ABD Büyük Elçisi Tom Barrack ikiye bir bölge için en uygun modelin monarşi olduğunu söyleyip duruyor. Antalya Demokrasi Formunda yine kendi kişisel görüşünü açıklamış: “Bölge için işe yarayan tek şey güçlü liderliktir. Demokrasi pelerini giyen ve insan haklarına dayalı modelin“ işlemediğini dile getirmiş. Kendi Arap kökeninden dolayı bölge ülkelerinin hepsini, Arap ülkeleri ile karıştırıp hepsini aynı kılıfa sokmaya çalışıyor. Zira Arap coğrafyasında aşiretlere dayalı sistemin monarşi olarak şekillenmesini, kendince bölgeye genişletmeye çalışıyor. Zira emperyal güç olarak bölgeyi kontrol etmeye çalışan geçmişte hem İngiltere hem de bugün ABD belli aşiret reislerini tek adam olarak kontrol altına almanın dayanılmaz kolaylığını kullanarak bölgeyi sömürmeyi sürdürmek istiyorlar. Bölgede yaşayan milyonlarca insanın yaşam koşulları, insan olarak onları hiç ilgilendirmiyor. Kendileri için ayrı bir kostüm biçerken bölge halkı için ayrı bir kostüm biçmeye kalkıyorlar. Aklı başında ve etik davranan insanlar, doğru bulduğu bir gerçeği herkes için ister. Oysa bunlar kendileri için başka; bölge için başka insani değer sistemi oluşturmaya çalışıyorlar.
****
Türkiye’ye gelince, Türklerin ayrı bir ulus olduğunun yeterince farkında değiller. Bu ülke üzerine çullanan tüm emperyal güçlere karşı kurtuluş savaşı vererek Cumhuriyetini ve ulusal bağımsızlığını kurmuştur. Çoğu Avrupa ülkesinden önce tüm vatandaşlarını, erkek- kadın eşit sayan demokrasi ve çağdaş hukuk sisteminin gereği olan tüm yasal düzenlemeleri oluşturmuş bir ülkedir. Unutulmasın ki, Dünyada hiç eşi benzeri olmayan bir biçimde, kendi Kurtuluş Savaşını Meclis Hükümetleri ile yürütmüştür. 150 yılı aşan bir demokrasi deneyimine ve bin yılları aşan devlet geleneğine sahiptir.
Ayrıca Arap ülkelerinin çoğunda teokratik gelenekler ve devlet yapısı geçerlidir. Geçmişte 16 Devlet kurmuş olan Türklerin, kurduğu hiçbir devlet yapılanması teokratik temelli değildir. Tuğrul Bey Bağdat’ı aldıktan sonra 1058’deki bir törenle din ve devlet işlerini birbirinden ayırmış; halifenin uhdesine sadece dini işleri yönetmesi tahsis edilerek; Kendini bu Dünya devletinin hükümdarı ilan etmiştir. Nitekim Osmanlıda dini işlerden sorumlu Şeyh-ül İslam, Devleti yöneten Divanın üyesi olmamıştır.
****
20 yüzyılın büyük Dâhisi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni, ilelebet payidar olacak biçimde kurmuştur. Bu nedenle tüm muhalefet partileri Tom Barrack’ın bu açıklamalarına karşı tavır almışlardır. Benim merak ettiğim nokta ise İktidar cephesinin bu konuda bir açıklamada bulunmayışıdır. Bu tür densiz ve ikide bir ileri sürülen açıklamalara iktidarın hiçbir açıklama yapmamasıdır. Bir de endişelendiğim nokta şudur: Her iki körfez krizinde Meclisten geçmediği için ABD’nin Körfez Savaşına katılmayışımızı dillerine dolayan ABD’li düşünce kuruluşlarının başkanlık sistemi talepleri Türkiye’ye bu iktidarın desteği ile empoze edildi. Ancak Başkanlık sistemine geçişten beri Türkiye, ekonomiden demokrasiye, ilerleme değil, çoğu göstergelerde gerileme yaşadı. AKP içinde bile bugünkü başkanlık sisteminin revizyonu talepleri gündeme gelirken; toplumun beklentisi İktidarın bu tür bizim geleneklerimize, geçmişimize ve geleceğimize uymayan açıklamalara tavır koymasıdır.