Batılıların deyimi ile “şark kurnazlığı”, bizim deyimimizle “fırsatçı davranış” toplumumuzda bir hayli yaygın bir tutumdur. Fırsatçı davranışlar, anlık ve küçük çıkarlar için etik olmayan, karşı tarafı kandırmaya yönelik davranışlardır. Bu davranışta karşı tarafın zayıf konumu ve durumu istismar edilir. Çoğu kez yalana baş- vurmaktan kaçınılmaz. Sokak satıcısının pazarlığında veya güçlü pozisyondaki kişinin bu konumu karşısındaki zayıf konumdaki kişiye karşı kullanırken yaşanabilir. Bu nedenle fırsatçı davranışlar aynı zamanda keyfi davranışlardır. Karşı tarafın bilgisizliğinden yararlanma gündeme gelir. Örneğin ülkemizde birçok tüccar veya şirketin turistlere farklı fiyat, yerliye veya eşe dosta farklı fiyat uygulamasıyla sıkça karşılaşırız.

Bu tür davranış kalıpları geleneksel toplumlarda daha yaygın olarak gündeme gelmektedir. Zira çağdaş toplumlarda yaşam süreçleri daha çok kural, ilke ve sistemlere bağlandığı için, görece daha az yaşanır. Kural ve ilke koymak veya sistem kurmak aklın kullanımı ile gerçekleşir. Batı Kültürü, Rönesans ve aydınlanma süreci üzerinden insan aklının iyiyi ve güzeli yaratma yeteneğini keşfetti. Böylece aklın ve insanın köleliği yerine insan aklının özgürlüğü ile insanın özgürlüğünü de keşfetti. Bu gelişme tüm insanların biat ve kölelik kültüründen kurtulabilmesi için toplumsal işleyişi akıl ürünü hukuk kurallarına bağlamaya. Herkes için eşit hak ve hukuk uygulaması demokratik işleyişi yarattı. Böylece hukuk ilkelerine dayalı toplumsal işleyiş zayıfı aldatmak yerine, eşit hak kullanımı ve etik davranışla fırsatçılık önlenmek istendi. Bu yöndeki toplumsal gelişmeyi henüz yeterli yaşamamış toplumlarda fırsatçılığın geleneksel olarak yaygınlığı, özellikle Batı’nın yoğun ticari ilişki içinde bulunduğu Şark ülkelerinde gözlenmesi, “şark kurnazlığı“ kavramını kullanıma soktu.

***

Ne var ki günümüzde, “şark kurnazlığı” olarak adlandırılan fırsatçılık yeni bir boyut kazandı. Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojileri insanlığa büyük hizmet ve kolaylıklar sağlıyor. Ancak aynı teknolojik hizmetler, sağladığı büyük yararlar yanında, güç odaklarının algı yönetimi ile olanakları sınırlı insanları kolayca yönlendirme fırsatı sunuyor. Özellikle kirletilmiş veya sadece kendi çıkarına hizmet eden yönüyle enformasyon, gerçek ve doğru bilgi gibi sunulabiliyor. Kısacası bilgiye ulaşımı sınırlı insanlar yeni toplum düzenlerinin kurbanları oluyorlar. Günümüz koşullarında insanların bu denli çeşitlenmiş gerçek bilgiye ulaşma zorluğu onların şark kurnazlarının ağına düşmesine yol açabiliyor.

Değinilen bu durum güç odaklarına büyük kolaylıklar sağlarken, kitlelerin istismar edilmelerine yol açabiliyor. Şirketlerin kalitesiz ürünü, kaliteli gösterme gayretleri veya albenisi yüksek reklamlarla algı yönetimi yaratması şeklinde işleyebiliyor. Yine günümüzde yaşanan fon skandalı da şaşalı algı yönetimi kampanyaları ile ekonomik durumu zayıf kitlelerin gelecek beklentilerinin istismar edilmesine dayanmıyor mu? Günümüzde her türlü reklam, bilgi vermek yerine algı yönetimi ile insan davranışlarını yönlendiren ana unsur durumuna geldi.

Algı yönetimi günümüz siyaset yapma uğraşında yoğun olarak kullanılıyor. Siyasi yarış içindeki farklı partilerin büyük reklam ve sunumlarla yapılan yandaş kazanma uğraşları, tek yanlı algı yönetimine dayanmıyor mu? Ya da yapılan icraatlar tek yönlü algı oluşturmaya hizmet etmiyor mu? İktidarı elinde tutan partilerin, kamusal olanakları kullanarak yaratılan tek yönlü algı yönetimleri, hele de Devlet, parti devleti olmaya yönelmiş ise.

Sonuç olarak, ticaret için reklam algı yaratmaya değil bilgi vermeye; Siyasi partiler için reklam, insanları algı ile yönlendirmeye değil tanıtıma; iktidar partisi için reklam, algı ile insanları yönlendirmeye değil devlet hizmetini tanıtmaya odaklı olmalıdır. Bu sonuç ancak; özgür akıl ve sosyal uzlaşı ile yaratılan hukuk kurallarının, herkese eşit ilke, kural, kurum ve demokratik sistemler olarak oluşturulması ve işletilmesi sayesinde, algı yönetimi ve şark kurnazlığı şeklindeki fırsatçılığa meydanı boş bırakmaması ile sağlanabilir.