Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Türk Dünyası Diyalog Forumu, 30-31 Ekim 2026 tarihleri arasında Ankara’da Sheraton Otel’de yapıldı. Foruma, delege olarak, Azerbaycan, Kazakistan, KKTC, Macaristan, Kırgızistan, Kazakistan, Güney Kore ve Türkmenistan’dan çok sayıda akademisyen, gazeteci ve resmi kurumların yöneticileri katıldı.‘Türk Dünyasında Diplomaside Kadın, Bölgesel istikrar ve Güç Birliği İçin Parlementer Diplomasi, Türk Dünyasının Büyük Stratejisi, Enerji Kaynakları, Stratejik İletişim ve Dezenformasyonla Mücadele, Türk Dünyası ve Gelecek Tasavvuru, Ortak Tarihten Ortak Geleceğe, Türk Dünyasında Medya İşbirliği, Türk Dünyasının Jeopolitik Rolü, Yapay Zeka, Türk Dünyasının Konumu, Ortak Bilgi ve Düşünce Ekosistemi, Aile, Toplum ve Gelecek, Diaspora, Türk Dünyasında Dil, Kültür ve Hafıza, Kültür ve Sanat’ gibi başlıklar altında panel ve oturumlar yapıldı. Türkçe konuşan akraba topluluklar arasındaki ilişkileri artırmak için kurulan TDT’na Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev’in katılmaması, Forum’un başarısını gölgeledi. Nitekim Türkiye’de Aliyev’in son dakikaya kadar foruma katılacağı bekleniyordu. Bu teşkilatın kuruluşunda görev alan duayen Türk diplomat Halil Akıncı bile Aliyev’in katılımı konusunda yanıldı. Aliyev, yerine temsilcisini gönderdi. Azerbaycan’da yayın yapan resmi bir sitede, bu durum, ‘Azerbaycan’ın tepkisi ölçülü oldu; bir Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılım sağlanamaması—Türkiye dahil— daha önce de görülen bir durumdur. İleriye dönük ilk adım, Azerbaycan’a yönelik saldırıların durdurulmasıdır. Ancak bundan sonra, dikkatli adımlarla güven ve iletişim yeniden tesis edilebilir’ denildi. Türkiye ile Azerbaycan’ın arasının soğumasına neden olan başörtüsü meselesinin, aslında, tali bir mesele olduğu anlaşılıyor. Esas sorunun Azerbaycan’ın önümüzdeki süreç için oluşturulan koalisyonda yeni konum alması ve TDT’nın niteliği olduğu anlaşılıyor. Halil Akıncı, attığı bir tweette, ‘Aliyev, Türkiye’ye yönelik memnuniyetsizliğini göstermeyi başka bir zamana erteyebilirdi’ diyerek Aliyev’e serzenişte bulundu. O, Aliyev’in bu tavrını eleştirerek, ‘Türk Dünyasının geleceğe olan inancı gölgeledi’ yorumunu yaptı. ‘Türk Dünyasında bütünleşme yolunda çok yol alındığını’ belirten Akıncı ‘böyle giderse teşkilatın amacına ulaşamayacağını’ belirtti. Ben de, ne yazık ki, Akıncı’nın görüşlerine katılıyorum. Zira teşkilatın fikri temelinde ideolojik sorunlar vardır. Üye ülkelerin teşkilata bakışı farklıdır. Azerbaycan, teşkilata ‘Safevi Türkçülüğü’ temelinde yaklaşırken, Türkiye ‘Ümmetçilik’ açısından yaklaşıyor. Kazakistan ise ‘Rusya faktörü’nü önemsiyor. Nitekim Rusya’nın da teşkilata üye olmasını öneren Kazakistan Başkanı Tokayev’e yakın bir yayın organı, TDT’nın Kazaklar için anlamını: ‘birleşik bir siyasi irade değil, kültürel ve tarihi bir topluluktur. Bu terim, tek bir varlığı değil, devletlerin müzakere ettiği, tartıştığı ve pazarlık ettiği bir platformu ifade eder. Türkiye için bu, Orta Asya ile bağlar kurmak için önemli bir araçtır; Kazakistan için ise çok yönlü bir politikanın temel taşlarından biridir. Bu rota Ankara’nın emriyle inşa edilemez. Askeri ittifak mı, değil mi?’ şeklinde tanımlıyor (https://topwar.ru). Özbekistan ve Kırgızistan ise teşkilata ‘ticaret’ açısından yaklaşıyor. Türkmenistan’ın teşkilata nasıl yaklaştığına dair şimdilik ciddi veriler yok. Ama Türkiye’yi sevindiren yönü, daha önceki toplantılara ciddi olarak katılmayan Türkmenistan’ın, şimdiki foruma çok sayıda delege ile katılması Türkmenistan’ın bu forumu ciddiye almaya başladığını gösteriyor. KKTC’nin amacı ise bu teşkilata üye ülkelerin kendisini bağımsız bir devlet olarak tanımasıdır. Türkiye, bu teşkilata üye ülkeler tarafından KKTC’nin tanınması yönünde ciddi çabalar yapıyor. Macaristan’ın TDT’na düşük düzeyde temsilci göndermesi ise yeni seçilen Macaristan Cumhurbaşkanının TDT ile ilişkileri en alt düzeyde sürdürme siyaseti olarak değerlendiriliyor. Bütün bunlardan çıkan sonuç, henüz ortak bir idealin oluşturulamadığıdır. Türkiye, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" sloganını bolca kullanıyor ama pratikte bu sloganın gerçekleştiğini gösteren ciddi sonuçlar yoktur. Kısacası bu teşkilatın fikri temelleri, ticari mi, siyasi mi, bilimsel mi, askeri mi, henüz billurlaşmamış görünüyor.
Benim kişisel gözlemlerime gelince; Forum’da Türkiye tarafından en etkili konuşmayı, Aksakal Binali Yıldırım yaptı. O, tıpkı ünlü Fransız tarihçi Fernand Braudel (öl. 1985) gibi konuştu. Braudel’e göre ticarette, üç temel faktör, aslidir: Hız, güvenlik ve ticari davalarda ticaret mahkemelerinin hızlı karar vermesi. Yıldırım, konuşmasında, Çin’den Macaristan’a kadar uzanan İran ve Rusya’yı bypass eden Orta Koridor’un (Eski İpek Yolu) ticari önemine değindi. O, TDT’nı, üye ülkelerin refahının artırılması için üye ülkeler arasında mutabakat sağlayacak önemli bir teşkilat olarak tanımladı. Bununla birlikte üye ülkelerin bu güzergâhtan teknik (Türkiye ile üye ülkelerin tren ray aralıklarının farklı olması meselesi) ve bürokratik sebeplerden (her ülkenin gümrük muamelatı) dolayı yeterince yararlanmadığından; bu refahı başka ülkelerin elde ettiğinden söz etti. Ticaret için hız gerektiğini, bunun için de nakliye muamelatının basitleştirilerek, Eski İpek Yolu’nun nakliyatta transit bir güzergâh olarak kullanılmasının üye ülkelere sağlayacağı maddi faydaları belirtti. Somut bir talep olarak, bu muamelatın kaldırılmasını önerdi ki, eğer bu öneri gerçekten uygulanırsa, Türk Dünyasının refahı artar. ‘Ortak alfabe’nin de ticaret ve kültür açısından önemli olduğunu belirtti.
Forum’un benim için ilgi çekici yanı, sunulan tebliğler değil, bazı Türk panelistlerin iki yeni kavramı Türkçe’ye sokmalarıdır. Bunlardan biri ‘bağlantısallık’, diğeri de ‘uluslararası görünürlük’tür. ‘Bağlantısallık’ sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüklerinde yer almıyor. Sanıyorum yeni türetilmiş bir kavram. İngilizce ‘connectivity’ sözcüğünün Türkçesi. Hâlbuki bu sözcük, Azerbaycan Türkçesi’ne ‘alaka’, Özbekçe’ye ‘ulanış’, Kırgızca’ya ‘baylanış’ ve Kazakça’ya ‘baylanıs’ ve Türkmence’ye ‘bağlanışıklılık’ olarak tercüme ediliyor. Türk panelistlerin bu sözcüğü ‘ TDT’na üye ülkeler ile bağların artırılması’ anlamında kullandıklarını sanıyorum. ‘Uluslararası görünürlük’ kavramı ise İngilizce ‘international visibility’nin Türkçe çevirisi. Bununla da TDT’nın ‘uluslararası düzeyde fark edilmesi’ kastediliyor sanırım. Bana kalırsa, bu tür yeni kavramlar üretmenin yerine, TDT’nın fikri temellerinde bir uzlaşı sağlanması teşkilatın geleceği açısından çok daha önemlidir. Gaspıralı’nın ölümünden bu yana 112 yıl geçmiştir. Tarihte Türk Dünyasında onun fikirlerinin uygulaması konusunda elbette olumlu gelişmeler sağlanmıştır ama yeterli değildir. Zamanımızda onun fikirleri doğrultusunda, Türkiye’nin önderliğinde, Türk Dünyasında yeni bir kimlik inşa edilmeye çalışılması ilgi çekicidir. Aslında temel sorun, bu dijital çağda, Türk Dünyasında, Türk Dünyasının geleceği için Gaspıralı’nın ideallerinin ötesinde yeni ve pratik ideallerin üretilememesidir.