İzmir’in 2025 yılı gelir ve kurumlar vergisi rekortmenleri açıklandı.

Gelir vergisinde yeni şampiyon müteahhit Ahmet Cengiz oldu. Kurumlar vergisinde ise Philip Morris zirveyi bırakmadı ve yine birinci sırada yer aldı...

Buraya kadar her şey güzel.

Ama bu sene tuhaf bir şey var.

Vergide öne çıkanların çoğu, hem de pek çoğu, adının açıklanmasını istememiş... Gelir vergisinde de öyle, kurumlar vergisinde de öyle.

Gelir vergisinde 50 kişiden sadece 10'u ismini açıklamış. Kurumlar vergisinde ise yarısı isimlerini gizlemiş...

Bu az buz bir olay değil.

Hatırlayın...

Eskiden vergi rekortmenleri çarşaf çarşaf ilan verir, adını dağa taşa duyururdu. Haklı olarak övünürdü.

Şimdi?

Aman kimse duymasın...

Aklıma türlü senaryolar geliyor.

Ya bunlar işçilerine çok az ücret ödüyor... Çok kazandıkları duyulup da personelin ayaklanmasını istemiyor.Ya da fazla öne çıkıp siyasetin oyuncağı olmak istemiyor.

Bir başka ihtimal...

Geniş kitlelerin yoksullaştığı bir ortamda zengin görünmek istemiyorlar.

İşin bir de yeraltı tarafı var...

Mesela bir mafya babası her gün açıklamalar yapıyor, bütün ülke olarak onu takip ediyorduk.

Adam, satış rekorları kıran Köfteci Yusuf'a bazılarının çökeceğini iddia ediyordu.

Gerçi onu destekleyen gelişmeler de olmadı değil.

Domuz eti sattığı iddia edilerek bir karalama kampanyası yapıldı ama halk tınmadı bile...

Böyle olunca da herhalde çökmek biraz zorlaştı.

Net bir şey söylemek mümkün değil.

Çünkü bu yeraltı dünyası çok kapalı devre çalışıyor.

Biraz şeffaf olun...

Ama yok.

Böyle şeylerin olma ihtimali, para kazanıp vergi ödeyenleri ürkütmüş de olabilir.

Artık bilemiyoruz.

Dediğim gibi, şeffaf değiller.

İşin şakası bir yana, bu kadar kaçamak davranmak da pek alışılmış bir şey değil.

Hayra alamet de değil...

Vergisini ödedikten sonra kazanan kazansın.

Yeni istihdamlar yaratsın, helal olsun.

Böyle girişimcilere hepimizin ihtiyacı var.

“Çalışıyoruz, kazanıyoruz, vergimizi de veriyoruz, kime ne?” diye göğsünü gere gere açıklama yapan, yüz akı girişimciler görmek istiyoruz.

Yoksa aklımıza bin bir soru geliyor.

İnsanoğlu işte...