Haber şu: “Alsancak Limanı bu yıl sonunda iki yıl süreyle kruvaziyer gemilerine kapatılacak.”

Bazılarımız için sıradan bir haber olabilir. Ama Kemeraltı esnafı ve yakınları için bu, çok ama çok önemli bir haber. Daha doğrusu, üzücü bir haber.

Konuyu biraz açayım.

Kemeraltı artık eski Kemeraltı değil. Bir dönem kiralamak için bile dükkân bulmak imkânsızdı. Ya da astronomik fiyatlar ödeyerek, hava parası vererek dükkân kiralayabilirdiniz. Şimdi boş dükkândan geçilmiyor. Dolu olanlar da bir dokun, bin ah işit durumunda.

Tek umutları turizm.

Bunun da en etkili ayağı, İzmir’e gelecek gemiler.

Bir kruvaziyer gemisi yanaşır, yüzlerce yolcu İzmir’e iner ve çark dönmeye başlar.

Taksici para kazanır, halıcı para kazanır, butikçi para kazanır. Kazanan esnaf, lokantaları doldurur, hatta misafirlerini ağırlar. Çaycısı, gevrekçisi bu hareketten nasibini alır.

Bütün bunları ben uydurmuş değilim.

Yılların Kemeraltı esnafı, el tezgâhı halılarının en önemli toptancılarından Ersin Okçu söyledi.

Okçu bir de, “Gemilerin gelmesi esnafa moral verir” dedi.

Bu da az şey değil.

Şimdi gelelim asıl konuya.

Alsancak Limanı’nın kapatılma gerekçesi ne? Gemilere hizmet veren yolcu rıhtımının güvenli olmaması.

Bana hiç inandırıcı gelmedi.

Teknolojinin bu derece ilerlediği, dev inşaatların birkaç ay içinde bitirildiği bir dönemde, yolcu rıhtımı için öngörülen süre iki yıl!

Bunun içinde başka bir iş var.

Gerçekten başka bir iş var.

Ben bu iki yıllık sürenin de ortamı yumuşatmak için açıklandığını düşünüyorum. Biliyorsunuz, açıklamalara bakacak olursak İzmir-Ankara Hızlı Treni’nin de 10 yıl önce devreye girmesi gerekiyordu. Hâlâ yolun yarısı bitmiş değil.

Şaşırdığım bir başka olay da İzmir Ticaret Odası’nın sessiz kalması…

Başkan Mahmut Özgener’in bu konuya mutlaka el atması lazım. “Esnafın yanındayız” demek yeterli olmuyor.

Yıllarca prim ödeyen esnaf için Oda, işte bu günlerde lazım.

Esnaf varsa Oda var.

Yoksa ikisi de yok.