Seçimin ayak sesleri gelmeye başladı. AKP yönetiminin seçim kararını CHP’nin inisiyatifine bırakmak istemeyeceği açıktı. Bu nedenle daha yakın bir erken seçim veya arar seçim tercihlerine evet demeyi de kendisi açısından, bir zayıflık algısı yaratabilir inancı ile karşı çıktı. Ancak AKP, gelecek seçimler için, mevcut lideri dışında güçlü bir alternatif çıkaramadığı ve çıkamayacağı için erken seçime gitmek zorundadır. AKP için böyle bir erken seçim için de son tarih 2027 kasım ayıdır. Toplum, ekonomi ve siyasetteki mevcut tepkileri kısmen de olsa toparlayabilmek için Partinin bu süreye zorunlu olarak ihtiyaç duyduğu gibi; Cumhurbaşkanına en uzun süreyi tanıyabilmek için de ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, Partinin Merkezi Yürütme Kurulu Toplantısında yaşanacak seçim sürecine ilişkin yol haritası belirlenmiş bulunuyor. Basına yansıyan kadarıyla “Bölgesel Savaş ortamında”, “huzur ve istikrar sağlayan güçlü lider” imaj ve algısına bağlı olarak bugüne kadar yapılanların ve arka planının anlatılmasına odaklı bir yol haritası izleneceği açıklandı.
****
CHP de bu sinyali alır almaz Partinin 2027 Kasım Seçimi için “yeni yol haritasını” belirledi. Ara seçim konusunu gündemde tutma isteği ile birlikte, seçimin seneye kaldığını kabullenerek, Partinin yeni yol haritasını belirlemiş oldu. Yol haritası; Güvenlik, Ekonomi, Sosyal Devlet-Adalet ve Demokrasi olmak üzere 4 ayak üzerine oturmaktadır. Bu yol haritası Partinin daha önce üzerinde çalıştığı Parti ve Hükümet Programına dayanmakta olup; bu yol haritasını tam kadro ve tüm yurtta saha presi yaparak uygulamak niyetindedir.
Yol haritaları burada özetlendiği şekilde açıklanmış olmakla birlikte, AKP’nin son yıllarda uyguladığı siyasi yapma modeli dikkate alınırsa, bu sürecin nasıl işleyeceği çok ciddi belirsizlikler içermektedir. Zira bu iktidar döneminde politik sistem, parlamenter sistemden başkanlık sistemine taşınırken, kuvvetler ayrılığı ile yaratılan sistemin kontrol mekanizmaları terk edilmiş ve siyasi kutuplaşma Cumhuriyet tarihinin en keskin siyasi kutuplaşma düzeyine taşınmıştır. Yargı sisteminin siyasi iktidarın kontrolüne girmesi, muhalif belediye başkanlarının görevden alınmaları, Cumhur başkanı adayının tutukluluğu ortamı aşırı germektedir. Ayrıca Atatürk’ün belirlediği çağdaş uygarlık ve bilimin rehberliğindeki laik, demokratik, sosyal hukuk devleti rotasından; kutsal din siyasileşerek, bir Orta Doğu toplumu olma rotasına yönelim göstermesi de siyasi kutuplaşmayı arttırıyor.
****
Ekonomik alanda bu iktidar, sanayileşmeye dayalı kalkınma stratejisini terk edip, katma değer yaratımı düşük olan ticaret ve inşaatın sürüklediği stratejiye geçiş yaparak, hem zenginliği yeniden dağıtıp kendi zenginlerini yaratmış; hem de toplum yoksullaşmış ve gelir dağılımını köklü biçimde bozulmuştur. Eğitimli kesimden oluşan orta sınıf eriyip yoksullaşırken, yoksulluk artmıştır. Ayrıca sanayileşme yerine ticaret stratejisine geçiş üretim odaklı ekonomi yerine tüketim odaklı bir ekonomi yaratırken yoksullukla birlikte enflasyon ve işsizlik kaçınılmaz olmuştur.
Toplumda eğitimli toplum ideali yerine, cehaletin feraseti savunulurken, eğitimli gençler ülke ekonomisinden beklenti ve umutlarını kaybederek kendi geleceğini yurt dışında aramaya başladı. Bilim ve teknolojinin tek belirleyen olduğu tekillik çağında, nitelikli eğitim ve katma değeri yüksek sanayi ve üretim seferberliğine odaklanmak gerekirken; günümüzde rekabet yeteneğini kaybeden tekstil sektörünün bile yurt dışına taşındığı bir süreçteyiz.
Değinilen koşul, ortam ve kutuplaşma içinde, seçime hazırlık ve seçim sürecinin tansiyonu yüksek olacaktır. AKP, 24 yıldır kurmaya çalıştığı kendine özgü düzenini korumak için tüm devlet ve iktidar olanaklarını, geçmişte nasıl kullandı ise, aynen ve fazlası ile kullanacaktır. Defaten yasal kurumların onayı ile yapılan genel kurullara rağmen, “mutlak butlan” saçmalığını bile dillendirilebilir. CHP ise tarihinde hiç görülmediği kadar dinamik bir liderle yola çıktı. Diğer muhalefet partilerin tutum ve tercihleri de bu seçim sürecinde oldukça önemli olacaktır. Önümüzdeki seçimde Cumhuriyet tarihimizin ikinci büyük tercihi yapılacak: Yeniden çağdaşlık ya da Orta Doğu toplumu olmak.