Kitaplara bakmak, kitaplar almak, kitaplara dokunmak. Kitaplı yaşamın içinde olmak.
İyi ki bunca yıldır kitaplarlayım; yazıyorum, okuyorum, yayımlıyorum, paylaşıyorum, kitap dostları biriktiriyorum. Kitaptan hiç bıkılır mı, uzak kalınır mı?
İnsanlarda yaratıcı düşünceyi geliştiren, yaşama bakış açısını geliştiren, ivme kazandıran, hayal dünyasına varsıllıklar katan, bilgi dağarcığına birikim sağlayan kitap ne değerli dosttur değil mi sevgili okurlar?
Kitap sıcaklığını, kokusunu duyumsamak ne güzel duygudur. Kitabın olduğu yerde aydınlanma, sevgi, umut, yaşama sevinci vardır.
Kitabın olduğu yerden kötülük gelmez. Kitapla yaşamak insana diliyle, şiiriyle, öyküsüyle, romanıyla, masalıyla, anılarıyla çoğul kişilik katar.
***
Romalı düşünür, devlet adamı Seneca’nın “Kitapsız yaşam kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır” sözünü yabana atabilir miyiz?
Ünlü düşünür Konfüçyüs’ün ”Tanrım bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver” sözüne kadar anlamlı, seçkin, özgün.
Bu sözleri düşünürken, anarken, ne okumalı sorusu akla gelir hemen. Kuşkusuz kişiden kişiye değişir okuma seçenekleri. Kimi insan roman, öykü ağırlıklı kitapları sever, onlara odaklanır. Kimisinin okuma seçeneği ağırlıklı olarak şiirdir, şiire değgin poetik kitaplardır.
Kimisi serüven kitaplarından büyük tat alır. Kimisinin seçimi de kişisel gelişim kitaplarıdır. Bu bağlamda ne okumalı derken, kişinin seçimine saygı duymak gerekir. Ancak iyi okur seçeneklerini daha da varsıllaştırır; anı, gezi, araştırma, siyaset, roman, öykü, şiir, deneme.
Kitap denilince akla ilk roman ve öyküler gelse de psikoloji, sosyoloji, tarih gibi genel kültür düzeyinizi arttırıcı kitaplar daha kültürlü insanlar durumuna gelmenizi, bazı konularda fikir sahibi olabilmenize katkı yapar.
Olaylara farklı pencerelerden bakabilmeniz için farklı türlerde kitaplar okumanız çok yönlü bir insan olmanızı da sağlayacaktır.
İnsan her kitabı okumalı mı sorusunun yanıtı göreceli olsa da her kitaptan çıkarılacak yeni dersler, kazanımlar, yararlar vardır. Önünüze gelen her yemeği yemediğiniz gibi her kitabı da okumanız gerekmez. Kitap seçerken öncelikle ne istediğinizi bilmeniz gerekir. Gerilimden uzaklaşmak için mi okuyacaksınız, bilgi edinmek için mi?
***
Ülkemizin hemen her yerinde her mevsim kitap fuarları açılıyor, kitaplı buluşmalara olanak sağlanıyor. Bu güzel bir gelişim elbette. İlçelerde de son yıllarda kitap fuarları, kitaplı günler açıldıkça seviniyorum. Okur yazar buluşmalarının, söyleşilerinin de ne denli anlamlı, değerli olduğunu biliyorum. Yazar, şiir imzalarının okurdaki izleri, izlenimleri, kazanımları da yabana atılır mı hiç?
Kuşkusuz bu güzel istek ve dileklerin yanında kitap fuarları yeterince okurla buluşuyor mu? Kitapların ederlerinin el yakması, kimi küçük ölçekli yayınevlerinin yüksek kira nedeniyle fuarlara katılamaması da üzücü ve düşündürücü.
Kitap fuarlarında derneklere, STK’lara para ödemesiz ayrılan bölümlerin de daha göze görünür duruma gelmesini isterim.
***
Yakın günlerde İzmir’de iki kitap fuarı açılıyor. 19-27 Eylül günlerinde İZKİTAP’ın fuarı Kültürpark’ta. Kitap kokusuyla, okurlarla, yazarlar ve şairlerle çok canlı, devinimli, coşkulu geçmesini umuyorum.
Bornova Büyük Park, 26 Eylül 4 Ekim günlerinde kitap dostlarını ağırlayacak.
İki fuara elbette yolumu düşüreceğim, kitap kokusunu yaşayacağım. Dostlarımla kucaklaşacağım. Son çıkan ÇOK SEVDİM YAŞLARIMI adlı şiir kitabımı STK’lara ayrılan bölümde imzalayacağım.
Yolu oraya düşen değil, yolunu kitap fuarlarına düşüren tanış, bildik, dost okurları beklerim. Kitap almasalar da “ayıp olmasın” diye düşünmeden, bir merhabanın değerine inanarak, söyleşme olanağı sağlayarak buluşalım, kucaklaşalım isterim.