Gerçeklerin üzerini örtmek için en güçlü, en dokunulmaz, en sorgulanamaz bir araç olarak görmekteler kutsal kavramlar üzerine söyledikleri yalanları...Bu tür yalanlarının daha çok alıcısı olduğunu biliyorlar. Nefreti körüklemenin, nefretten medet ummanın, toplumu düşman kamplara bölmenin en önemli silahlarından birinin kutsal kavramlar üzerine söylenen yalanlar olduğunun bilincindeler.
Ne zaman karşılarında güçlü bir muhalif hareket görseler, önleyemeyecekleri protestolarla karşılaşsalar anında dinle ilgili yalanlara başvuruyorlar. Hatırlayınız 2013 yılındaki Gezi hareketini. Önce Dolmabahçe'deki Bezmi alem Valide Sultan Camii'nde göstericiler içki içtiler yalanına sarıldılar. Satılık kalemleri günlerce kendilerine servis edilen cami içindeki içki kutularının fotoğrafları eşliğinde kin kustular. Sonra Camiinin dürüst imamı Fuat Yıldırım çıktı açıklama yaptı; 'Camide içki içilmedi, boş bir içki kutusunu camide her yerde dolaştırıp çekim yaptılar ' dedi. Yalanlarını yüzlerine vurdu. Ondan sonra da başına gelmeyen kalmadı bu dürüst gerçek din adamının ; Darp edildi, sürgünlerle perişan edildi.
Baktılar cami yalanları çürüdü. Kimsenin aklına gelmeyecek bir oyuna başvurdular; Kabataş'ta başı örtülü bir kadını, belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 50-100 kişilik grubun dövdüğü, üzerlerine idrarlarını yaptığı iddialarını ortaya attılar. Yalaka ve yalancı medyadan görüntüleri izlediklerini söyleyenler oldu. Dönemin başbakanı Erdoğan görüntülerin ilk cuma günü servis edileceğini duyurdu. Aradan yıllar geçti ne görüntü çıktı ne de en ufak bir kanıt bulunamadı. Olayın tamamen düzmece, adı geçen kadının hayalinin mahsulü olduğu ortaya çıktı. Amaçları aynıydı; toplumu düşman kamplara bölmek, kutsal değerler üzerinden muhalifleri dinsiz ilan etmekti.
Geldik 2025'e. Değişen bir şey yok. Hala aynı nefretten beslenmek amacındalar. Bu kez Saraçhane mitingi sonrası polisin kovaladığı gençlerin Şehzade Camii'ndeki mezar taşlarını tahrip ettiği yalanına sarıldılar. Polisin gençleri biber gazıyla, tazyikli suyla püskürterek cami çevresinde sıkıştırması sonucu çıkan arbedede bazı mezar taşları zarar görmüştü. Anında provokasyona giriştiler. Yandaş medya iğrenç iftiralarda bulundu. Caminin İmamı 'Demir yumruğu yersiniz, akıllanın' tehdidiyle olaya dahil oldu. Bilmedikleri bir şey vardı bu tarihi mezarlığın bakım ve onarımı İstanbul Büyükşehir Belediyesine aitti.
CHP için tek parti döneminde 'Camileri ahır yaptılar.' yalanı , günümüzde hala muhaliflere karşı kutsal değerler üzerinden yapılan iftira ve yalanlara sürüp gitmekte.
Büyük usta Nazım bunların yalanlarını şiire dökmüş zamanında;
''...İnsanlarım ,ah benim insanlarım
antenler yalan söylüyorsa
yalan söylüyorsa rotatifler
kitaplar yalan söylüyorsa
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa
...bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.''