Arkasını Toroslar’a, yüzünü Akdeniz’e dönmüş, Kıbrıs’a en yakın liman beldemiz Taşucu, zamanın yavaş aktığı ve gürültüden uzak o sakin yapısını çoktan kaybetti. Rusya’nın inşa ettiği Akkuyu Nükleer Santralı’na sadece yarım saatlik mesafedeki bu şirin tatil kasabası, Ruslar deyince hepimizin aklına gelen Antalya’yı sollayıp geçti bile…
Artan pahalılık nedeniyle Türkiye’de ikamet izni alan Rusların sayısı azalırken, Mersin’in Silifke ilçesi ve onun en gözde sayfiyesi Taşucu, giderek artan Rus nüfusuyla küçük bir Soçi olarak karşımıza çıkıyor artık.
Sevinsek mi, üzülsek mi bilemiyoruz!
Çocukluk ve gençlik yıllarımdaki Taşucu, genellikle orta gelirli yerli turistlerin tercih ettiği, Akdeniz’in kendi halinde ve huzur veren tatil beldelerinden biriydi. En büyük hareketlilik, Kıbrıs feribotlarının geliş-gidiş saatlerinde olurdu. Kalan zamanlarda insanların hiç acelesi yoktu. Limon ve portakal çiçeklerinin, kekiklerin, denizden gelen iyotun kokusunu hisseder; ağustos böceklerini dinler, balığa çıkan küçük teknelerin pat-pat motor seslerini duyar, yamaçlarda keçiboynuzu toplar, geceleri cırcır böcekleri ve dalga sesleri ile uyurduk. Dalında kızarmış doğal domates gibiydi anlayacağınız Taşucu. Kokusu ellerinize siner, tadı uzun süre damağınızda kalırdı.
Akkuyu’dan sonra artık beton obezitesi, kalabalık, trafik ve kaos var Taşucu’nda. Batırık-sıkma ikilisinden suşi restoranlarına, küçük bakkallardan Rus marketlerine, küçük çay ocaklarından çok katlı votka barlarına keskin bir geçişle birlikte…
Yani… Hormonlu domatese dönmüş bizim Taşucu. Gösterişli ama tatsız…
*****
2010 yılında imzalanan ikili anlaşma, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu ROSATOM tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin sadece yapımını değil, işletmesini de Ruslara veriyor. Faaliyet süresince, yani uzatmalarla birlikte neredeyse 80 yıl… Sonrasında söküp gidecekler.
Halen sahada çalışan sayısı 23 bin civarında. Şantiyeden gelen bilgiler, bunların yarısının Rus olduğunu söylüyor. Taşucu’nun organik nüfusu 20 bin bile değil! Düşünün oradaki hareketliliği ve demografik değişikliği… (Kıyaslayın diye söylüyorum; koca İzmir’de, taş çatlasın 1500 kadar Rus yaşıyor.)
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2023 başında Türkiye’de ikamet izniyle yaşayan Rus vatandaşı sayısı 154 bin civarındayken, bu yılın Haziran ayında 75 bin 900’e gerilemiş. Büyük ölçüde fahiş kira artışları ve hayat pahalılığı nedeniyle…
Silifke ve Taşucu’nda ise tam tersi bir tablo var. Devlet güvenceli ve “Santral odaklı” Rus nüfusu kalıcılığını korurken, konut yatırımları da hız kesmiyor. Rus mühendis ve teknik personelin doğrudan hedefinde olan (özellikle eşyalı) kiralık konutlarda “Akkuyu Tarifesi” denilen, Türkiye ortalamasının üzerinde bir fiyat politikası uygulanıyor. Bu durum, satılık konut fiyatlarını da yukarı yönlü tetikliyor. Yerel halk uygun fiyatlı ev bulmakta zorlanırken, mülk sahipleri ciddi gelir elde ediyor.
Ama şimdilik…
Çalışmaya başlamasıyla birlikte, santraldeki personel sayısı 4 bine kadar düşecek. Türk mühendis ve teknik adamların toplam sayı içindeki oranı artarken, sadece bin kadar Rus personel kalacak Akkuyu’da.
Yani… Rusların çoğu gidecek, azı kalacak.
Ya sonra?
Herkesin kafasında onlarca soru işareti var.
Binlerce Rus mühendis, teknisyen ve işçi, yıllardır aileleriyle birlikte yaşayıp ekonomisini, turizmini, konut piyasasını, sosyal hayatını, kültürünü, alışkanlıklarını, gastronomisini baştan aşağı değiştirdiği bir beldeyi terk ettiğinde ne olacak?
Kontrolsüz büyümenin faturasını kimler ödeyecek? Emlak piyasasında sert bir çakılma yaşanacak mı mesela? Rusça tabelalı marketler, kafeler, restoranlar ve eğlence merkezleri kapanacak mı? Aşırı tüketim baskısının ortadan kalkmasıyla, fiyatlarını Rusların alım gücüne göre ayarlayıp yerel halkı küstüren esnaf indirime gidecek mi? Taşucu’ndan ayağını çeken yerli turistler yeniden dönecek mi? Turist ağırlamak yerine Rus mühendis ve şirket yöneticilerine “uzun dönemli lojman” olarak kiralanan butik otel, apart ve pansiyonlar ne olacak? Turizmin türü değişecek mi? Akkuyu’ya yakınlık nedeniyle deniz-kum-güneş turistlerinin yerini, santralı görmeye gelen heyetlerin oluşturacağı “teknik turizm” mi alacak yoksa? Reaktörün deniz suyuyla soğutulacak olması hangi sonuçları doğuracak? Bölgedeki deniz suyu sıcaklığı artacak mı? Balıkçılık bundan nasıl etkilenecek? Yüksek alım gücüne sahip Rusların gidişiyle pazarı küçülen tarım üreticisi nasıl ayakta kalacak? Çileği, narenciyesi ve sera tarımıyla Türkiye’nin en verimli mikroklima alanlarından birine sahip olan Silifke ve Taşucu’ndaki tarım ürünlerine yansıyacak “Akkuyu etiketi” ne getirecek, ne götürecek?
Berbere sormuş adam, “Traşım ak mı, kara mı” diye. “Önüne düşünce görürsün” demiş berber.
Akkuyu mu, kara kuyu mu? Yaşayıp göreceğiz hep birlikte.