Farklı alanlarda uygulanan politikalar, geleneksel veya bilimsel nitelikte olmasına göre, hazırlanışından alınan sonuçlara kadar oldukça çok farklılıklar içerir. Bilimsel uygulamalarda politikalar, hazırlığından uygulama ve sonuçların değerlendirilmesine kadar her aşamada, uzman kişi ve kurumlarca derin ve etraflı düşünülerek planlanır. Önce konu ve alana ilişkin ana vizyon belirlenir. Ana vizyon, diğer toplumsal alanların ana vizyonu ile uyumlu olarak planlanır. Bu uyum vizyonun dışsal tutarlılığı açısından önemlidir. Daha sonra Ana vizyonun gerçekleşme sürecini oluşturan her aşama ve unsur, statik ve dinamik değişkenleri ile birlikte değerlendirme konusu olur. Süreç içindeki ana amaç ve yan amaçlar ele alınır. Bunlar arasındaki çelişki veya tamamlayıcı ilişkiler değerlendirilir. Ayrıca bu amaçların gerçekleşmesini sağlayacak araçlar aynı şekilde stratejik araçların ana ve yan etkileri açısından değerlendirilir. Hem amaçlar hem de araçlar arasındaki ilişkiler birlikte değerlendirilirken, ele alınan konseptin içsel tutarlılığı sağlanır. Ayrıca politika sürecinde var olan avantaj, fırsat ve engeller irdelenir. Bu irdeleme politikanın uygulama sürecinde de sürekli izlenerek ulaşılan yeni durum dikkate alınarak dinamik planlama anlayışı devreye girer. Bilimsel politikalarda getirilen politika uygulaması bütünselliği yanın da mantıksal, ilkesel, zamansal ve sistemsel tutarlılıkları sürekli gözetir. Ayrıca bilimsel politika uygulama sürecinde birikimler sürekli devreye alındığı gibi, muhtemel sorun ve risklerin önlenmesi için önleyici önlem olarak devreye girme durumu dikkate alınır.
***
Geleneksel politika uygulama sürecinde bu analiz ve süreçlere fazlaca ihtiyaç duyulmaz. Vizyoner ve stratejik uygulama yerine daha çok deneyimsel birikimlerle yetinir. Genellikle, sorunu önceden irdeleyip önleyici önlem geliştirmek yerine, çoğu kez sorun geri dönülemez boyuta ulaştıktan sonra alınan önlemlerden beklenen sonuçlar da istendiği düzeyde gerçekleşmez. Amaç ve araç kombinasyonlarının içsel ve dışsal tutarlılıkları ile birbirini tamamlayıcı boyutları üzerinde fazla durulmaz. Avantaj, fırsat, tehditler ve riskler yeterli düzeyde dikkate alınmaz. Amaç, araç ve önlemin sistemsel, ilkesel ve zamansal tutarlılığı fazlaca gözetilmediği için beklenen sonuçlar yeterli olmaktan uzak kalır. Politika uygulaması süreci yeterli düzeyde irdelenerek, süreç içindeki gelişmeleri yeniden sürece katan dinamik işleyiş gerçekleşmez. İlkesel uygulama yerine, politik süreçteki etkin güç odaklarının özel istekleri politika uygulamasının başarı şansını önemli ölçüde zayıflatır. Geleneksel toplumlardaki politik zıtlaşmalar, ideolojik farklılıklar ile yandaş olan olmayan ayrımı, önlemlerin uygulama başarısını oldukça zayıflatır.
Şimdi bu yaptığım bu ayrımı, günümüzde uygulanmakta olan politikalar bağlamında düşünelim. Ben sadece bazılarını gündeme getirmekle yetineceğim. Örneğin bugün patlayan fonlarla ilgili durumda, İlgili bakan yıllar öncesinden sorunlar olduğunu dile getirmiş. Ancak yol yakınken, bakan dahil hiç kimse önleyici önlem konusunda elini kıpırdatmamış. Sorun bugün patladığında doğuracağı sonuçlar ve ekonomide yaratacağı tahribatın boyutları geleceği bile ipotek altına alacak boyutta olabilir. Bilimsel önlemler yerine bugün adli eylemler alma noktasına gelindi.
***
Bir başka konu, Ege kıyılarımızdaki adalara Yunanistan yıllardır silah ve asker yığıyor, kilise yapıyor. Türkiye’den hiçbir tepki gelmiyor. Nihayet Kaş’a 1,5 km uzaklıktaki Meis adası konusundaki uyarıya Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs ile birlikte yaptığı ortak tatbikatla cevap veriyor. Zamanında yapılmayan müdahale ve alınmayan önlemler bugün uluslararası soruna dönüşüyor. Zamanlama ve önleyici önlem almak bilimselliğin gereğidir.
Yine bir başka konu: Türkiye Özal döneminden beri var olan sanayileri özelleştirdi. Ülkemiz sanayileşmeyi terk etti. Ülkemiz daha çok ticaret ve inşaat stratejisine ağırlık verdi. Her iki sektör devletçe teşvik edildi ve finanse edildi. Bugün yatırım, üretim ve yeni teknolojilere dayalı sanayileşme oldukça yetersiz ve ekonomik sorunlar giderek büyüyor. Enflasyon önlenemiyor, sanayi yurt dışına taşınıyor. Yetersiz üretim tarımda baş soruna dönüştü.
Siyaset yapmak, partilerin bilimsel ve başarılı uygulamaları yerine; iktidarın siyasetçi transferi ile sandalye devşirmesine ve muhalefeti yargı ve baskı yoluyla dizayn etmeye dönüştü. Zira akıl, mantık, ilke ve kurala dayalı politikalar yerine, geleneksel yöntemlerin akıl dışı uygulamalarına yönelmek; bir ülkeyi başarıya değil yeni sorunlar yumağına çekmeye hizmet eder.