% 92.35
Bu oran, Türkiye genelinde şu anda bakımevlerinde ve doğal yaşam alanlarında tutulduğu söylenen sokak köpeklerini ifade ediyor. Ancak bu rakam nasıl hesaplandı, onu bilemiyoruz.
Haftalardır İçişleri Bakanlığı'nın ayrı ayrı zamanlarda paylaştığı verileri ve bu verilerin neden birbiri ile çeliştiğini yazıyoruz.
Bakın; 2024'te yapılan kanun değişikliği sırasında sahipsiz hayvan sayısı yaklaşık 4 milyon olarak ifade edilmişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Şubat 2026'daki açıklamalarına göre Türkiye'de 386 hayvan bakımevi ve 102 doğal yaşam alanı vardı. Toplam kapasite ise 413 bin hayvan olarak açıklanmıştı.
Haziran 2026'da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sahipsiz hayvanların %83'ünün tamamen toplandığını ve barınaklara veya doğal yaşam alanlarına alındığını söylemişti.
18 Temmuz'da İçişleri Bakanlığı'nın kendi sitesinde şu metin paylaşıldı: Türkiye genelindeki sahipsiz sokak hayvanlarının %92,35'i barınaklarda ve doğal yaşam alanlarında muhafaza ediliyor.
Matematik “bu mümkün değil” diyor.
2024'ten bu yana hayvan sayısının hiç artmadığını, mevcut barınak ve doğal yaşam alanlarının da komple boş olduğunu düşünsek bile; 2026 Şubat ayı itibarıyla sokak hayvanlarının yaklaşık %10.3'üne yerimiz vardı.
Şubat'tan bugüne kadar Türkiye'de milyonlarca hayvanı barındıracak kapasiteye mi eriştik?
Böyle bir şey olmadıysa, toplanan hayvanlar tam olarak nerelerde “muhafaza” ediliyor?
İşte yetkililere ısrarla sorduğumuz ve cevap aradığımız soru bu. Eğer toplanan hayvanlar hala yaşıyorsa, neredeler?
*
Aylardır hayvan hakları gündeminin zirvesinde olan toplamalarla ilgili son günlerde sosyal medyada çok çarpıcı bir görsel dolaşıyor. Animal Save Turkey ve Yaşamdan Yana Derneği tarafından hazırlanan bu görselde kumun üzerinde pati izleri var. Ve metinde şöyle yazıyor: “İzleri kaldı, kendileri yok”
Vicdan sahibi herkesin içini cızlatacak bir durum bu. Belki siz de fark etmişsinizdir, sokaklarımızda gerçekten de eskisi kadar köpek yok. Sokakta hala var olanların da çoğunluğu özellikle esnaf tarafından göz kulak olunan ve hatta toplanmasınlar diye tasma takılmış canlar.
Türkiye'nin birçok ilinde durum bu. Yaşlıymış, uysalmış, mahalleli tarafından bakılıyormuş, daha bebekmiş... Hiçbirinin gözünün yaşına bakılmıyor. İşin kötü yanı, medya da yaşananlara ilgisiz. Hala hayvanların haklarını savunan, toplamaların karşısında durabilen medya sayısı elin parmaklarını geçmez.
*
İzmir'de de her gün toplama yapılıyor. Son olarak Karşıyaka'daki toplamalar protesto edildi. İzmir Yaşam Hakkı Savucuları platformu belediye önünde basın açıklaması yaptı ve hayvan severler resmi şikâyet oluşturdu. İzmir Yaşam Hakkı Savucuları sadece Karşıyaka özelinde değil tüm toplamalar için de geçerli olabilecek şu soruları yöneltti:
“Toplamalar hangi gerekçeyle, kimlerin eliyle ve hangi denetim mekanizmasıyla yapılıyor?
Yasa, hayvanların toplatılmasını veteriner hekim koordinasyonuna bağlıyor. Buna rağmen toplama faaliyetlerinin ihaleler aracılığıyla, yeterliliği olmayan şirketlere bırakıldığını görüyoruz. Veteriner hekim bulundurmak bir tercih değil, zorunluluktur.
Toplama sırasında yüksek doz anestezi nedeniyle hayatını kaybeden hayvanlar, barınaklarda hastalıklar nedeniyle ölen hayvanlar ve kapasitesinin çok üzerinde hayvanla doldurulan bakımevleri artık münferit olaylar olarak değerlendirilemez.
Yasa 2028’e kadar süre tanırken, bakımevleri neden bugün hayvanlarla dolduruluyor?
Amaç hayvanların korunmasıysa; neden kapasitesi, veteriner hekim kadrosu, tedavi olanakları ve yaşam koşulları yeterli olmayan bakımevlerine hayvanlar taşınıyor?”
Bu soruların cevabını hepimiz merak ediyor ve yetkililerden bekliyoruz!

Okyanus sıcaklıklarında rekor artış!
Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından yapılan yeni bir açıklamaya göre, bu yılın Temmuz ayı küresel okyanus yüzey sıcaklığı; ölçümlerin yapılmaya başlandığı tarihten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
C3S, kutup bölgeleri dışındaki okyanusları kapsayan ölçümlerinde, rekorun özellikle tropikal Pasifik'te gelişmekte olan El Niño koşulları ile bağlantılı olduğunu açıkladı. Haziran ayında da aynı bölgede rekor sıcaklık görülmüştü. Dolayısıyla yeni veriler bu durumun devam ettiğini gösterdi.
Peki bu ne anlama geliyor?
Okyanuslar atmosferdeki fazla ısının büyük bölümünü emdiği için, yüzey sıcaklıklarındaki rekor artış, iklim sisteminin genel olarak ne kadar enerji biriktirdiğinin de önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Deniz yüzeyinin ısınması su ekosistemlerini de doğrudan etkiliyor. Mercanların beyazlaması, bazı balık türlerinin zorunlu göçü ve buna bağlı olarak besin zincirlerinde meydana gelen değişiklikler sıcaklık artışlarıyla doğrudan ilişkili. Sıcak denizler aynı zamanda daha fazla buharlaşma anlamına da geliyor. Bu da bazı bölgelerde aşırı yağış ve sel riskini, bazı bölgelerde ise sıcak hava dalgalarının etkisini güçlendirebiliyor.
Orman yangınlarında Temmuz tablosu vahim
TEMA Vakfı, Temmuz ayında gerçekleşen yangınlarda ülke olarak kaybettiğimiz orman alanlarının bir listesini, sosyal medya üzerinden kamuoyu ile paylaştı.
Buna göre geçtiğimiz ay, Aydın Çine’de yaklaşık 2.900, Balıkesir Gömeç’te yaklaşık 2.700, Muğla Seydikemer’de yaklaşık 5.700 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı zarar gördü. Böylece TEMA'nın hesaplamalarına göre bir ayda yaklaşık 11.300 futbol sahası büyüklüğünde yeşil alan yangınlardan etkilendi.
Orman Genel Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı veya ilgili valilikler tarafından ise bu üç büyük yangının her biri için nihai, kesinleşmiş veri henüz açıklanmadı.
TEMA Vakıf yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Unutmayalım: ⚠️ Ormana ya da ormana yakın alanlara atılan bir izmarit, çıkarılan kıvılcım veya yakılan bir ateş büyük orman yangınlarına neden oluyor. Gördüğünüz tüm orman yangınlarında hemen Acil Çağrı Hattı 112 ’yi arayabilirsiniz.”

KULAĞIMIZA KÜPE
“Asıl soru 'Düşünebiliyorlar mı?' ya da 'Konuşabiliyorlar mı?' değil, 'Acı çekebiliyorlar mı?' sorusudur.”
- Jeremy Bentham- (Ahlak ve Yasama İlkelerine Giriş)
