İnsan vücudu birbirine bağlantılı ve karşılıklı etkileşim içindeki çok sayıdaki alt sistemlerden oluşur. Her biri kendine özgü bir fonksiyonu ortaya koyarken, işlevini etkin biçimde yerine getirmesi beklenir. Sinir sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi ve enzim sistemi gibi. İnsan bünyesinde bunlar kendi içinde bir yapılanma ve işleyişe sahiptir. Bunların üstlendiği fonksiyonlarda bir bozulma ve çürüme diğer alt sistemleri ve tüm bünyeyi etkileyebilir. Eğer her biri kendi fonksiyon ve işlevini sağlıklı ve etkin olarak yerine getiriyorsa bünye bir bütün olarak sağlıklı ve etkindir. Ayrıca insan bünyesi, bu etkileşen sistemleri için uygun ortam oluşturan bir yapılanma da yaratmış bulunuyor. Vücut yapısı, kemik yapısı, iskelet yapısı, kas yapısı gibi. Bunlar da hem kendi aralarında hem de değindiğimiz sistemlerle karşılıklı etkileşim içinde birlikte insan sağlığının işlevselliğini birlikte belirlerler. Görüldüğü gibi insan bünyesi çok sayıdaki yapılar ve sistemlerin birlikte ve uyum içinde birbirini tetikleyen fonksiyonlar sayesinde işleyiş, işlevsellik ve etkinlik kazanıyor. Aksi durumda birinde başlayan bozulma veya aksama insan bünyesinin organize yapılanışı içinde bir diğerini, hatta tüm bünyenin işlevsiz kalmasına yol açabiliyor. Örneğin bir kalp krizi, pıhtı atımı gibi.
***
Benzer bir durum toplumsal yapılanma ve süreçler için de geçerlidir. Toplumsal bütünün ana sistemleri olarak, ekonomik, sosyal, politik, kültürel ve teknolojik alt sistemler bulunuyor. Bu alt sistemlerin her biri kendi içinde ve kendine özgü bir sistemleşme, yapılaşma ve işleyiş süreci gösterirken, diğerleri ile karşılıklı etkileşim gösterirler. Bu alt sistemler içinde en hızlı değişen merkezi sistem teknolojidir. Teknolojinin yapılanış düzeyi, toplumsal sürecin organizasyon yapı ve bünyesini belirler. İnsanın ilk kullandığı teknik el ve baş parmaktır. İnsansılar ve insanlar eli ile doğadan toplamış, eli ile yemiş ve içmiştir. Daha sonra elin uzantısı taş ve sopa ile doğaya müdahale etmiş ve hayvanları ehlileştirmiş; daha sonra ağaçtan saban yaparak ekip biçmeyi, yerleşik yaşama geçmeyi ve nihayet tarım toplumunu yaratmıştır. Rüzgar ve suyun gücünden yararlanırken mekanik teknolojiyi keşfedip sanayi toplum yapılanmasına ulaşmıştır. Sanayi toplumu bilgi ve bilişim teknolojileri ile aşılarak bilgi toplumuna ulaşıldı. Hızlanan teknoloji önümüzdeki dönemde qubitler ve kuantum teknolojik yapılanmasını devreye alacak. Zira insanın doğa ve evrenle ilişkisi teknoloji olarak hızla sürekli yenileniyor.
Teknoloji hızla değişirken toplumlar önce ekonomik açıdan yapılanır. Sosyal ve politik yapılanma bunu izler. Kültür daha yavaş tepki vererek uyum gösterir. Ekonomik yapılanma teknolojinin yaratığı verim, yenilik ve etkinlik artışı nedeniyle en hızlı değişen sistemdir. Yaratılan yeni meslek ve iş fırsatları nedeniyle sosyal yapılanma bunu izler. Kültür iki yönlüdür. Muhafazakar kültür geçmişin gelenek ve değerlerini koruma güdüsü ile değişime direnç gösterir. Yaratıcı kültür olan yazın, tiyatro ve yaratıcı sanatlar değişimden yana ağırlık koyar.
***
Politik sistemin farklı boyutları vardır. Geleneksel toplumda iktidar, değişmeyen otoriter yapılanış gösterir. Özünde kaba kuvvet kullanımı ve üst otoriteye mutlak biat kültürü geçerlidir. Demokrasilerde ise iktidarlar meşruiyetini, akli ve rasyonel olarak düzenlenen, eşit vatandaşlık, insan onuru ve özgür iradeyi yansıtan hukuk kurallarına dayalı hak, adalet, katılımcı yönetim anlayışı ve seçim sisteminden alır. Farklı kesimlerinin tercih ve katılımları politik yönetim süreçlerinde dikkate alınır.
Türkiye’ye 2017 de getirilen başkanlık sistemi, uygarlığın ve hukuk devletinin akli, rasyonel ve katılımcı, hukuk kurallarına dayalı parlamenter sistemi yerine getirdiği tek adam yönetimi, yandaşlara tanınan ayrıcalıklar, hukukun siyasileşmesi, hak dağıtıcıların siyaseten yönlendirilmesi ile geçmişin geleneksel kültür değerleri ile gelecek yerine geçmişin geleneksel Osmanlı kültürüne özenme gibi daha birçok neden, var olan sistem ve kurumların fonksiyonel işlerliğini ortadan kaldırmış durumda. Bu nedenle sistemsel işlevselliğin tüm alt sistemlerde ortadan kalktığı bu durumda toplumsal bünye hastalıklı. Bugünün sorunlarına çözüm üretemiyor. Enflasyon önlenemiyor. Yoksulluk önlenemiyor. Gelir dağılımı bozuluyor. Toplumun dinamik kesimi olan orta tabaka eridi. Eğitim sistemi temelden tepeye zafiyet yaşıyor. Tasarruf ve yatırım unutuldu. Üretim ve sanayileşme tökezliyor. İşsizlik önlenemiyor. İktidar seçmenin karşısına ekonomik ve sosyo-kültürel politika başarıları ile çıkmak yerine, siyasi baskılarla muhalefetin dizayn edilmesinden ve muhalefetten belediye başkanı devşirmekten medet umuyor. Ülkeyi bu durumdan çıkarmak isteyen siyasi partilerin, toplumsal sistemler arasındaki fonksiyonel ve sistemsel uyum ve işlevselliği arttırıcı; akıl, mantık ve bilim temelli çağdaş, dinamik ve vizyoner plan, politika ve reformlara yönelmeleri tek seçenektir.