Futbolda Dünya Kupası bütün hızı ve heyecanıyla devam ediyor 'Yeni Dünya'da...

Biz ise 24 yıl beklediğimiz bu futbol festivaline daha ilk haftadan mendil salladık. Ben de dedim ki, aklımda kalan son detaylarla bu defteri kapatayım.

Bir defa şunu anlamalıyız; biz nedense biraz palazlanalım hemen kendimizi dev aynasında görmeye başlıyoruz.

Dünya Kupası'na katılmayı Dünya Kupası'nı kazanmakla bir tutuyoruz. Halbuki, belki isimlerini ilkkez duyduğumuz ülkelerin boy gösterdiği bir turnuvada 48 takım içinde 35. olmanın verdiği o kadar büyük dersler var ki...

Taa 'şerefli yenilgiler' döneminden hatırlıyorum, hep şöyle bir teori vardı; 'Tekniğimiz çok iyi' diye.

Evet yine tekniğimiz iyi ancak bu devirde 'teknik' kadar 'atletizm' de her takımın olmazsa olmazı. Baktığımızda; 48 ülke içinde atletik oyuncusu en az olan takım bizdik.

FIFA 2026'nın ABD'deki hazırlık organizasyonun yanlışlıklarla dolu olduğunu da oradaki meslektaşlarımızdan öğrendik. Kadro bakımından 473 milyon Euro ile 13. sırada olmamıza rağmen, değeri bizden düşük 20 ülkenin altında kalmamız da son derece düşündürücü değil mi?

Gelelim Teknik Direktör Vicenzo Montella'ya. Turnuva kadrosu, sahaya sürdüğü 11'ler ve oyun planı ile sanki yolun sonuna gelmiş gibi duruyor. Her ne kadar geçmişte karşı çıkmış olsam da, ben de artık İtalyan hocanın takım kurarken, birilerinden etkilendiğini ciddi ciddi düşünmeye başladım.

Peki kazandığımız hiçbir şey yok mu? Var elbette: Arda Güler.

Montella'nın yanlış kurgusuna rağmen, ne kadar büyük bir futbolcu ve karakter olduğunu yine bütün dünyaya gösterdi. Gerek duruşu, gerekse açıklamalarıyla ay-yıldızlı ekibin liderinin artık 32 yaşındaki Hakan Çalhanoğlu değil, 21 yaşındaki Arda Güler olduğunu çok net şekilde gördük.

'Başarısızlık' olarak okuduğumuz bu dünya kupası, Süper Lig kalitemizin yerlerde süründüğünü de hepimize birkez daha gösterdi. Dünya Kupası gösterdi ki, bir yandan lig kalitemizi yükseltmenin yollarını ararken, diğer yandan değirmene su taşımak yerine, alt yapı yatırımlarına ağırlık verip, üretici bir ülke haline gelmek zorundayız.