Neler yaşıyoruz? Nasıl bu hale geldik?
Her yerde şiddet, yolsuzluk, dolandırıcılık, rüşvet, tecavüz, kadın cinayetleri...
İçişleri Bakanı açıklıyor; 2023'ün 11 ayında 326 organize suç örgütü çökertilmiş. 401 operasyonda 2 bin 88 kişi tutuklanmış. Ele geçirilen silahların haddi hesabı yok. Sormazlar mı insana, bugüne kadar neredeydiniz, diye. Bunların ele geçirilmesi için illa bakan değişikliği mi gerekiyordu?
Yolsuzluk, rüşvet, israf yaşamın her alanında. 'Çalıyorlar ama çalışıyorlar' cümlesini kullanan başka bir ülke var mı acaba dünya üzerinde?
Toplumdaki şiddet eğilimi ana haber bültenlerinin vazgeçilmezi. Gün geçmiyor ki bir kadın cinayete kurban gitmesin, şiddete, tacize uğramasın. Müthiş bir silahlanma eğilimi toplumu sarmış. Trafikteki en basit tartışmada silahlar ateşlenmekte. Saygısızlık, saldırganlık bir yaşam biçimi haline gelmiş. Bir öfke patlaması yaşanmakta.
Kolay yoldan para kazanma adeta bir histeri nöbetine dönüşmüş. Vergi kaçıranlar, kara para aklayanlar, yasadışı bahis olağan kabul ediliyor. Hırsızlara kızılmıyor. Futbolcu 17 milyon doları ile yetinmiyor. Hiçbir şey yapmasa yedi göbeğe yetecek parasını bir ayda 20 milyon dolara çıkarmaya çalışıyor. Para hırsı zirvede. Akademisyen düzeyindeki insanlar bile dolandırıcılık peşinde...
HHH

Hayatın her alanında çürüme... Sanattan, kültürden, eğitimden, spordan ağır kokular geliyor.
Kulüp Başkanı sahada hakem dövüyor. Yasadışı bahisler, kara para aklamalar, şike iddiaları sporda başarılardan daha fazla konuşuluyor .
İnsaflar susmuş, vicdanlar çürümekte. İktidarı eleştiren muhalif milletvekili yere düşmüş, can çekişiyor. Vicdanı kurumuş milletvekili 'Allah’ın gazabı böyle olur!' diyor.
Eğitimde çürüme akıl alacak gibi değil. Milli Eğitim Bakanı itiraf ediyor. Tarikat ve cemaatlerle protokol imzaladıklarını söylüyor. Tertemiz beyinleri zehirlemeyi protokole bağlamışlar.
Nasıl bir çürüme bu? Bir sokak röportajında (Sokak Gazetesi) bilinçli bir vatandaş konuyu çok güzel açıklıyor;
-Durumlar nasıl, geçinebiliyor musunuz?
-Bilinen bir şey sorulur mu? Bence Türkiye'nin başka bir gerçekliği var. Bu gerçeklik iktisadi gerçeklik değil. Sosyal çürüme var şu anda Türkiye'de. Dünya tarihi iktisadi olarak her zaman toparlandı. Bir sürü krizler gördü. Ekonomi her zaman toparlanır. Kapital kendini yok etmez. Bunun düzelmesi çok zor. Dönüşü olmayan bir yerdeyiz.
-Sosyal çürümeyi biraz açıklar mısınız?
-Etik denen şeyin yok olması. Etik yaşam felsefesidir. Türkiye'de yaşam felsefesi kalmadı. Türk edebiyatını, Türk sinemasını, Türk tiyatrosunu düşünün. Edebiyatta, tiyatroda, sanatta , düşünde hiçbir şekilde göçmen kültürü, mülteci kültürü ya da mafya ya da kara para aklama gibi kavramlar olmazdı. Ama şu anda biz yavaş yavaş kültürel anlamda bütün ortaya çıkacak yapıtlarda bu kavramlarla karşılaşmaya başlayacağız. Sosyal çürüme bu demek. Başka bir toplum olduk. Biz Güney Amerika ülkesi değildik. Ama Güney Amerika olmaya başladık. Çok tuhaf değil mi?
Röportaj özetle böyle. Sokakta böylesine bilinçli vatandaşların çoğalması çürümenin önüne geçebilir mi acaba?