Geçen hafta, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile Daha İyi Yargı Derneği işbirliğinde, “Türkiye’nin gücüne kadının katkısı” konulu bir çalıştay gerçekleştirdik. Kadınların ekonomiye adil ve dengeli katılımıyla ülkemizin nasıl sıçrayabileceğini konuştuk. Amacımız günlük sorunları sıralamak değil, gerekli şartlar sağlandığında ulaşabileceğimiz potansiyeli görmek ve onu gerçekleştirecek yapısal reformları belirlemekti.
Avrupalılar, 1912’de hizmete giren “Jungfrau” demiryoluyla, 3 bin 454 metre yüksekliğe, âdeta Ağrı Dağı’nın tepesine tren seferleri yapıyordu. Türkiye ise kurtuluş savaşında silah ve cephaneyi ancak kağnılarla cepheye taşıyordu. Bu büyük farkı kapatmak için cumhuriyetin açtığı yolda, eğitim ve hukuk reformları dahil kadınları özgürleştiren, eğitim ve meslek hayatının önünü açan reformlar ülkemizin gücünü artırdı. Cumhuriyet sayesinde Türkiye inanılmaz ölçüde kalkındı. Medeni Kanun’un getirdiği haklar, 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması, bu dönüşümün önemli adımlarıydı. Kadının özgürleşmesi, toplumun ilerlemesinde önemli bir rol oynadı. Fakat Türkiye görece olarak yeteri kadar ilerleyemedi, daha da ileri giden gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldı. Türkiye, dünya mal ihracatında son yıllarda yüzde 1’i aşan bir sıçrama yapamadı. Kadınların ekonomik potansiyelini yeterince değerlendiremeyişimiz de bunda etkili oldu.
***
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 verilerine göre, kadın oranı girişimcilerde yüzde 18,2, işverenlerde yüzde 11,7. Dünya Bankası’nın 2024 araştırmasına göre ülkemizde en az bir kadın ortağı bulunan işletmelerin oranı yüzde 15,8, tepe yöneticisi kadın olanların oranı yüzde 9,4. Daha da kötüsü yüz ve üzerinde çalışanı bulunan işletmelerde kadın yöneticiye sahip olanların oranı yüzde 5,4’e düşüyor. 2025’te, 15–64 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı Türkiye’de yüzde 36,8. Türkiye ile benzer büyüklükte nüfusa sahip olup, ülke yüzölçümü Türkiye'nin yarısından az olan Almanya’da ise bu oran yüzde 74,1. Almanya’da her yüz kadından yaklaşık yetmiş dördü, Türkiye’de ise otuz yedisi çalışıyor. Aradaki fark, kullanamadığımız gücün büyüklüğünü gösteriyor.
Bu kötü tabloyu değiştirmek gerektiği ortaya konulan çalıştayda birçok sivil toplum kuruluşundan gelen kadın katılımcılar çok etkili bir çalışma gerçekleştirdiler. Sorunların tamamının farkında olduklarını, çözüm yollarını da bildiklerini ortaya koydular. Ekonomide kadın istihdamının artırılmasının, ev ekonomisine görünmeyen katkılarının ölçülmesinin ve karşılığının telafi edilmesinin öneminin altını çizdiler. Mikro projelerle de olsa kadın girişimciliğinin desteklenip güçlendirilmesini istediler. Bu desteklerin, küçük başlayan işletmelerin büyümesini, kadınların kalıcı gelir, ekonomik bağımsızlık kazanmasını sağlayacak biçimde tasarlanması ve kadın girişimcilerin finansmana, bilgiye ve pazara erişiminin kolaylaştırılması gerektiğinin altını çizdiler.
***
Kadınlar, ekonomik işletmelerde, sosyal ve siyasi kurumlarda daha üst düzeylere, karar verici mevkilere gelmelerinin kendilerine ve ülkeye getireceği faydaları biliyorlar ve bunu talep ediyorlar. Yalnızca çalışmak değil, sermaye sahibi olmak, ürettikleri değerden adil pay almak ve karar vermek istiyorlar. Geriye, bunları hayata geçirecek irade kalıyor. Kadınlara ne yapmaları gerektiğini anlatmak değil, yapabileceklerini ve yapmak istediklerini gerçekleştirebilecekleri şartları oluşturmalıyız.
Öte yandan kadınların istihdama katılmasını engelleyen çocuk ve yaşlı bakımı gibi hususlarda akılcı tedbirler almalıyız. Zira TÜİK’in 2025 araştırmasına göre, kadınlar ev ve aile bakımına günde 4 saat 3 dakika, erkekler 58 dakika ayırıyor. Kadınların harcadığı zaman erkeklerin harcadığı zamanın dört katından fazla. Bu da kadının iş gücüne katılımını baskılıyor. Bu eşitsiz yükün doğurduğu gelir, kariyer ve emeklilik kayıplarını telafi etmeliyiz. Kadının ev ekonomisine ve topluma katkısını ölçmeli, görünür kılmalı, karşılığını vermeli, ücret ödenmeyen katkıları yok saymamalıyız.
Türkiye’nin gücünü katlamak, kadınların yalnız ekonomiye değil, toplum hayatının tamamına, erkeklere denk güçle katılmalarıyla mümkündür. Kadınların emeğine ihtiyaç duyup karar yetkisini erkeklerde tutarak bunu başaramayız.
Başta siyasi partilere, devlet yöneticilerine, sermaye sahiplerine, bankalara ve diğer finans kuruluşlarına çağrımdır: Kadınları desteklediğinizi söylemekle yetinmeyin, siyasette ve yönetimde eşit temsilin önünü açın; kadın girişimcilerin sermayeye ve krediye erişimini sağlayın; bakım hizmetlerine kaynak ayırın; eşit işe eşit ücreti, liyakate dayalı yükselmeyi güvenceye alın. Somut hedefler koyun, takvim açıklayın, sonuçların hesabını verin. Cumhuriyetin kadınları özgürleştiren reformlarını ileriye taşıyın. Bunu yapmak, Türkiye’nin gücünü kısa sürede kolaylıkla dört-beş katına çıkarabilir.