Bugün iş dünyasına baktığımda en çok dikkatimi çeken şey, sürdürülebilirliğin artık bir yan başlık olmaktan çıkıp stratejik bir zorunluluk haline gelmesi. Artık şirketlerin geleceğini belirleyen yalnızca finansal tablolar değil; markaların topluma ve gezegene bıraktığı değer de en az kâr kadar önemli. Çünkü bir marka, yalnızca ürünleriyle değil, dünyaya bıraktığı izle hatırlanıyor.

Tam da bu noktada SKD Türkiye ve Özyeğin Üniversitesi’nin hayata geçirdiği SustainHUB Academy, iş dünyasının bu dönüşüm ihtiyacına yanıt veriyor. Sürdürülebilirliği kurumların merkezine taşıyacak profesyonelleri yetiştiriyor. Bu, yalnızca bir eğitim değil; geleceğin liderlik anlayışını yeniden tanımlayan bir yolculuk.

Üniversitelerin bu alandaki katkısı da dikkat çekici. Özyeğin Üniversitesi’nin 2009’da kurduğu Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM) iklim değişikliğiyle mücadelede öncü araştırmalar yürütüyor. Ayrıca UI GreenMetric Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda 2019’dan bu yana vakıf üniversiteleri arasında üst üste birinciliği elinde tutuyor. Bunun yanında Boğaziçi Üniversitesi’nin sürdürülebilir kampüs çalışmaları, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin enerji verimliliği projeleri ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin çevre mühendisliği araştırmaları da Türkiye’de akademinin bu dönüşüme verdiği güçlü katkılardan bazıları.

Eğitimler; sürdürülebilirlik yönetimi, yeşil pazarlama, karbon piyasalarının hukuki boyutu ve yapay zekânın sürdürülebilirlik hedeflerine entegrasyonu gibi başlıkları kapsıyor. ESG standartları, TSRS ve GRI raporlama gibi güncel gündem maddeleriyle katılımcıların kurum içi dönüşümü yönetecek liderlik becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyorlar.

Üstelik iş dünyasından gerçek vaka çalışmalarıyla desteklenen program, Anadolu Efes’ten Şişecam’a kadar pek çok markanın sürdürülebilirlik yolculuğunu katılımcılarla paylaşıyor. Bu, yalnızca bir eğitim değil; markaların sahadaki deneyimlerini geleceğin liderlerine aktardığı bir köprü.

Sonuçta, sürdürülebilirlik artık bir marka vaadi değil, marka gerçeği. Bu gerçeği sahiplenen şirketler, yalnızca bugünün değil, yarının da liderleri olacak. Liderlik artık sadece kâr rakamlarını büyütmekle ölçülmüyor; gezegenin nefesini de hesaba katmak gerekiyor. Çünkü bir markanın hikâyesi rakamlardan çok değerlerle yazılıyor. Ve bu değerler, iş dünyasının en güçlü sermayesi haline geliyor.

Bence, geleceği belirleyecek olan, bir markanın logosu değil, dünyaya bıraktığı nefes olacak.