ABD Başkanı Trump, sanki benim Amerika’dan ayrılmamı bekliyormuş yahu! Atlanta’dan İstanbul’a doğru uçarken, Venezüella Devlet Başkanı Maduro’yu ülkesinden karga tulumba alıp New York’a uçurdular! Apışıp kaldı dünya.
Şaka bir yana, Dünya kaç gündür bu olayın şaşkınlığını yaşıyor.
Bir başka devletin seçilmiş başkanının kaçırılmasını ne olursa olsun onaylamak, kabullenmek, sindirmek olanaklı değil. Üstelik dünyaya sunduğu onursuzlaştırma görselleri Venezüella halkına, dünyanın ezilmiş halklarına karşı da bir gözdağı değil mi?
Bir ülke bir başka ülkenin egemenlik haklarını, bağımsızlığını tanımıyorsa, yasalara, ilkelere, anlaşmalara aykırı davranıyorsa bunun adına ne denir?
Vahşi kapitalizm mi, emperyalizm mi, yayılmacılık mı, küreselleşme oyunu mu, ne derseniz.
TDK Türkçe Sözlük, emperyalizmi “Bir ulusun sömürü temeline dayanarak başka bir ulusu siyasal, ekonomik egemenliği altına alıp yayılması ya da yayılmayı istemesi” olarak tanımlıyor.
ABD dünyada yayılmacılığın, egemen baskının, yıkımın, sömürünün, anamalcılığın en büyük adresi değil mi?
***
Bilgisayarın dünya üzerindeki hızlı gelişmesi, iletişim araçlarındaki yükseliş, nükleerin korku ve kaygı yaratan etkileri, küreselleşme oyununu da çılgınlık yarışına itiyor.
Küreselleşmenin olumsuz etkileri toplumlar arası eşitsizliklerin artmasını tetikler. Batılı yaşam biçimlerinden kaynaklanan bir çok kalıcı hastalıkların artması, küresel ısınmaya bağlı iklim, çevre sorunlarını ortaya çıkması, değişen, yaygınlaşan küresel terör olayları, silahlanma yarışı… Küreselleşme boyutunu gösteren örneklerden bir kaçı.
***
ABD, Çin, Rusya gibi küresel ölçeğin büyük güçleri, arka bahçelerini de gözden ırak tutmak istemiyorlar. ABD Venezüella’nın ardından Meksika, Kolombiya, Küba, Grönland…gibi ülkelere de gözdağı veriyor, korkutuyor. “Arka bahçe”lerini genişletmek, denetim altına almak, çıkar savaşını sürdürmek istiyor. Hatta daha uzaklara da gözünü dikmiş görünüyor.
***.
Dünyada Venezüella halkıyla dayanışma, ABD’nin bu çılgın kalkışmasını kınama tepkileri de çığ gibi. Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, dernekler, toplumun aydınlık ve devinimli kesimi gösterilerle, açıklamalarla seslerini duyuruyorlar.
Üyesi olduğum Türkiye Yazarlar Sendikası da bir kınama mesajını paylaştı sıcağı sıcağına ve dendi ki.
“ABD, dünya halkları üzerinde emperyalist emellerini hayata geçirmek amacıyla saldırılarını artırarak sürdürmektedir. 2026 yılının ilk günlerinde hedefin Venezuela olması, hiç kimseyi şaşırtmamıştır.
(…)
Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun halktan uzaklaşması, yolsuzluk iddiaları vb. hiçbir gerekçe, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığını meşru kılamaz.
Bunlar, Venezuela halkının kendi iradesiyle çözüm bulacağı sorunlardır. Bu saldırı, uluslararası hukuk kurallarına ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerine açıkça aykırıdır. Bu saldırıda hedeflenen, Venezuela’nın doğal kaynaklarıdır. O kaynaklar, ABD şirketlerinin değil, Venezuela halkınındır.
Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler, ABD’nin bu saldırısını durdurmak için derhal harekete geçmelidir.”
***
Yeni yıla çılgın bir başlangıç!
Karanlık uzun bir tünele girdik. Tünelin ucunda ışığı, aydınlığı görememe kaygısı, tedirginliği, korkusu sardı şimdiden hepimizi.
ABD’nin Venezüella’da gerçekleştirdiği bu olay ve bundan sonra yaşanacaklar, ulusal birlikteliğin, bağımsızlığın, sınır güvenliğinin önemini, değerini de bir kez daha anımsattı dünyaya.
Evet Venezüella’nın işi bitti! Trump, şimdi de arka bahçesine katacaklarını düşünüyor.
Anlaşılan Trump’lı 2026 hiç de huzur vermeyecek dünyaya!