Amerika’da heyecanla beklenen ara seçim sonuçları Trump rejimi için tam bir hezimet oldu. Demokratlar senato ve kongreyi sildi süpürdü. Valilikleri ve eyaletlerdeki kritik görevleri aldı. Diyeceksiniz ki, “E tamam işte seçim yapılmış muhalefet kazanmış, İran ne alaka?” Şöyle ki ben, Trump’ın yardımcısı JD Vance’ın yalancısıyım. Vance seçim sonuçlarının hemen sonrası yaptığı resmi açıklamada aynen şöyle dedi: "Kaybetmemizin sebebi İran Savaşı." Trump bile bunu kabul etti.

“Tavuk mu yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı tavuktan?” paradoksu misali “İsrail mi ABD’yi yönetiyor yoksa ABD mi İsrail’i” sorunsalı, Trump’ın şahsında cevaplandı: “Netanyahu Trump’ı yönetiyor!” Muhtemelen Epstein dosyaları ile şantaj yaparak veya başka bir şekilde, ama gerçeklik buydu. Ve Trump hem İran savaşını hem de seçimleri kaybetti. Artık o tam bir “topal ördek”, ne kongrede ne de senatoda istediği bir yasayı geçirebilir bundan böyle.

Ara seçimin bir önemli sonucu da ekonomik sıkıntılar yaşayan ABD halkının artık İsrail’e verilen koşulsuz destekten ve her işe burnunu sokmasından bıkması oldu. İsrail ve ona bağlı örgütlerin desteklediği adaylar çoğunlukla seçilemedi. JD Vance yaptığı açıklamada “seçmen bize İsrail ile olan ilişkimizin doğasını değiştirmemiz gerektiği mesajını verdi” dedi. Seçimde ilkler de yaşandı. New Mexico’da ilk kez bir Kızılderili kadın Vali seçildi. Deb Haaland, “Breaking bad” dizisinden tanıdığımız eyaletteki seçim kampanyasını yerli kıyafetleriyle yürütmüştü.

Deb Haaland is one of the first Native American women elected to Congress | National Geographic

Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta Elon Musk’ın 200 milyon dolar döktüğü aday yerine ilk kez demokrat Latin kökenli aday kazandı. Michigan’dan seçilen Filistin destekçisi Demokrat Abdül El-Sayed, ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü oldu. Georgia eyaletinde Demokrat aday Keisha Lance Bottoms, ABD'nin ilk siyahi kadın valisi seçildi. Yani kısacası Trump çok sıkı bir dayak yedi. Şimdi beklenen, İsrail ile birlikte İran’a saldırması. Ancak İsrail’deki seçimlerde hükümet çoğunluğunu yitiren Netanyahu’nun da işi zor artık.

Initial peace deal between Iran and the United States: so much for that! - Cartooning for Peace

Karikatür: Sini – Avusturya 2026

İran ise epey eğleniyor. İranlı sosyal medya kullanıcıları ABD ara seçim sonuçlarıyla dalga geçiyor: “Evet rejim değişikliği gerçekleşti, Ama Amerika’da!”

SİBER SAVAŞLAR

Toplamda 33 Batılı hükümet geçen hafta bir anda ağız birliği etmiş gibi halklarına “en az 3 günlük su ve gıda stoklayın, elektrik kesintilerine hazır olun” uyarıları yapınca herkes korktu. “N’oluyoruz!?” diye insanlar birbirine sormaya başladı. Sonra bir anda Avrupa’daki süpermarketlere siber saldırılar başladı. Marketlerdeki dondurucuların ısıları yükseltilince gıdalar bozuldu. Tedarik zincirinde krizler yaşandı. Hatta Fransa’da kan bankasına bile saldırı oldu. Avrupalı liderler hemen suçluyu ilan etti: Rusya. Zaten epeydir Rusya’ya karşı savaşa hazırlanıyorlardı. Olağan şüpheli Rusya iken bir de Kuzey Kore eklendi. Sözde Kuzey Koreli hackerlar, kripto para borsası Binance’e girip 6,3 milyar dolarlık kripto para çalmıştı.

Peki olay bu kadar basit miydi? Olmayabilir. 2020 Temmuz ayında Dünya Ekonomik Forumu (WEF), elektrik, iletişim, ulaşım ve internetin felç olması senaryosunu içeren bir siber saldırı simülasyonu düzenledi. Simulasyonun adı Siber (Cyber) Poligon idi.

Forum’un ünlü başkanı Klaus Schwab, "simüle edilmiş bir senaryo" temelinde, siber saldırının şu şekilde olabileceğini kesin bir dille ima etti:

“Elektrik tedarikini, ulaşımı, hastane hizmetlerini, toplumumuzu bir bütün olarak tamamen durma noktasına getirebilir…Bu açıdan bakıldığında, COVID-19 krizi büyük bir siber saldırıya kıyasla küçük bir aksaklık olarak görülecektir.”

Çin dışında Rusya dahil 48 ülkeden temsilcilerin katıldığı simülasyon, siber saldırılarla gelen felaket senaryoları üzerine kuruluydu.

Netflix'te 2023’te yayınlanan Hollywood yapımı "Dünyayı Geride Bırak" filmini hatırlıyor musunuz? Eski ABD Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama'nın yapımcılığını üstlendiği film, nereden geldiği bilinmeyen bir sürpriz saldırının ardından toplumun çöküşünü konu alıyordu. Film, ABD elektrik şebekesine yönelik bir siber saldırıyı ima ediyordu.

Siber saldırılar senaryodan öteye de geçti. ABD’de Siber Poligon simülasyonundan hemen 4 ay sonra, 2020 Aralık ayında bir seri siber saldırı oldu. Finans, ticaret, enerji ve savunma alanındaki resmi kurumlar hedefteydi. Saldırının “ulusal güvenliğe etkileri olabileceği” belirtildi.

2025’te yine siber saldırı sonucu Güney Avrupa'da yaygın bir elektrik kesintisi yaşandı ve Portekiz, İspanya ve Güney Fransa'nın bazı bölgelerini etkiledi. 2015 Nisan’ında Türkiye’de de nedeni bilinmeyen ulusal bir elektrik kesintisi meydana gelmişti.

Distopik senaryolardaki biyolojik virüs bugün bilgisayar virüsüne dönüştü. Senaryo değişmedi.

Katherine Austin Fitts, Amerikalı eski bir bankacı ve eski (1989-90) Şehircilik Bakan Yardımcısı. 2021’de şunları söylüyordu:

“Dünya bu virüsle (Covid 19) birlikte demokrasilerden, teknokrasilere doğru evriliyor. Buna bir darbe denebilir mi? Evet bu bir virüsten çok bir darbeye benziyor. Finansal darbenin sonuçları sihirli bir virüse yüklendi. Neden şimdi? Bunun bir sebebi de, artık teknoloji insanlar üzerinde bu geniş kontrolün sağlanmasını mümkün kılıyor. Uzay teknolojisi, yapay zeka ve bulut sistemleri, nano teknolojiler vs. Artık eskiden hayal edemeyecekleri bir olanağa kavuştu zengin küreselciler. Onlar artık hükmeden teknokratlar.”

Korku faktörü her zaman işe yarar. Sıradan insanlar korkunç bir görünmez düşmandan korunmak için her türlü güç odağına sığınma ihtiyacı duyar.