamam bunlar da gündem, ancak bunlar iktidarın ekonomik beceriksizliğini ikinci plana atacak gerçekler mi? Sorun 50 derece sıcaklıkta fabrikada boğaz tokluğuna çalışan işçiye butlancı CHP hakkında ne düşündüğünü ya da bütün gün parkta çay ve simitle gününü geçiren emekliye; Mekke anlaşması hakkındaki görüşlerini, veya pazarda ucuz sebze-meyve peşinde koşan teyzeye; Çerçeve Yasa tasarısını. Terlikle sizi kovalamıyorsa kendinizi şanslı sayabilirsiniz.
Şu bir gerçek ki, ülkedeki birçok sorunun altında ekonomik sebepler yatmakta. Sokak çeteleri, İBAN mağdurları, yasa dışı bahisler, sanal kumarlar hepsi bozuk ekonomik düzenin ürünleri. Bakın son yıllarda artan boşanma sebeplerine; Neredeyse tamamı ekonomik sıkıntılar, enflasyon, geçinememezlik.
Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Sosyal ve Ekonomik Destek (SED)'in, gençlere yönelik faizsiz evlilik kredilerinin, doğum yardımlarının artırıldığını, bugüne kadar 22 buçuk milyar lira dağıtıldığını açıklamış. Bunu bir marifetmiş gibi gösteriyorlar ancak yoksulluğun artması sonucu yardımları artırdıklarını gözlerden kaçırıyorlar.
****
AKP İktidarının uyguladığı ekonomik programın özelliklerinden biri de gelir adaletsizliğine göz yumması, bir yerde de teşvik etmesi. Dünya Gelir Eşitsizliği Raporu'na göre zengin ve yoksul arasındaki gelir farkının en büyük olduğu ülkelerin başında Türkiye gelmekter. Rapora göre Türkiye satın alma gücü paritesi açısından yıllık ortalama gelir 22 bin 830 Euro. Peki yüzde 50'lik kesimin bu gelirden aldığı pay ne kadar? 3 bin 982 Euro'cuk. En zengin yüzde 10'luk kesim ise 121 Bin Euro ile kazanı kepçeliyor. Yüzde 1'lik krem tabakayı hiç sormayın; 484 bin Euro. Raporda ,hem gelirin hem servetin giderek artan bir şekilde en yüksek gelir ve servete sahip olan kesimlerde yoğunlaştığı belirtiliyor.
Gelir eşitsizliği derinleşirken bir yanda yoksulluk artmakta, diğer yanda lüks tüketim hızla yükselmekte .Basit bir örnek; İsviçre'den yapılan lüks saat ithalatı son bir yılda yüzde 6.9 oranında artarak 165 milyon Frank'a ulaşmış. İsviçre'nin saat ihracatında en hızlı büyüyen ülke ünvanını almışız. Lüks Tüketim artık öyle boyutlara ulaşmış ki arsızlığın, yüzsüzlüğün ötesinde küstahlığa varmış. Milyonluk İsviçre saatlerinin üzerine havyar koyan görgüsüzler, bunlarla birbirlerine servis yapıyorlar magazin sayfalarında. 5 Milyon liralık ithal çantaları da objektiflere dayayarak poz veriyor yeni zenginler. İşte 24 yıllık AKP İktidarının ülkeyi getirdiği nokta bu. Vatandaş cambazlara baka-dursun.