Bir seçimin yapılıyor olması demokrasinin var olduğunu veya devam edeceğini göstermez. İktidarı ele geçirdikten sonra işi o boyuta getirebilirler ki, gelecek seçimlerin yapılıp yapılmayacağı bile tartışılmaya başlar.

Daha önce, savaş çıkarmak için; “Suriye’den Türkiye’ye sallarsın iki roket…” diyen zihniyet, bir bakmışsın seçim öncesi büyük bir olay yaratmış ve “seçimler ikinci bir tarihe kadar ertelenmiştir” deyivermiş!

Seçimle iktidara gelenlerin, vurguncu ve soyguncularla el ele vererek sistemi yozlaştırmaları… Polis ve yargı gücünü kullanarak demokrasiyi ayaklar altına almaları bakınız nasıl adlandırılıyor:

Kleptokrasi: İktidarı paylaşan; siyasetçilerin, bakanların, milletvekillerinin, kamu kurumlarını yönetenlerin, bürokratların, parti üyelerinin “yemeyen domuz!” saldırganlığı ile kamu kaynaklarını talan etmesidir. Onlar kamu gücünü kişisel zenginleşmeleri için kullanırlar. Vurgun, soygun ve çalmanın, iktidarın kendilerine sunduğu bir nimet olduğunu düşünürler.

Otokrasi: Karar gücünün tek kişide veya dar bir merkezde toplanmasıdır. Ülkemiz buna en güzel örnektir. Yani “Tek Adam Rejimi”ndeki durumumuz!

Nepotizm: Akraba ve yakınların, liyakat yerine yakınlık nedeniyle kayrılmasıdır. Son günlerde “fon skandalında” adı geçen eski bir bayan bakanın, neredeyse ailesinin tamamının devletin üst kademelerinde bulunması Nepotizmin en güzel örneklerinden biridir.

Kronizm: Makamların ve ihalelerin siyasi iş birliği içinde olanlara dağıtılmasıdır. Buna somut bir örnek olarak “Beşli Çete” gösterilebilir.

Plütokrasi: Siyasi gücün ağırlıklı olarak zenginlerin elinde olması, büyük servet sahiplerinin kararları etkilemesidir.

Oligarşi: Az sayıda kişinin önemli kararları kontrol etmesi, iktidarın küçük bir grubun elinde toplanmasıdır.

Elbette daha başka “bozuk yönetim” örnekleri de var. Ama bizdeki otokratik yönetim adalet ve eşitlik duygularını ayaklar altına alırken, nepotizm ile beslenen kleptokrasi vurgun ve soyguna devam ediyor.

Bozuk ve kötü niyetli yönetimin değişmesi durumunda; açlığa tutsak edilen, özgürlüklerine kelepçe vurulan ve sırf muhalif diye dünyaları karartılan insanlar rahat soluk alacaklardır. Bu nedenle seçimlerin yapılmasını dört gözle bekliyoruz.

AKP seçimle gelen bir partiydi. Ama görüldü ki seçimle gelmiş olması yukarıda saydığımız uygulamalara engel olamadı: Siyaseti, bürokrasiyi, yeni tür iş insanını ve hukuk sistemini içine alan bu yumak AKP iktidarını çökmenin eşiğine getirdi.

Şimdi, birbirlerine sarılarak ayakta kalmanın hesabını yapıyorlar. İşleri çok zor!