Başlığı görüp Bekir Yıldız'ın o güzel romanı aklınıza gelmesin. Ben burada bir olaydan yola çıkıp evliliklerin nasıl ticari bir olaya dönüştüğünü anlatmak istiyorum.
Neyse, olaya gireyim. Almanya'da yaşayan 37 yaşındaki damat adayına Türkiye'den kız buluyorlar. Yaşı çok genç değil ama damat sevimli oğlan çocuğu gibi. Tombik yanakları, temiz yüzüyle iyi niyetli olduğu her halinden belli. Ama yaşadıkları yüreğine oturmuş, o da belli.
Her şey hazırlanmış. Düğün salonu tutulmuş. Derken maddi talepler yüzünden maraza çıkmış ve düğün iptal olmuş. Araya hatırı sayılır kişiler girmiş. Durum yumuşatılmış. Ama mantık aynı. Kafa aynı.
Tekrar düğün salonu tutulmuş, yeniden hazırlıklar yapılmış.
Fakat. Düğünden bir gün önce: Yine tartışma.
Yine anlaşamama. Sonunda isteklerin altından kalkamayacağını anlayan damat teşekkür etmiş ve evlilikten vazgeçtiğini açıklamış.
Kız tarafı ise burnundan kıl aldırmadan, hiç müdana etmeden çekip gitmiş.
****
E düğün salonu hazır. Orkestra hazır. Ödemeler yapılmış. Geriye ne kalmış? Bir araya gelip eğlenmek. Görüntüleri gördüm. Herkes çok mutlu. Gelinsiz düğün ancak bu kadar güzel olur!
Damat şöyle diyor: “Ben Almanya'da yaşıyorum. Akrabalarla çok nadiren bir araya geliyoruz. Bu fırsatı kaçırmak istemedim.”
Çok da güzel yapmış. Şimdi gelelim asıl meseleye.
Ne yazık ki evliliklerin önemli bir bölümü daha kurulmadan ticari bir anlaşmaya dönüşüyor. Ne kadar altın? Ne kadar takı? Ev nerede? Araba var mı? Düğün nasıl olacak? Kim ne alacak? Kim ne verecek?
“İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta...” lafta kaldı.
Sonra da yıllarca süren mutsuzluk hikâyeleri.
Benim de bu konuda bir tezim var:
Eşini harcayan, kendini harcar. Damat adayları. Eğer “Ben hayatımı yaşamaya devam edeyim, karım da evde oturup beni beklesin” diyorsanız, daha çok beklersiniz. Gelin adayları. Eğer karşınızdaki damadı yolunacak kaz olarak görüyorsanız, o kazdan size koca çıkmaz.
Eğer daha nikâh masasına oturmadan hesap makinesi çıkarıyorsanız. Kusura bakmayın ama siz evlenmiyorsunuz. Şirket kuruyorsunuz.
Evlilik konusunda epey eğitimli biri olarak bilgi vereyim istedim.
Sonra uyarmadı demeyin.