On yıl önce sürdürülebilir tarım uygulamaları, kompost, su yönetimi konularında birlikte çalıştığım arkadaşlarımla birlikte iklim değişikliğinin konu edildiği bir çalıştaya katıldık. O dönem küresel iklim değişikliği ve dünyaya etkilerinin yer aldığı raporlar, haberler medyada giderek daha fazla yer almaya başlayınca ilgimizi çekmişti. Çalıştayda edindiğimiz bilgilerden, çıkan sonuçlardan etkilenmiştik ama hatırlıyorum daha çok zaman var hissiyle çıkmıştık toplantıdan. İlerleyen yıllarda yaptığımız sohbetlerde salonu terk ederken sahip olduğumuz düşüncede ne kadar yanıldığımızı epey konuştuk. Sorunlar, gidişat ve öngörülen sonuçlar o kadar büyük bir tabloyu içeriyordu ki bu köklü değişimi yaşamadan anlayamayacakmışız. Meğer ne kadar yakınımızdaymış. Şimdi geriye doğru bu pencereden baktığımızda on yılda dünyanın ne kadar hızlı değiştiğini gözlemleyebiliyoruz. Uzak dediğimiz her şey çok yakınımıza geldi. Dünyanın hassas dengesi yerinden oynadı. İklim değişikliğinin en belirgin göstergesi sıcaklık artışını, mevsim değişikliklerini birebir yaşıyoruz.
Sıcaklık 1.5 Dereceden Fazla Artarsa

Dünyada küresel iklim değişikliği konusunda duyarlılık gösteren, çözüme yönelik çalışmalar yapan ülkeler, sanayi faaliyetlerinin gelişmesiyle -özellikle 1950’li yıllardan bu yana- yaşanan sıcaklık artış oranını, o yılların verilerine göre 1.5 derecede tutmaya çalışıyor. 2016 yılında imzalanan Paris Anlaşması karbon salınımını azaltmayı, fosil yakıt kullanımını sonlandırmayı, rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerjilere yönelinmesi gerektiğini içeriyor. Dünyada sıcaklık 1.5 dereceden fazla artarsa neler olur hiç düşündünüz mü? Öncelikle kutuplardaki buzullar eriyeceği için deniz suyu sıcaklıkları artar, deniz seviyeleri yükselir. Kıyılardaki hem yerleşim alanları hem yumurtlama alanları için su altında kalma tehlikesi oluşur. Bir yanda kuraklıklar, orman yangınları yaşanırken bazı bölgelerde kontrolsüz yağışlar artar. Tarımsal üretim düşer, gıdada kıtlık baş gösterir. Okyanus ve denizlerde yaşayan canlıların yaşamı tehlikeye girer mercan resifleri gibi özel bölgeler yok olur. Tüm dünyada biyo çeşitlilik azalır. Sıcaklık artışında ulaşılan rakam günümüzde 1.1 olarak açıklanıyor. İnsanlar yaşamlarını bu koşullara göre oluşturmaya başladılar bile. Klimasız ev ya da işyeri yok gibi. Ama hayvanların böyle bir şansı yok. Onların yaşam alanlarının zarar görmesi ve oluşan ısı artışı nedeniyle üreme düzenleri bile etkileniyor. Bir çok tür yeryüzünden kayboldu bir çok türün de geleceği tehlike altında. Üstelik dünyanın her yerinde. Buzul, orman, deniz, kara fark etmeden. Geçtiğimiz yıllarda çekilen, erimeye başlamış buzula tutunmaya çalışan bir deri bir kemik kalmış kutup ayısının görüntüsü hepimizin içini acıttı. Yiyecek bulduğu alandan koparak uzaklaşan buzul parçasında kalan ayının çaresiz görüntüsü günlerce gözümüzün önünden gitmedi. Kutup ayısı sulara gömülürken birçok hayvanın yaşadığı bölgede de su kaynakları tükendi. Su bulmak için daha fazla yol gitmek güç ve zaman harcamak zorunda kalıyorlar. Bazen kendi kaynağını paylaşmak istemeyen türlerin kavgasında bazen daha yolda diğer türlerin saldırısında yaşamları son buluyor. Her yıl özlemle gökyüzündeki sıra sıra geçişlerini seyrettiğimiz göçmen kuşlar da sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle göç zamanlarını belirlemekte zorlanıyorlar artık.

COP 31 Bu Yıl Antalya’da
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi UNFCCC Kapsamında 1992 yılından bu yana her yıl COP toplantıları düzenleniyor. Devlet, hükümet başkanları, bürokratlar, iş insanları ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı COP’lar en üst düzey katılımın olduğu toplantılar. Dünyada iklim değişikliği ile mücadele için ortak eylemler planlanan, kararlar alınan, fosil yakıtlardan karbon salınımlarına, sıfır emisyon politikalarından, sofradaki yiyeceklerimizin tüketimine, evlerin hangi enerji kaynakları ile ısıtılacağına kadar konuşuluyor. Katılımcı ülkeler iklim hedeflerine ilişkin taahhütler veriyorlar. COP31 bu yıl 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da toplanacak. Bu yılki zirvenin amacı Paris Anlaşması’nın uygulanmasını hızlandırmak ve iklim finansmanını ölçeklendirmek olarak açıklandı. Öncelikli temalar ise sıfır atık, okyanuslar, denizler, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, gençlik ve eğitim, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla ortak mücadele amacıyla oluşturulmuş Rio sinerjisi ve dinamik, dayanıklı sağlık sistemleri olarak belirlendi. COP31 toplantısının maskotu Caretta. Toplantı boyunca dileyenlere sanal platformlarda karadan başlayıp denizde süren yolculuğunu anlatacak.
Dünyanın Sonunu Hazırlayan Fosil Yakıtlar
Her geçen yıl daha fazla hissettiğimiz iklim krizinin en büyük nedeninin fosil yakıtların kullanılması olduğu herkes tarafından biliniyor. Glasgow’da yapılan COP26 zirvesinde kömür kullanımının aşamalı olarak azaltılması ve 2030 yılına kadar metan gazı emisyonlarının düşürülmesi kararlaştırılmıştı. O tarihten itibaren birçok ülke fosil yakıt kullanımını bırakarak rüzgar ve güneş enerjisi sistemlerine yöneldi. Kömürle çalışan termik santralleri kapatılmaya başlandı. Türkiye dünyada en fazla sera gazı salınımına neden olan 15 ülke içerisinde yer alıyor. Bu yıl COP31 toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkemizin fosil yakıt kullanımı konusundaki sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Elektrik üretimi için kullanılan kömürlü termik santralleri yalnızca havaya karbondioksit ve sera gazları salınımına neden olmuyor, toplumsal ve ekolojik yıkımlara da yol açıyor. Milas, Elbistan, Silopi, Biga ve birçok bölge halkı hava, su ve topraklarını korumak için mücadele ediyorlar. İşletme ömürlerini tamamlamış ve kapatılması yönünde yargı kararları bulunan Kemerköy ve Yeniköy santrallerine linyit kömürü sağlamak için kesilen Akbelen Ormanları’nda binlerce ağaç kesildi, ormanda yaşayan sayısız canlı yuvasını kaybetti. Çevre köylülerin topraklarını kaybetmemek için verdiklerin direnişi sürüyor.
Halkların İklim Zirvesi
Ekolojik, ekonomik ve toplumsal açıdan adil bir dünya kurmak mümkün diyen Halkların İklim Adaleti oluşumu; kömürle çalışan termik santrallerinin kademeli olarak kapatılması, kömür madeni alanlarının genişletilmelerinin durdurulması, yeni kömür santralleri ve kömür maden sahaları için verilmiş izinlerin, kömüre verilen teşviklerin iptal edilmesi taleplerini dile getirmek için 14 - 18 Kasım’da Antalya’da Halkların İklim Zirvesi buluşmalarını düzenliyor.
Dünya bütün türlerin yaşam alanı. Küresel iklim değişikliği nedeniyle birçok tür dünya yüzünden silinecek. Yıkıcı sonuçların önüne geçmek karbon salınımının kontrol altına alınmasıyla mümkün. Fosil yakıt kullanımına son verilmeli. Adil, eşit ve yaşanabilir bir dünya tüm canlıların hakkı.