Şampiyonluk umuduyla başlayan sezonda, ilk iki haftayı bir puanla kapattı Karşıyaka.

Etimesgut yenilgi sineye çekildi. “Yol kazasıdır, olabilir” denildi. Sezona binbir sorunla giren Altay ile oynanacak derbiyi, ligin ilk maçı kabul etti Kaf-Kaf. Yeni bir başlangıç için Alsancak’a koştu binlerce yeşil-kırmızı aşığı.

Peki ne oldu?

Ofsayt diye iptal edilen 3 gol, direkten dönen 3 top, sancılı 70 dakika sonra gelen gol ve 84’te fahiş bir hata sonucu eşitlenen skor. Altay’a bayram, Karşıyaka’ya hüsran. Hayal kırıklığının özeti bu.

Etimesgut maçında da iyi futbol sergilemedi Karşıyaka. Tempo bulamadı, iyi organize olamadı, savunmada açıklar verdi, fazla pozisyon üretemedi. Direkten dönen top ve kaçan bir iki pozisyon beklentilere yanıt vermeyen Kaf-Kaf’ın taraftarına sunduğu umut kırıntısıydı. Böyle bir başlangıcın ardından Altay maçı aslında ilaç gibiydi. Yönetimi kayyum başvurusu yapan, transfer yapamayan, gençleriyle hayatta kalma savaşı veren Altay’a karşı galibiyet çantada keklik görünüyor, herkes Kaf-Kaf’tan farklı galibiyetle patlama bekliyordu.

***

Aslında maçın geneline bakıldığında bu beklentiye karşılık olacak bir görüntü vardı. Altay’ın kafasında gol atma düşüncesi “yok” gibiydi. Farkın ortaya çıkmaması, tamamen KSK’nin bana göre rakibinin zaaflarını görememekten kaynaklandı. Altay’ın iki oyuncuyla marke edip, ilk topları aldırmadığı Erhan’ın kanat bile değiştirmeden aynı pozisyonda kaldı. Buna müdahale edilmemesi Kaf-Kaf’ın ilk hatasıydı. Ömer Faruk gibi bir golcünün yüksek toplarla yeterince beslenmemesi ikinci yanlış. Üzerine gelen her topu sektiren Altay kalecisi Ulaş Hasan’ın koruduğu kaleye, doğru dürüst şut çekmemek başka bir hata. Doğruyu söylemek gerekirse; bu yanlışlar bana, geçen sezon Play-Off Grup Finali’ndeki Ayvalık yenilgisini hatırlattı.

Elbette Altaylı futbolcuların sürekli oyundan zaman çalma uğraşı, sadece KSK’nin oyununu bozmaya odaklanması ve buna bağlı olarak yükselen tansiyon ortaya çıkan skorda etkili oldu. Ancak Kaf-Kaf’ın rakibi bir türlü çözememesinde sorumluluk tamamen kenar yönetimdeydi. Hele hele KSK Teknik Direktörü Burhanettin Basatemur’un 70’te gelen golden sonra, 1-0’ın üstüne yatarcasına Erhan, Mücahit ve Ömer Faruk gibi üç asını 81. dakikada oyundan alması, kaptan Ensar’ın 84’te Altay’a golü hediye eden hatası kadar büyüktü. Burhanettin Hoca, 81’de “Altay’ın gol atacak hali yok. 1-0 olsun benim olsun” düşüncesiyle yaptığı üçlü değişiklik, panikle gelen en büyük yanlıştı. Bu hamle, Altay’ın 3 dakika sonra bulduğu golün ardından KSK’nin elini kolunu bağladı.

***

Evet; bir sezona daha “O gece bu sene” diye başlayan Karşıyaka, ikinci haftayı galibiyet alamadan geçti. Bu hafta Bursa Yıldırım deplasmanı var. Çok kritik bir viraj.

Burhanettin Hoca bu maça öğrencilerini hazırlarken, Altay maçında KSK taraftarının tribünde posterini açarak andığı ve 23 yaşında elim bir kaza sonucu hayata veda eden Serhat Devrim Çağıl’ın geçen sezon Balıkesir deplasmanında kendisine söylediklerini hatırlamalı.

Balıkesirspor yenilgisi sonrası tribüne gelen Burhanettin Hoca’ya ne demişti, merhum Serhat Devrim Çağıl; “Hocam biz sizi çok seviyoruz. Ama Karşıyaka’yı sizden daha çok seviyoruz.”

Evet, aynen öyle… Karşıyakalılar taraftarı, KSK’yi her şeyden çok sever… Karşıyakalılar, yenilgiyi değil, mücadeleyi sorgular. Karşıyakalılar maçın skoruna değil, sporuna bakar. O nedenle tribünlerden “Biz herkesten farklıyız, Kaf Sin Kaf’lıyız.” sesleri yükselir. Karşıyakalılar KSK armanın, formanın değerini bilir. İsimleri değil, armasını, formasını yücelteni baş tacı yapar.

Karşıyaka’da teknik kadro ve oyuncular, taraftardan sitem değil, sevgi görmek, zirve yarışında onların desteğiyle yol almak için, bu hafta Bursa’da şampiyonluk umutlarını yeşertecek mesajı vermelidir. Aksi halde ne olur?

Umutlar azalır, heyecan azalır. “Lig daha yeni başladı” söylemleri, kimseyi teselli etmez. Tribünlerin rengi gider, KSK’nin genç yönetiminin şevki kırılır. Yani Bursa Yıldırım maçı, bana göre Kaf-Kaf için bir kırılma noktasıdır.