Merhaba değerli 9 Eylül okurları. Bundan sonra her hafta Cumartesi günleri burada birlikte olacağız. Dünyaya Türkiye’den bakacağız.

49625A0C E634 4235 82A9 Ec2D2247Bac5

GİDEN GELMEZ

Dost kim düşman kim şaştık kaldık vallahi.

İsrail ve ABD dostumuz mu düşmanımız mı mesela?

Yüce iktidarımızın hikmetinden sual olunmayan Picassovari (veya Dali dolu) dış siyaseti benim gibi 30 yıllık bir diplomasi muhabirini bile şoka sokuyor.

Hani tamam, İnönü İkinci Dünya savaşında herkesi aynı anda idare etti ve bizi savaştan kurtardı (ama sonra ABD’nin uydusu olduk, faturası ağır oldu) ama AK Parti’nin bu hibrit 3. Dünya savaşındaki tutumunu anlamak çok zor.

Ha, devlet aklı diyecekleri duyar gibiyim.

Evet bir devletin aklı var ama bu hangisi onu tam bilmiyorum!

Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’de (yani Mavi Vatan’da) karşımızda oluşan koalisyon ile Arap Yarımadasında ittifak yapıyoruz resmen.

İsrail ile sözde savaşa giderken, özünde İsrail çıkarları için Suudi Arabistan’a asker göndermeye kadar vardırıyoruz işi.

Mekke Anlaşması daha TBMM’de onaylanmamışken bir de.

Bu esnada Kıbrıs Rum Kesimi’nde ABD, İsrail, Yunanistan, Mısır, Fransa ve İngiltere bize karşı yığınak yapıyor, Türkiye ise Riyad’daki toplantıda Pakistan ve Suudi Arabistan ile kolektif savunma taahhütlerinin uygulanması ve mutabık kalınacak askeri kuvvet ve kabiliyetlerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması konusunda karar aldı.

Tarihimizde en az üç kez gidenin gelmediği Yemen’e asker mi göndereceğiz yani?

Trump’ın bile korkup kaçtığı Bab el Mendep’i biz mi kurtaracağız?

Birinci dünya savaşında İngiliz dostu Suudilere karşı Osmanlı’nın yanında savaşan Zeydiler’in oluşturduğu Ensarallah ile savaşacaksak İran ile de savaşacağız demektir.

İZMİR’DE NATO EDGE 2026

NATO’nun Temmuz ayında Ankara’da düzenlediği zirve, ülkemizde etkisini sürdürmeye devam ediyor; şehrin abluka altına alınması, yeniçeri yürüyüşleri, etkinliğe ev sahipliği yapma etrafında inşa edilen “büyük Türkiye” anlatısı ve insanların hâlâ hapiste olmasına neden olan tutuklamalarla damgasını vuran bir zirveydi.

NATO Temmuz zirvesi hem uluslararası alanda hem de Türkiye için “yeni bir dönemin” başlangıcını işaret etti. Dünya savaş düzenine girerken biz de bundan payımızı alıyoruz.

Bu arada, NATO’nun ülkemizdeki işi henüz bitmedi. “Türkiye’nin önemi” anlatısı çerçevesinde ele alınacak bir başka kritik NATO etkinliği yaklaşıyor: NATO Edge 26.

17-19 Kasım’da İzmir’de düzenlenecek olan NATO Edge 26, “inovasyon,” “hazırlık” ve “geleceğin güvenliği” gibi kavramlarla tanıtılıyor. Ya da daha açık bir ifadeyle: askeri teknolojilerin, savunma sanayinin ve savaş kapasitesinin pazarlanması ve entegrasyonu.

Bu durum, uzun zamandır “teknolojinin militarizasyonu” olarak tanımlanan kavramın kapsamını önemli ölçüde genişletiyor.

NATO Edge 26 katılımcı profili bunu açıkça ortaya koyuyor. Bir tarafta Airbus, Anduril, ASELSAN, Leonardo ve Thales gibi savunma devleri; diğer tarafta ise AWS, Cisco, Cloudflare, Broadcom, BlackBerry, UiPath ve Planet Labs gibi sivil teknoloji şirketleri yer alıyor.

Fuar İzmir’de 32 NATO ülkesinden temsilcilerin katılacağı etkinliğe Türkiye’den katılım ise beklenenden az. EBSO’ya göre, etkinlikte Türk savunma sanayi kuruluşları için başlangıçta ayrılan 100 stantlık kontenjan, yerli şirketlerden beklenenden daha az başvuru gelmesi üzerine 40’a düşürüldü.

AVRUPA BAHARI

Arap Baharı’ndan sonra bu da Avrupa baharı. Fransa’da sadece öğrenciler değil resmen halk ayaklandı. 1980'den bu yana halklara dayatılan neoliberal sistem iflas ediyor. Fransa’da eski Rotschild bankeri Macron, Almanya’da eski Blackrock Temsilcisi Merz, İtalya’da Mussolini sempatizanı Meloni, İngiltere’de City of London elemanı Burnham ve diğerleri ABD ve neoliberal finans kapitalin doymak bilmez çıkarlarına hizmet ettiler. Gelir dağılımı bozuldu, kamu hizmetleri azaldı, ekonomi giderek kötülüyor. Şimdi ise Rusya ile savaşa kalkışıyorlar. Halk artık yeter diyor. Fransa'da yaşananlar Avrupa Baharı'nın ayak sesleri. Tüm Avrupa ülkelerinde halk sokaklara inmeye başladı. Bakalım sonu nereye varacak?