Şu İzmir kulüplerinin haline bakın…

Karşıyaka’yı; Tribünden gelen bir “genç cesur yürek” kayyuma gitme tehlikesinden kurtarmış… Futbolda bir kıpırdanma var ama, hala sponsor bulunamayan basketbolda belirsizlik sürüyor…

Altınordu’nun, 14 yıl önce “büyük hayallerle başlayan” şirketleşme macerası ligden çekilme kararıyla “hayal kırıklığına” dönüşmüş… 2. Lig’den çekilme kararı sonrası futbol takımı 3. Lig’e düşürülmüş…

Geçen sezon 3. Lig’de tutunuşa bayram yapan Altay, 63 kişiyle yapılan genel kurulda aday çıkmadığı için kayyuma gitme olasılığı çok yüksek… Futbolcular birer ikişer kulübü terk etmekte… Öyle ki; Taraftarlardan “Her maçta fark yiyeceksek, ligden çekilelim daha iyi” diyenler bile var…

İşte asırlık çınarların ibretlik öyküsü böyle… Ne hazin bir tablo değil mi?

Asıl hazin olan ve İzmir’i utandıran gerçeği, ismi bir süre Altay ile anılan ve şirketleşme modeliyle siyah-beyazlı kulübün patronluğuna soyunan, Beşiktaş’ın eski başkanı Ahmet Nur Çebi tokat gibi yüzümüze vurdu…

“Koca Altay’ı bir İzmir bu hâle getirdiyse yazıklar olsun! Nerede İzmir’in büyükleri, zenginleri? Yazıklar olsun! Görüşmelerde de sahiplenme duygusu ve bir mücadele ruhu görmediğim için soğudum. “Hayırlısı olsun” dedi Ahmet Nur Çebi…

Altay’ı devralmaktan, alacaklarından bir türlü feragat etmeyen eski yöneticiler yüzünden vazgeçen Çebi’nin söylemi, İzmir adına utanç verici ama tespiti doğru…

Sahiplenme duygusu ve mücadele ruhu yok İzmir’de. Asırlık çınarlar, değeri para ile ölçülemeyecek armalar, şanlı formalar birer birer yıkılırken koskoca bir kent seyrediyor… Onları kurtarma adına mücadele ruhu sıfır…

Herkeste “Aman üzerime kalmasın” korkusu… Adları “Camiaların önde gelenleri” diye anılanlar artık kongreye gelme zahmetinde bile bulunmuyor… Birkaç adayın yarıştığı kongreler zaten mazide kaldı… Ayak üstü hazırlanan ve kurtarıcı olarak sahneye çıktığı için camiaya hiçbir şey vaat etmeyen yönetimler alkışlarla işbaşı yapıyor. Sonra kaderiyle baş başa kalıyor… Çünkü Ahmet Nur Çebi’nin sözünü ettiği “İzmir’in zenginleri” onlardan gelecek aramalarda telefonunu sessize alıyor. Sonuç olarak zihniyet şu; “Para isteme benden, buz gibi soğurum senden…”

Aslında bu zihniyetle gelinen noktaya şaşırmamak gerek. İzmir’in makus talihi bu…

Ancak bu noktada, İzmirliler, İzmir’in zenginleri, camiaların önde gelenleri, kanaat önderleri, adı her neyse artık makus talihi yenmek adına bir karar vermeli.

Kent kültürüne sahip çıkıp, armasıyla, formasıyla ortak değerlerimiz olan kulüplerimize sahip mi çıkacağız?

Yoksa asırlık çınarların, İzmir için paha biçilmez markaların eriyerek yitip gitmesine seyirci mi kalacağız?

Eğer hala sessizliği bozmayacak, hazin tabloyu seyretmekle yetineceksek Ahmet Nur Çebi’nin o cümlesine katılıyor ve tekrarlıyorum; “Yazıklar olsun…”