“İnkılap Kitabevi” geçenlerde, Emma adlı polisiye bir roman yayımladı. Ünlü oyuncu Jean Reno’nun yazdığı ilk kitaptı bu.

Emma, ünlü bir masaj merkezinde masöz olarak çalışmaktadır. Kullandığı arabasıyla yaptığı kaza sonucu annesini yitirince hayatı değişir. Annesinin ölümüne neden olmanın suçluluk duygusu ve yalnızlığı içindeyken…

Umman Sultanlığından gelen, çok zengin ve yakışıklı bir kişiyle tanışır. Adamın niyeti, Umman’da bir masaj merkezi açmak için Fransa’da, Emma’nın çalıştığı merkezle iş birliği yapmaktır. Ancak bir gelişme olur; Emma’nın kendisine yaptığı masajın etkisinde kalan adam Emma’yı da programına alır ve onu eğitmen olarak Umman’a götürür…

Fransa’da başlayan “temas”, Umman’da “duygusal” boyut kazanınca bu gizli ve gizemli ilişki Emma’yı hiç beklemediği bir yöne sürükler:

Roman farklı bir gerilim türüne evrilir. Çünkü Fransız istihbaratı, nükleer bir casusluk olayı için Emma’yı kullanmaya başlamıştır.

***

Bunun bir casusluk romanı olduğu iddia edilse de bir casusluk romanındaki gerilime ve psikolojiye sahip değil. Bir aksiyon romanındaki yoğun diyalogların egemen olduğu, betimlemelerin ve etkileyici olması gereken psikolojinin yüzeysel kaldığı bir roman gibi duruyor.

Türkçeye çevirisinin başarılı olduğu söylenebilir. Çünkü Fransızca aslındaki sürükleyiciliği, Türkçeye çevrilirken de iyi korunmuş. Yalnız küçük bir eleştirim var: Türkçeye henüz oturmamış, anlaşılması zor bazı “ergen” sözcükler biraz sırıtıyor gibi. Ben bazılarını ilk kez duydum ve sözlüğe bakmak zorunda kaldım.

Jean Reno, dünyaca tanınmış bir Fransız aktörü. Leon: Sevginin Gücü, Da Vinci Şifresi, Nikita gibi filmlerde unutulmaz performanslar göstermiş. Tanınmışlığı nedeniyle olacak onun bu ilk kitabı bütün dünyada ilgi çekmiş.

DOĞUYA ÖTEKİ GÖZÜYLE BAKIYOR

İlk bakışta uluslararası entrika, gizem ve casusluğu bir araya getiren hızlı tempolu bir gerilim romanı gibi duruyor. Ancak bu romanda Batı edebiyatının- tıpkı Albert Camus’nün Veba romanında olduğu gibi- Doğuya “öteki” gözüyle baktığını görüyorsunuz. Doğuyu, kendi başına bir özne olarak değil; gizemli, egzotik, tehlikeli ve anlaşılması güç bir uzak dünya olarak yorumluyor.

Kitapta Umman, kendi insanlarıyla yaşayan bir ülke gibi değil, Avrupalı kahramanların maceraları için kurulmuş bir dekor gibi anlatılıyor! Oryantalist Batı edebiyatı, burada da Doğu’yu yalnızca bir fon olarak kabul etmiş gibi görünüyor…