Nâzım Hikmet...
Tepeden tırnağa isyan imzadır!
İstanbul’da Gülhane parkında bir ceviz ağacıdır o...
Şairin dediği gibi, "Elleri vardır milyonlarca, uzanır insanlara, insanlığa dallarıyla.
Bir hasretlik türküsüdür,
bir sokak lambasının solgun ışığında bekler durur sevgiliyi; birdenbire kalkar, köpürür.
Çığlık olur göğünde hışırtısı yapraklarının…"
Memleketini, asla kararmamış sol meme altındaki cevahirde taşımıştır; nereye gitse!
Gittiği her yeri memleket Anadolu yapmış bir vatan hainidir(!)
Ve yazmıştır "İyimserlik"i 1957 Moskova'sında;
"Şiirler yazarım
basılmaz
basılacaklar ama
Bir mektup beklerim müjdeli
belki de öldüğüm gün gelir
mutlaka gelir ama
Ne devlet ne para
insanın emrinde dünya
belki yüz yıl sonra
olsun
mutlaka bu böyle olacak ama"

-VEFA VEFA VEFA-

“Bu sergi, Büyük Şairimiz Nâzım Hikmet’e sahici bir vefa selâmıdır. Hangi dünya görüşünden olursa olsun, ülkemizin geçmişinde farklı nedenlerle acı çekmiş tüm sanatçılarımıza gösterilmesi gereken vefanın samimi bir sembolüdür.
Aynı zamanda Nâzım Hikmet’in hayatını, eserlerini, vatan hasretini, barış ve özgürlük tutkusunu bir bütün olarak ele alan; şaire duyduğumuz büyük saygının bir ifadesidir.”
Serginin Direktörü Şair Yazar Ünal Ersözlü ,
”ROMANTİKA: Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisinin açılışında konuklara;
bu ifadeleriyle“hoş geldiniz” dedi.
Vefa insanoğluna en yakışan duyguydu değil mi Kıymetli Dostlar?
-BİR ROMANIN ÖYKÜSÜ-

"Özlem ve bilgelik" dolu şiirleriyle Dünya çapındaki şairimiz Nâzım’ın o 61 yıllık ömrünün izlerini taşıyan, en kapsamlı sergi; İzmir BŞB ev sahipliğinde, Folkart yapım ve yönetmenliğinde Fuar Atlas Pavyonu’nda bir
"ön gösterimle" açıldı.
İzmir’de başlayan bir romanının öyküsü; yıllar sonra bu kez o ömrün izlerini taşıyan sergiyle evrensel şairimizin dünyasına götürüyor bizi; yine İzmir’de!
-HAYATININ ÖZETİ-

“Nâzım Hikmet, 1962 yazının sonunda otobiyografik nitelikler taşıyan romanını bitirdiğinde dosyanın kapağında ‘Romantika’ adı vardı.
Sonradan bu adı değiştirerek romanına ‘Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’ adını verdi.
Zaman örgüsü İzmir'de açılıp yine İzmir'de son bulan bu romanda şehir, yalnızca anlatının değil, şairin hafızasının da başlangıç ve bitiş noktalarından birine dönüşmüştür.
Eserin ilk adı, romanın olduğu kadar Nâzım Hikmet'in hayatının da özeti gibidir(…)
Onun Romantikası, dünyanın daha âdil, daha güzel olabileceğine inancın, hapishanelerde de, sürgünlerde de, ölüm tehditleri altında da eksilmeyen yaşama sevincinin romantikasıdır.
Türkiye'de hâlâ Nâzım’ın yaşamını bütünüyle anlatan bir bina ya da müze yok!
İzmir'deki sergide ise farklı koleksiyonlardan, oğlu Mehmet Hikmet'in Fransa'daki evinden ve kendisinin Moskova'daki evinden getirilen kişisel eşyaları, elyazmaları, mektupları, fotoğrafları, sanat eserleri ilk kez böylesi geniş bir kapsamla sunuluyor.
Sergide yer alan her belge, her eşya ve her elyazması ya da Şair'e armağan edilmiş her bir eser; bir ömrün olduğu kadar bir düşüncenin, bir edebiyatın ve kimi zaman bir toplumun vicdanının tanıklığını da taşıyor. Üstelik büyük destanı Kuvâyi Milliye'nin son dizelerinin İzmir'de geçmesi, bu buluşmaya tarihsel ve güçlü bir edebî anlam da kazandırıyor.
Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi, ölümle tamamlanmış bir hayatı değil, yaşamaya devam eden bir ömrü, yaşayan bir kültür mirasını anlatıyor.
Bu sergi; halkının büyük şairiyle doyasıya kucaklaştığı "Kubbeli, çınarlı mavi bir liman!"
Serginin Küratörü, adeta “Bir Nâzım Uzmanı” Mim Melih Güneş şair hakkındaki her şeyi bu anlatımıyla o kadar güzel özetliyor ki…
-NELER VAR SERGİDE?-

Sergide Nâzım’ın kişisel eşyaları var. Örneğin başucundaki çok sevdiği radyosu. Moskova Nâzım Hikmet Vakfı Başkanı dostumuz Ali Galip Savaşır bizzat getirdi Rusya’dan.
İki daktilosu, kravatları, papyonu, şapkaları, giysileri. Masa lambası. Duvar kilimi. Kendisine verilen armağanlar.
Bursa Hapisanesi’nde el işi ahşap oyma eserleri.
Yağlı boya portreleri.
Çalışma odasının replikası.
Novodeviçi'deki anıt mezarının da replikası.
Piraye’ye yaptığı boncuklu takı.
Biblolar, vazolar. Rozetleri.
El yazısıyla notları, elbette şiirleri. Kalemleri. Kütüphanesinden kitapları.
Fotoğraf Ustası Ara Güler'in çektiği siyah-beyaz Nâzım Hikmet fotoğrafları.
“Saçları saman sarısı kirpikleri mavi” yazdığı Vera’ya ithaf senfonik şiiri ve Veralı fotoğrafları.
“Saman Sarısı” ki, “sanki bir vedalaşmanın gece yarılarına yaklaşıldığının duyumsandığı bir dönemde bütün bir ömrün gözden geçirilmesinin” şiiridir!
Serginin duvarlarında ziyaretçilerin alabileceği “bir ömürden kalma” Nâzım şiirlerinin örnekleri.
Her biri yaşamaya devam eden -gerçekten- büyük bir kültürel mirasın izlerini taşıyor…

-“İNSANİ DEĞERLER MÜZESİ”

Sergiyi birlikte gezdiğimiz Tiyatro Ustası Tamer Levent ’in sözleri duygularımıza tercümandır; “Sergiler belli bir süre açılır ve kapanır. Bence bu sergi keşke hiç kapanmasa. Vatanseverlik, kutuplaşmasız bir yaşam, insana yaşama değer vermek. Dostluk, sevgi, saygı, aile olmak, insan olmanın dan doğruları. Sergi, insani değerler müzesi gibi! Emeği geçenleri içtenlikle kutlarım. Yaşamak güzel şey be kardeşim”
Evet Tamer Hocam;
Sanata evet!
Çünkü; iyileştirir insanı sanat. Müziğiyle, tiyatrosuyla, şiiriyle, sinemasıyla, operasıyla, balesiyle.
Nazım Baba’nın "Romantika"sı, hepimizi buluşturdu. Heyecanımızı, umudu, güzel günlerin geleceğine inancımızı buluşturdu;
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…”.
-KÜLTÜREL KATKI-

Folkart YK Başkanı Mesut Sancak, "kentin kültürel sosyal hayatına katkı sunduklarını, dünyada Nâzım üzerine hazırlanmış en kapsamlı sergiyi İzmir’de açmaktan büyük memnuniyet duyduklarını" söyledi.
İzmir BŞB Başkanı Cemil Tugay da sergiye "tüm İzmirlileri ve Nazım dostlarını" beklediklerini söyledi....
-SERGİ SAATLERİ-
Sergi Fuar boyunca 5-13 Eylül saat 12.00-23.00,
Fuar sonrası (pazartesi hariç) hafta içi 10.00-19.00,
hafta sonu ise 10.00-18.00 arası gezilebilecek. 15 Ocak 2027'de de kapanacak...