Akıllı telefonlar, tabletler, yaygınlaşan kamera sistemleri sayesinde ak da kara da artık sosyal medyanın dikkatinden kaçmıyor, kaçamıyor! Bu durumun iyi ve kötü yanlarını bir kenara koyalım; çünkü o bambaşka bir tartışma konusu...
Benim bugün biraz kurcalamak istediğim konu hayvana yönelik şiddet görüntülerinin sosyal medya üzerinden yayılması ve bu durumun hukuki süreçler üzerindeki etkisi.
*
Biliyorsunuz geçen hafta da yazmıştım, kısacık bir zaman diliminde yavru kedi, kirpi, eşek ve kaplumbağa gibi farklı hayvan türlerine yönelik korkunç görüntüler sosyal medyada peş peşe gündeme geldi. Bu görüntüler üzerine suç duyuruları yapıldı.
Yaşananlar, son dönemde Türkiye'de hayvanlara karşı işlenen suçların nasıl soruşturulduğu ve faillerin ne ölçüde cezalandırıldığı konusundaki tartışmaları da alevlendirdi.
Örneğin yavru kediye kan donduran işkenceler yapan ve sonunda zavallı hayvanı öldüren iki kişinin görüntüleri hayvan hakları savunucularını ayağa kaldırdı. Görüntülerin paylaşılmasının hemen ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da doğrudan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, görüntülerin 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 28/A-2 maddesi kapsamında “evcil hayvanı veya ev hayvanını kasten öldürme” suçu oluşturduğunu açıkladı. İki şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi.
Ancak aradan bir hafta geçmesine rağmen henüz suçlular bulunamadı. Tabii haklı olarak hayvan severler duruma isyan ediyor: Görüntülerde, eşkalleri açıkça ortada olan bu iki şahıs neden hala yakalanamadı. Bu tipler neden hala ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor.
Olaydan bu yana hemen her gün sosyal medyada hayvan hakları savunucuları “Hayvan Katliamına Dur De” etiketi ile suçluların yakalanması için çağrı yapıyor.
Change.org üzerinden de görüntülerdeki kişilerin tutuklanması talebiyle bir kampanya başlatıldı ve kısa sürede 70 bin imzaya ulaştı.
*
Peki yavru kediye türlü işkenceler eden ve sonunda ölümüne yol açan bu iki suçluya yasalarımız çerçevesinde ne gibi cezalar verilebilir?
Türkiye'de 2021 yılında yapılan değişiklikle hayvana yönelik bazı ağır eylemler hapis cezası gerektiren suçlar haline getirildi.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 28/A maddesine göre: Ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürmek 6 aydan 4 yıla kadar hapis; Ev hayvanına veya evcil hayvana işkence etmek ya da acımasız ve zalimce muamelede bulunmak 6 aydan 3 yıla kadar hapis ile cezalandırılıyor.
Dolayısıyla bu olayda savcılığın doğrudan 28/A-2'yi, yani kasten öldürme hükmünü esas alması, hiç olmazsa bir nebze olsun adaletin sağlanabileceğine dair umut veriyor.
*
Suçluların bir an önce yakalanması ve 5199 sayılı Kanunda belirtilen en ağır ceza ile cezalandırılması talebini buradan hem bir gazeteci hem de bir hayvan sever olarak ben de yineliyorum.
Bu tip suçlarda, ağır ve yaptırımlı cezalar ileriye dönük caydırıcılık yaratır. Hafif cezalar, para cezaları, iyi halden cezanın azaltılması gibi sonuçlar ise potansiyel suçluları şiddet eyleminde bulunmaya teşvik eder. Bunun örneklerini zaten yıllardır üzülerek görüyoruz.
Bu yüzden ibretlik cezalar verilmeli ki bir daha başkaları, masum hayvanlara karşı işkence, taciz, tecavüz ve öldürme gibi suçları işlemeye cesaret edemesin.
Şiddeti en aza indirmek istiyorsak, maalesef en etkin yolu bu!

Canlar artık HAYTAP koruması altında
Hayvan Hakları Federasyonu – HAYTAP, İzmir'de hayvanların kötü koşullarda tutulduğu tespit edilen adrese giderek, gerekli görüşmeler sonrası buradaki hayvanları koruma altına aldı.
HAYTAP'tan yapılan açıklamaya göre, İzmir’den gelen bir ihbar üzerine ulaşılan adreste köpeklerin kötü şartlarda tutulduğu ve ayrıca üretim yapıldığı tespit edildi.
Yapılan görüşmeler sonucunda 2 erkek, 1 dişi ve 1 yavru olmak üzere toplam 4 köpek koruma altına alındı. HAYTAP açıklamasında şu bilgilendirmeye de yer verdi: “Sürecin ardından dostlarımızın sağlık kontrolleri ve tedavileri için özel veteriner kliniklerine sevklerini gerçekleştirdik. Sağlık durumu uygun olan 2 erkek köpeğimiz kısırlaştırılırken, tedavisi devam eden dişi köpeğimizin tedavisi tamamlandıktan sonra kısırlaştırılması planlanıyor. Yavru köpeğimiz ise sağlık kontrollerinin ardından yeni yuvasına kavuştu. Kısırlaştırma, tedavi ve diğer sağlık giderleri için oluşan toplam 24.000 TL’lik masraf HAYTAP tarafından karşılandı.”
Dünya 1,5°C'yi aşmaya hazırlanıyor
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından açıklanan yeni bir rapora göre Dünya önümüzdeki birkaç yıl içinde Paris Anlaşması'nda küresel ısınma için belirlenen kritik eşik olan 1,5 dereceyi aşacak.
“Limiting Overshoot” (Aşımı Sınırlandırmak) başlıklı raporun en iyimser senaryosunda küresel sıcaklık artışı, sanayi öncesi döneme kıyasla 1,8°C civarında zirve yapıyor. Diğer senaryolarda ise sıcaklıkların 2 derece ve üzerine çıkacağını öngörülüyor.
Raporla ilgili açıklama yayınlayan UNEP, 1,5°C'nin aşılmasıyla birlikte iklim kaynaklı risklerin yıldan yıla büyüyeceğini kaydetti. Küresel ısınmanın artması ile birlikte daha şiddetli aşırı hava olayları, ekosistem kayıpları, küçük ada devletlerinin ve alçak kıyı kentlerinin sular altında kalması, insan sağlığının olumsuz etkilenmesi, gıda güvenliğinin bozulması, su kaynakları üzerindeki baskının artması ve ekonomik kayıplar gibi durumların yaşanması bekleniyor.
UNEP'in raporunda, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte Amazon yağmur ormanlarının bozulması, buzulların istikrarlaşması gibi geri dönüşü olmayan iklimsel eşiklerin de aşılma ihtimalinin arttığı vurgulanıyor.
UNEP raporuna göre sıcaklıkların düşürülmesi ve Paris Anlaşması'nın küresel hedeflerine ulaşılması hala mümkün. Bunun yolu ise sera gazı emisyonlarında hemen ve sürekli kesintiler yapılması. Ancak raporda “net sıfır” hedefinin bile yeterli gelmeyebileceği; uzun vadede sıcaklıkları yeniden aşağı çekebilmek için net negatif emisyonlara ihtiyaç duyulabileceği de belirtiliyor.

KULAĞIMIZA KÜPE
"Gözlerinde hiçbir maske, hiçbir yalan olmayan tek canlı köpektir. O, sahibini olduğu gibi sever."
— Jack London, Beyaz Diş
