Bir aristokrat olarak doğan, ölümsüz eserleri Savaş ve Barış, Anna Karenina’ yı yazdıktan sonra hayatın anlamını sorgulamaya kendini adayan dünya edebiyatının dev yazarı Lev Tolstoy. Çocuk yaşta anne ve babasız kalması onun yönünü sahip olduğu zenginliğe değil sadeliğe, şiddetsiz bir yaşam arayışına çevirmiş. Tolstoy’un insanlığın manevi dünyasına armağan ettiği öyküsü İnsan Neyle Yaşar günümüzde de sevilen ve okunan eserler arasında. Yazar öyküsünde yoksul ayakkabı ustası Semyon’un, çok soğuk bir kış akşamında karda çıplak yatarken bulduğu, kim olduğunu nereden geldiğini açıklamayan tuhaf görünümlü adama merhamet duyarak evine getirmesini ve ailenin bu misafirle değişen kaderini anlatmış. Öyküde sorduğu insan neyle yaşar sorusunu SEVGİ diye cevaplıyor ve insanın yalnızca maddi varlıkları ile değil birbirine duyduğu sevgi ve merhamet bağları sayesinde yaşadığını anlatan eserlere çok güzel bir örnek olarak gösteriliyor.
Şubat ayında bu köşede hayvan hakları ile ilgili yazılar yazmaya başladım. Uzun yıllardır sahada çalışan bir gönüllü olarak ülkemizdeki hayvanların ve hayvan hakkı savunucularının içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışıyorum. Bazen öyküleştirerek bazen rakamlarla. 2 Ağustos 2024 tarihi ülkemizde hayvanlara dair sevgi ve merhametin askıya alındığı gün oldu. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda 7527 sayılı yasa değişikliği yapıldı. Hayvanlar, hayvan hakkı savunucuları ve evcil hayvan sahipleri için iki yıldır her yer karanlık. Bu süreçte yasa değişikliğinin yapılmasına neden olarak gösterilen rakamlar doğruysa üç milyondan fazla köpeğimizin yaşam hakkı ellerinden alındı.
Katliam Yasası’ndan Sonra Olanlar
5199 sayılı Hayvan Haklarını Koruma Yasası 2004 yılından bu yana yürürlükteydi. Eksiklerine rağmen hayvan odaklı bir yasaydı. Yirmi yıl boyunca sokak hayvanlarından sorumlu yerel yönetimler popülasyonu kontrol altına alma, kamu kuruluşları da kontrol mekanizmalarını çalıştırma görevlerini yerine getirmediler. 7527 sayılı değişiklik yalnızca 17 maddeydi ama etkisi çok büyük oldu. Amacın hayvanları koruma olduğunda ısrar edildi. Ama görünen usulsüz toplamalar, ihlaller, barınaklara istiflenir gibi kapatmalar ve katliamlar oldu.
Barınaklar Halka Kapatıldı
Belediyeler ve denetleyici kamu kuruluşları yasa değişikliğini kendi istedikleri gibi yorumladılar, uyguladılar, uygulamaya devam ediyorlar. Belediyelere barınak ve doğal yaşam alanları yapmaları için 2028 yılına kadar süre tanınmıştı. Bu tarihe kadar beklenseydi katliamlar yaşanmayacaktı. Köpek nüfusu çok kolay kontrol altına alınabilirdi. Onun yerine valilik kararları ile sokaklarda yaşayan tüm köpekler toplanmaya başlandı. Nereye koyulacakları hesap edilmeden. Belediyeler de 2028 yılına kadar beklenmesi için ısrarcı olmadılar. Hayvan refahına uygun yaşam alanları yapmak için harekete geçmediler usulsüz yöntemlerle topladıkları köpekleri sağlıksız, kuralsız barınaklarda hayvan sevgisinden yoksun personelin ellerine bıraktılar. Kapasitelerin çok üzerinde hayvan barındıran barınaklar, ilgisiz yönetimler, sevgisiz personellerle ölüm kamplarına dönüştü. Toplama koşulları vicdanlı insanları isyan ettirdi. Yaş, kilo gözetmeden tüm köpeklere aynı oranda atılan anestezik maddeler yüzünden birçok köpek barınağa bile varamadan hayatını kaybetti. Yasaya göre barınaklarda her köpeğe ayrılan alan on metrekare kuralı hiç uygulanmadı. Birçok bakım evinde aynı koğuşu o kadar çok köpek paylaşıyor ki ya üst üste uyuyorlar ya da ayakta. Yemek yüzünden çıkan kavgalarda, yemek yiyemeyip açlıktan ölenler, bulaşıcı hastalıklara yakalananlar köpeklere yaşatılanların bir bölümü. İnsan kaynaklı ölümleri anlatmaya hiçbirimizin yüreği dayanmıyor. Bu kadar yoğun toplamalarda düzenli kayıt tutulmuyor tabii. Köpeklerin hangi bölgeden alındığı, hangi semtte yaşadığı, kaç yaşında olduğu, herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığı bilinmiyor. Onların nefes alan, gören, duyan, hisseden hayvanlar olduğu, bakan kişilerce verilmiş isimleri olduğu iki yıldır hiç dikkate alınmıyor.
Yapılan vahşetlerin görünmesini istemeyen belediyeler barınaklara halkın, gönüllülerin, baroların hayvan hakları komisyonu üyeleri ve gözlemcilerinin girmesini engellediler. Oysa barınaklar birer kamu kuruluşu. Vatandaşlar kamu kuruluşlarına izin almadan girebilir, oradaki bir hukuksuzluğu, kamu kaynaklarının nerelere kullanıldığını sorgulayabilirler.
Açılmadan Kapatılan Dosyalar
İki yıldır hayvan hakkı ihlalleri için hak arama başvurularında yasal süreçler işletilmiyor. Hayvan katliamları, ihlaller görüntülerle kanıtlanmış olsa dahi çok uzun süreçler sonunda takipsizlikle sonuçlanıyor. Birçok dosya görülmeden kapatılıyor. Buna karşılık ihlalleri kanıtlayan hayvan hakkı savunucuları ceza alıyor. Her gün yenisi eklenen zorluklarla insanların köpek sahiplenmeleri engellenmeye çalışılıyor. Hayvanlarla ilgili yaratılan suni korku nedeniyle herkes köpeklerden korkmaya başladı. Komşu komşunun külüne muhtaçtır atasözünü çok seven ülkemizde şimdilerde komşular arasında “köpeğin havlıyor, gece ses çıkarıyor, merdivenleri kirletiyor” kavgaları sıradan oldu. Evcil hayvan sahipleri için asosyal, psikolojik sorunları var yakıştırmaları ve ötekileştirme giderek artıyor.
Tüm bu keyfi düzenlemeler yasa ve yönetmeliklerle açıklanabilir mi? Çok yakın zamana kadar birlikte yaşama geleneğini sürdürdüğümüz dünyayı paylaştığımız köpeklerimizin yaşamları barınakların arka taraflarında kepçelerle açılan büyük çukurlarda bazen de hala nefes alıyorken atılarak sonlandırılıyor. Diğer tarafta ekosistemde yaratılan dengesizlik nedeniyle akşamları sokaklarda tilkiler, domuzlar geziyor. Sıra ne zaman kedilere gelecek diye bekliyoruz. Ama ne olursa olsun hiçbirinden vazgeçmiyoruz.
Yaşadıklarımızın ve içinde bulunduğumuz nefret ikliminin bir kabus olmasını diliyorum sık sık. 7527 sayılı yasa değişikliği onaylanmadan rafa kaldırılsaydı. Yine 5199 sayılı yasanın sokak hayvanlarının sigortası olarak kabul ettiğimiz 6. Maddesi “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” yürürlükte olsaydı. Biz bu kabustan mahallemizin bekçisi Aslan’ın havlamasıyla uyansaydık.
Tolstoy’un insan neyle yaşar sorusuna biz de SEVGİYLE diye cevap verseydik ve sesimiz tüm evrende yankılansaydı.