Adalet Bakanı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı Akın Gürlek’in, sosyal medya hesabından “yargıda köklü bir dönüşüme gidilecek” ve “hâkim ve savcı atamalarında hizmet puanı ve puan sıralaması temel ölçüt olacak” diyerek duyurduğu gelişme, HSK Genel Kurulu’nun 16 Eylül 2026 tarihli ilkesel kararı. Kararın 6(a) fıkrası, (yargı mensupları arasında oldukça revaçta olan) “Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı ve tetkik hâkimliği, Danıştay Savcılığı ve tetkik hâkimliği, bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri, cumhuriyet başsavcılığı ile başsavcı vekilliği ve mahkeme başkanlığı görevlerine yapılacak atamalar ve deprem gibi zorunluluk durumları”nı, bu kararın kapsamı dışında bırakıyor. “Köklü dönüşüm” olarak takdim edilen karar, bunlar dışında kalan ilk derece mahkemesi hâkim ve savcı atamaları hakkında. Karar ile bu kesimin atamaları yapılırken uyulacak ilkeler ortaya konuyor. Kararın, gerekli teknik ve idarî altyapı oluşturulup puanlamaya esas veriler dijital ortama aktarıldıktan sonra, 2027 yılı ana kararnamesi ile birlikte uygulanmaya başlanması hedefleniyor.
Kararda, hâkim ve savcıların başka yere tayinlerinde hizmet puanına dayalı sisteme geçileceği, hizmet puanının her bir görev mahallinin katsayısı ile fiilî hizmet gün sayısı çarpılarak bulunan puanlar toplanarak hesaplanacağı belirtiliyor. Teftiş sonuçları ile liyakat ve mesleğe uygunluk (disiplin) göstergelerinin puanlamaya yansıtılmasına ve puanlamaya etkisine ilişkin esaslar henüz belirlenmemiş, ayrıca ve ileride belirlenecekmiş. Her mahalde minimum fiili hizmet süresi veya başarı ve çıkarılan iş miktarı gibi, suistimali, kayırmayı veya kaytarmayı önleyici hiçbir tedbirin yer almadığı karar, bu yönü ile iyi niyet beyanı gibi bir şey.
***
Görev mahalleri katsayıları, "tercih edilme, iş ve dosya yoğunluğu, coğrafi ve ekonomik koşulları, sağlık, sosyal ve kültürel imkânlar, ulaşım olanakları, gelişmişlik düzeyleri, önemli merkezlere yakınlıkları ve diğer durumlar” dikkate alınarak, mahaller arasındaki farklılıkları yansıtacak biçimde, kademeli olarak belirlenecek ve belirli aralıklarla güncel veriler temel alınarak güncellenecekmiş”. HSK’nin göstergeler için hangi ölçütleri kullanacağı ve veri kaynakları belli değil. Karar, bu yönüyle de çok tartışma doğuracaktır. “HSK, Adalet Bakanlığı, yüksek mahkemeler (Yargıtay, Danıştay) ve fiili hizmet kabul edilen diğer idarî görevlerde bulunanlar ile yurtdışında görev verilenlerin hizmet puanı, en düşük mahal katsayısından hesap edilecekmiş.
Görev mahallerini geçmişteki gelişmişlik farklarına göre derecelendiren arkaik sistemin çoktan çöpe atılması, günümüzün imkanlarına göre yeniden sınıflandırılması gerekiyordu. “Görev mahalli katsayısı”nın bu yönde atılmış çok küçük ve çekingen bir adım olduğu, Daha İyi Yargı Derneği’nin (www.dahaiyiyargi.org) “A'dan Z’ye Türk Yargı Reformu” kitabındaki önerilerden "Yeknesak Kariyer Sistemi" ile karşılaştırmakla görülebilir. Daha İyi Yargı’ya göre tüm yargı meslek mensupları en yüksek pozisyona erişme hakkına sahip olduğunu net olarak görebilmeli, böylece hem hizmette başarıya hem de akademik çalışmaya teşvik olmalıdırlar. Öyle ki teori ile pratiği birleştiren liyakatli temyiz mahkemesi mensupları, hukuk eğitimi vermelidir.
***
Hâkim ve savcıların arkaik derecelendirmeye göre bir yerden başka bir yere tayin edilmesini, yani rotasyon uygulamasını da terk etmek, bütün kürsü ve idare görevlerine tayinleri, istekliler arasında, liyakat bazlı, açık yarışma esasına göre yapmak çoktan şart olmuştur. Etkin ve verimli hizmet üretmenin temel şartı olmanın ötesinde, liyakat bazlı rekabetçi atama sistemi, camiadaki adaletsizlik, kayırma ve nüfuz şikayetleri de giderecektir. Bu aynı zamanda yargının ihtiyaca uygun ve kaliteli hizmet veremediği yönündeki haklı şikayetleri gidermenin de en sağlıklı yoludur. Etkin ve verimli (efficient) ve tatmin edici hizmet vermeleri için yargı mensuplarını kendilerini geliştirmeye özendirmek, görev yerlerindeki minimum ve maksimum hizmet sürelerini yeni gelen işleri elden çıkarma süresine orantılı olarak belirlemek, dava bitmeden hâkim, savcı değişmesi gibi durumları en aza indirmek gerekir.
Yargının, toplumsal gelişmeye yön veren katma değer üretimini artırmaya stratejik katkı veren bir kurum haline gelmesi için, bu ve benzeri kararların sadece birkaç kişinin görüşü ile değil, tüm paydaşlar ve fikir önderleri ile sağlıklı bir danışma sürecinin sonunda alınması gerekir. Bu yönden bakınca, HSK ve Adalet Bakanı ciddi eleştiri hak etmektedir.