Önemli bir devrim günüydü dün.
Atatürk’ün sözleriyle anlam bulan Harf Devriminin 98. yılıydı. Ve Atatürk o gün inançlı, aydınlık bir sesle şöyle duyuruyordu devrimini sesleniyordu yakın çevresine:
"Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, ahenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan bu yana kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak zorundasınız. Anladığımızın belirtilerine yakın gelecekte bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum."
***
Türkçemiz, yapısına uygun yeni harflerle eğitimin, bilimin, kültürün, sanatın dili olmayı Atatürk’ün öngörüsü, ileri görüşlülüğü ile sürüyor, ne güzel.
Etnik kökeni, ana dili farklı olan Türk ulusunun hukuk önünde eşit yurttaşları, bütün bireyler, yeni harflerle kolayca yazılan ve okunan Türkçe ile daha iyi anlaştı, anlaşıyor.
Anayasamıza göre resmi dil olan Türkçemiz, ulusal birlik bütünlüğümüzün de temel dayanağı.
***
"Harf" sözcüğü günlük yaşamda çok sık kullanılsa da, doğrudan içinde "harf" geçen geleneksel Türk atasözü sayısı oldukça azdır. Genellikle kalıplaşmış deyimler ve özlü sözler biçiminde karşımıza çıkarlar.
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum: Eğitime, bilime ve öğretmene verilen sonsuz değeri, gönül borcunu anlatan, Hz. Ali'ye ait olduğu söylenen bir özlü sözdür.
Harfi harfine (Harfiyen): Bir işi, buyruğu ya da sözü eksiklik bırakmadan yerine getirmek anlamında kullanılır.
Ağzından çıkan sözün harfini değiştirmemek: Söylenen bir şeyi aslına bağlı kalarak, hiç bozmadan aktarmak, sözünde durmak.
***
Harf. Özgün anlamı "uç, yan, mızrak ya da kılıcın keskin ağzı" olarak sunulur bize. Aramice/Süryanice kökenli "sivri bir uçla çizme, kazıma" eylemlerine dayandığı söylenir.
Türkçe olmasa da harf, çocukluğumuzdan bu yana bizimle dost olmaya çalışır. Biz de onu dışlayamadık bugüne dek.
TÜRKÇE dildeki sesleri yazılı olarak göstermeye yarayan , abecesel yapıyı oluşturan simgesel yazı düzeni diye bellemişiz harfi.
1 Kasım 1928’de Arap abecesi yerine Latin esaslı 29 harfli yeni Türk abecesinin kabul edilmesi, 3 Kasım 1928'de Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla yürürlüğe giren kültürel, toplumsal bir devrim olarak anarız, anımsarız Harf Devrimini.
***
Cumhuriyet öncesi yazı ve dil, Osmanlı aydınlarınca da yoğun tartışmalara yol açar. Mustafa Kemal'in yazının değiştirilmesine ilişkin düşüncesi yeni değildir.
Bu düşünceyi çevresiyle tartışarak geliştirmiş, o güne değin yapılan çalışmalar da göz önüne alınarak bir kurul oluşturulmuş, bu kurula "Alfabe Komisyonu" denmiş, bu adın yanına bir de "Dil Encümeni" eklenmiş.
Atatürk, aynı gece Sarayburnu'nda halka şunları söylemiş:
"Bugün yapmak zorunda bulunduğumuz çok değerli bir iş daha vardır: Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmek...
Kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya, bütün yurttaşlara öğretiniz... Bunu yurtseverlik, ulusseverlik görevi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki bir ulusun, bir sosyal topluluğun yüzde onu ancak okuma yazma bilir, yüzde doksanı bilmezse, bundan insan olanların utanması gerek."
Harf devrimimiz kutlu olsun.
MEHMET RAYMAN’DA “HARFİNE” DİYOR
Mehmet Rayman, şiir çıtasını yükselten, şiirini özenle dokuyan, emek veren doğallığını, kırsal özenini koruyan, şiiriyle özdeşleştiren bir şair.
Birçok şiir kitabı raflarımda özenli yerini korur.
Rayman’ın 2009 yılında Kanguru Yayınlarından çıkan HARFİNE adlı kitabı da bu yazıya odaklanmışken çıktı karşıma.
Rayman öyle güzel harmanlamış ki hüzünlü, aşklı, ballı, güneşli, demli, ağıtlı, düşlü şiirlerini. Bugün de özgün yapısını koruyor.
Harfi harfine yerine koymuş sözcüklerini… Tadımlık dizeleriyle esenleyelim onu.
Seni sevdiğim için değiştirdim / Harflerin yerini
Başa aldım zamanı / Gelen kursun giden kursun
Senin aşkın yalnız / Benim içimde dursun