Sarıklı, cübbeli, şalvarlı, çarşaflı bir güruh Gazze'yi bahane ederek sokaklara dökülmüş, 'Hilafet' naraları atıyor.
93 yıl önce de sapık bir güruh Menemen sokaklarında salyaları akarak aynı narayı atmaktaydı.
İstanbul'da Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Esat gizli örgütlerinin lideriydi. Kapatılan tekkenin militanlarını Erenköy'deki köşkünde örgütlüyordu. Ülkenin birçok yerine halifeler atayarak, her yaştaki kişileri devrim düşmanı olarak eğitiyorlardı.
Manisa Tevfikiye Mahallesi’nde yapılan toplantılarda ihanetin tohumları yeşertiliyordu. Toplantılarda Giritli Mehmet adlı bir uyuşturucu müptelası 'Mehdi' ilan ediliyordu. 23 Aralık 1930 günü Menemen'e hareket ettiler. Müftü Camii'ndeki sabah namazında eylemlerine başladılar. Halkı yanlarına çekmeye çalışıyorlardı. Attıkları naraları bugün Atatürk devrimlerine kin kusanlardan pek farkı yoktu;
''Ey Müslüman kardeşler! Şapka giymek günahtır! Bu gavur icadını atın başlarınızdan! Çiğneyin ayaklarınızın altında. Artık Türkiye'de zındıkların borusu ötmeyecek, din devleti kurulacak!''
HHH
Ne kadar benziyor değil mi günümüz yobazlarının sloganlarına?..
Sonrası bir felakettir. Cumhuriyet’in genç yedeksubay öğretmeni Mustafa Fehmi Kubilay ve Bekçi Hasan hunharca katledilerek şehit edildiler. Olay ülkede büyük bir üzüntü ve tepki yarattı. Cinayetin ardında, başlatılacak bir isyanın önemli sonuçlar doğuracağına inanan İstanbul'daki tarikatın olduğu anlaşıldı.
İstanbul, İzmir, Manisa ve Balıkesir'de yapılan operasyonlarda üç yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Yargılama sonucu 36 sanığa ölüm cezası verilirken 41 kişi hapis cezalarına çarptırıldı. Cezalarının infazına karar verilen 28 kişi Menemen'de darağacını boyladı.
Atatürk 27 Aralık tarihinde Genelkurmay Başkanına gönderdiği mektupta şöyle diyordu:
''Büyük Ordunun kahraman genç subayı, Cumhuriyet’in ülkücü öğretim heyetinin değerli üyesi Kubilay Bey, temiz kanıyla Cumhuriyet’in yaşama gücünü tazelemiş güçlendirmiş olacaktır.''
Aradan koskoca 93 yıl geçmiş hala Cumhuriyet’in yaşama gücünü zayıflatmaya çalışan hainler ortalıkta. Yüz yıldır aynı nakarat; 'Şeriat, Hilafet' kusuyorlar ama kursaklarında kalıyor. Milli Eğitim’de cemaatlerle protokol imzalayanlar, ilkokul çocuklarının beynini yıkamaya çalışan imamlar, caddelere İngiliz işbirlikçisi hain Şeyh Sait'in adını vermeye çalışanlar, yakasına Atatürk resmini asmaktan kaçınan tarikatçı olduğu iddia edilen gafil teğmenler, yandaş belediyelerden beslenen cemaatler, iktidardan cesaret alan tarikatlar asla Cumhuriyet’in yaşama gücünü zayıflatamayacak, Ata'nın devrimlerine tehdit oluşturamayacaklar.
***
İçimiz yanıyor. Kuzey Irak'ta şehit edilen kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet, milletimize baş sağlığı diliyorum. Yeni yılın bu acılardan uzak iyi bir yıl olmasını diliyorum...