Mahallede her şey bir önceki gün gibiydi. Bakkal Arif dükkanının önünü süpürüyor, kapı önüne ürünlerini dizerek güne hazırlanıyordu. Hafif yağmurlu bir gündü. Islanmış toprak ile fırından taşan taze ekmek kokusu adeta yarış halinde havaya yayılıyordu. Kahvaltı için ekmeklerini alanlar hızla evlerine doğru yürürken, manav Hüseyin halden getirdiği meyveleri parlatıp tezgaha yerleştirme telaşındaydı. Acelesiz sabahın ritmi sokağın başından hızla dönen kapalı kasa bir araçla bozuldu. Dikkatler araca çevrildi. Herkes ne olduğunu çözmeye çalışırken ellerinde fileler, tasmalar ve uyuşturucu üfleyen sopalarla inen üniformalı görevliler kaldırımdaki ağacın altında berber Ali’nin getirdiği pilavı yiyen köpeğin boynuna ipi geçirip kasaya attılar hızla uzaklaştılar. Beş altı kişi arabanın arkasından koştu ama o kadar hızla yol aldı ki yetişemediler. Araç geldiği gibi hızla gözden kayboldu. Altı yıldır tüm mahallenin yemeğini, suyunu, aşısını ortaklaşa dert edindiği köpek bir anda yok oldu. Gençler toplandılar, çevredeki tüm barınaklara gittiler. Bulamadılar. Kapları iki hafta daha ağacın altında kaldı. Bir sabah kaldırımı süpüren temizlik görevlisi çöple birlikte onları konteynıra gönderdi.

Mahalle sakinlerinin akıllarında şu soru var şimdi. Altı yıldır onlarla aynı yaşamı paylaşan, hiç kimseye zararı dokunmamış köpekleri bu kentte neden istenmedi?

Dünya Sadece İnsana mı Ait?

İki yıldır sorguluyoruz hiç vazgeçmeden.

Toplanan köpekler nereye götürülüyor?

Hayvanların akibeti hakkında bilgi almak isteyenler nereye başvursun?

Toplanan köpeklerin veteriner kontrolları yapılıyor mu?

Yeterli beslenmeleri sağlanıyor mu?

Kısırlaştırılacaklar mı?

Sonrasında bakımları yapılacak mı?

Artık sormuyoruz çoğu yerde cevapları biliyoruz. İnsanların onları evcilleştirerek oluşturdukları birliktelikleri sonlandırıldı. Ortak yaşam alanlarından çekildiler. Üç milyondan fazla canlının yaşam hakları ellerinden alındı. Şimdi kentler, ilçeler sadece insanlara ait. Gözler kapandı, sesler sustu. Mama ve su kapları kaldırıldı, gece sofralarından artan yemekler sahipsiz kaldı. Birlikte yaşamayı deneyimlediğimiz, kamusal alanı paylaştığımız canlılar sonsuzluğa karıştı. Tüm bu yaşananlardan sonra düşünmeden edemiyor insan. Yaşadığımız kent, ülke, dünya yalnızca insana mı ait? İnsanın yaşam hakkı diğer canlılardan üstün mü? Şimdi sokak köpeklerine uygulanan politikalarına bakıp kentin yöneticilerini değerlendirme vakti. Yaşanan bu kabus dolu günler nasıl yöneticilere sahip olduğumuzu gösterdi bizlere. Bu kanunu çıkaran, uygulamada hevesli olan yöneticiler sorumlu oldukları kamusal alanı bir bölüm canlıya kapatmış oldular. Hangi canlının kentin yaşam unsurlarında var olacağına karar verdiler. Aynı zamanda hangi canlıların kamusal alanda zararlı olduğunu da söylemiş oldular. Ama hep savunduğum gibi pürüssüz, steril, gürültüsüz bir yaşam alanı isteniyorsa bir süre sonra başka yaşamlar da göze batacak. Kıyafeti beğenilmeyen kadınlar, gürültü yapan çocuklar, barakada yaşayan kimsesizler, başka ülkelerde yaşamak zorunda bırakılanlar, farklı cinsel yönelimlere sahip kişiler. Bir süredir kadına yönelik şiddet vakalarında, kadın cinayetlerinde, lgbt+ bireylere ait yok sayma çabalarında, göçmenlerin çaresizliklerinden menfaat sağlayanlarda sayısız örneklerle görüyoruz zaten. Sokak köpekleriyle başlayan bu ortadan kaldırma politikalarının toplumu dizayn etme çalışmalarının önemli bir adımı olarak görüyorum. Çünkü biraz akılcı düşünen kişi öldürmenin çözüm olmadığını biliyor. Bu yıl tatile çıkan kişilerin çoğunun kucaklarında poodle cinsi köpekler var. Kangal, çomar köpeklerin doğurtulmasının engellenmesi için hiçbir yaptırım yok. Üretim durmaksızın sürüyor. Hem de üreticilere ciddi paralar kazandırarak.

Bütçe Nereye Harcanıyor?

5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılan 7527 sayılı değişiklikle yerel yönetimlere üç görev yüklendi. Hayvan bakım evleri kurma, kısırlaştırma, aşılama gibi rehabilitasyon işlemleri yapma ve sahipsiz hayvanları sahiplenilinceye kadar bakım evlerinde tutma. Yakalanan bir sokak köpeği yalnızca sahiplenirse bakım evlerinden çıkabiliyor artık. Ölünceye kadar hapisteler. İlçe belediyeleri kesinleşmiş bütçelerinin binde 5’ini, büyükşehir belediyeleri binde 3’ünü bu amaçla yapılan çalışmalar için kullanmak zorunda ve ayrılan miktar başka bir amaç için kullanamıyor. Belediye bakım evlerinin çalışmaları, usule uygunluk, veteriner hekim bulundurma ve veri kayıtlar Tarım Orman Bakanlığı ve mülki amirliklerce inceleniyor. Büyükşehir Belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar bakım evlerini kurmak, mevcut bakım evi koşullarını iyileştirmekle yükümlü. Ama verilen zaman beklenmedi. Açıklanan bilgilere göre sokak köpeklerinin yüzde 95’i toplandı.

Denetleme Hakkı

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması hakkında uygulamaları içeriyor. Devlet bütçesi ve varlıkları en az maliyetle en yüksek faydayı sağlayacak şekilde, israftan kaçınarak ve hedeflere sadık kalarak kullanılmalı diyor. Belediye bütçeleri her yıl haziran veya temmuz ayında hazırlanmaya başlıyor kasım ayının başında belediye meclislerinde görüşülerek yıl sonuna kadar kesinleştiriliyor. Bu tarihlerde hazırlıklar başladı. Hepimizin yerel yönetimlerin sokak hayvanlarını toplamak için harcadıkları parayı, açtıkları ihaleleri, barınaklara alınan mamaları, tıbbi malzemeleri sorgulama hakkımız var. Benim en çok merak ettiğim yaşamı sonlandırmak için satın alınan ilaçların toplam bütçe içindeki yeri. Oran büyük olmalı çünkü sağ kalanların refah düzeyi kabul edilebilir gibi değil.

Ödenekler nasıl kullanılıyor öğrenmek vatandaşlık hakkımız ama bir gün kamu kaynaklarının şeffaflığı ilkesi uygulanırsa, öğrendiklerimize kalbimiz dayanır mı bilemiyorum.