Tarık Dursun K’nın da yeğeni olan Halit Kakınç, 1974’ten günümüze kadar süren usta gazeteciliği kadar, edebi miras bırakacak üretken bir yazardı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti(İGC) üyesiydi. Müthiş birikimli entelektüeldi de. Akademisyenliğinin yanı sıra Anadolu Rock devri gruplarından “Dönüşüm’’ün de kurucusuydu Kakınç.”Kiziroğlu Mustafa Bey”i Kars’tan bulup müzik dünyamıza hediye edendi.

Araştırmacı yönüyle peş peşe kitapları tv programları olan Halit Kakınç, 9 yıl üstünde çalışmış; Romanya’da Nazilerden kaçıp köhne bir gemiyle İstanbul’a gelen Yahudileri taşıyan ve “Motorsuz Yüzen Tabut” olarak adlandırılan, “Struma”yı yazmıştı. Halit Kakınç, belgesel romanının filme çekilmesinin, “en büyük arzusu” olduğunu –sıkça- dostlarıyla paylaşırdı.

Whatsapp Image 2026 08 10 At 11.08.38 (2)

"Yıl 1942. 24 Şubat gecesini 25 Şubat sabahına bağlayan saatlerde Nazi zulmünden kaçan yaklaşık 800 Yahudi mülteciyi taşıyan köhne gemi, sabaha karşı büyük bir patlama ile ikiye bölündü. Deniz, cesetlerle doldu. Bir tek David adlı genç kurtuldu.

Romanya, o günlerde Museviler için yaşanır bir yer olmaktan çıkmıştı. Göçmeleri şarttı.

Yolculuklarını organize eden acenta, Yunan Y.Pandelis ve Yahudi Dr. Konfino’ya aitti. İkisi de tam bir sahtekârdı. Her tarafı dökülen Struma adlı bozuk bir gemi buldular. Queen Mary transatlantiğinden derleme sahte fotoğraflar kullanarak adam başı 1000 Dolar’dan 10 bin Dolar’a kadar varan paralar tahsil ettiler.

12 Aralık 1941 tarihinde Köstence Limanı’ndan çıkan Struma, 14 Aralık 1941 sabahı, İstanbul’a vardı. Motoru durunca askerî bir Türk römorkörü tekneyi bağladı ve çekti. Yolculara ‘gemide dizanteri salgını gerekçesiyle’ karaya çıkış izni verilmedi. Struma, Sarayburnu önlerinde demir attı. Britanya Konsolosluğu, vize ve pasaport işlemlerini onaylayana kadar gemide kalmaları söylendi Motoru tamir için talep edilen parayı ödeyecek olanakları yoktu.

İstanbul, Nazi ajanları ile kaynamaktaydı. Yahudi Ajansı, gemideki 103 çocuğun tahliye edilmesi konusunda İngilizler’i ve Türk makamlarını ikna etmeye çalışsa da, bu çabalar sonuçsuz kaldı.

Ankara, 22 Şubat 1942 günü, Struma’nın Karadeniz’e Şile açıklarına çekilmesi yönünde karar aldı. Çapası kesildi. Halatla römorköre bağlandı. Şile önlerinde bırakıldı.

Stalin, kısa bir süre önce Karadeniz’deki yabancı bandıralı tüm gemilerin batırılması için deniz kuvvetlerine emir vermişti. Struma da ‘Panama’ bandıralıydı.

O gecenin sabahına doğru, ‘Motorsuz Yüzen Tabut’ Struma, Sovyet Denizaltısı Shch-213’ün gönderdiği torpido ile batırıldı..."

****

Whatsapp Image 2026 08 10 At 11.08.38 (1)

Yılların gazetecisi Halit Kakınç, bir insanlık yüzkarası olarak tarihe geçen "Struma" faciasını böyle anlatır.

"Struma" üzerinde ciddi bir araştırma yapar. Çalışma biter. Düşünür. Uygun bir önsöz’ü kime yazdıracaktır. Ona göre; Türkiye’de pek popüler olmayan bir belgesel roman (documentarynovel) türünde bir denemedir "Struma"...

Alarko Holding'in başındaki İshak Alaton'a ulaşır.

"Struma’'nın müsveddelerini gönderir. Alaton çok beğenir kitabı, hemen bir önsöz yazıp gönderir. Yazdığı bu önsöz’den bir pasajı da şöyle aktarır Kakınç;

“…Ben Struma cinayetini bire bir yaşadım. İlaçlar, asgarî miktarda gıda temini ve teslimi için kurulan komitede babam Hayim Alaton da görev üstlendi. 15 yaşıma yeni basmıştım… Akşamları babamla birlikte iki fırından aldığımız ekmek çuvallarını mavnalara taşımakta yardımcı oluyordum. Bu vahim olay, Türkiye’nin geçmişinde kara bir leke olarak kaldı..."

Kitap, 2012'de Destek Yayınlarından okurla buluşur.

*****

Usta Gazeteci Kakınç "Struma’'yı yazma nedenini de şöyle ifade eder;

"Ne ülke içinde ne de ülke dışında doğru dürüst ele alınmadı Struma. Birkaç araştırma dışında unutulmaya terk edilmişti. Bakirdi. Türkiye’nin yakın geçmişini irdelemesi açısından önemliydi. Yahudilerin yaşadığı bir olayı ele aldığım için, genellikle Yahudi veya Dönme olduğum ithamları ile karşılaştım. Hiç ilgim yoktu. Babam İzmirli, annem Trabzonlu’ydu… İzmir tarafı Selanik kökenli değildi. Yani Sabetayistlik olasılığı da söz konusu değildi…

9 yıllık araştırmam tuttu. Baskı üzerine baskı yaptı. İshak Bey’le birlikte, imza günü ve felaketin ilk yıldönümünde denize birlikte çelenk attık.

İnançlara tahdit koyan Selefi zihniyetlere inat, İshak Bey’e gönülden rahmet diliyorum(…)

Struma’yı -bu belgesel romanı- yazma amacım neydi? Bana mı düşerdi? Düşmeliydi(…)

1941-1942 Türkiye’sinin de öyküsüdür Struma. Filminin de mutlaka çekileceğine inanıyorum. 72 gün boyunca ölüme terk edilen insanların dramını, dünya çapında film yapmak Spielberg'e yakışır. "

****

Akademisyen, müzisyen ve sporcu kimliğiyle de tanınan Halit Kakınç, Yazar Tarık Dursun K'nın yeğeniydi. 1974’ten günümüze gazetecilik yapmıştı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti(İGC) üyesiydi. Engin bir kültürün sahibiydi.Nüktedandı.

Okuyup, çok etkileyici bulduğum kitabı "Struma " dışında yazdığı kitaplardan bazıları; "Sultangaliyev ve Millî Komünizm", "Kızıl Turan Sultangaliyev", "Köle Devrimci Sultangaliyev", "Destansı Kuramcı Sultangaliyev", "Kızıl Cebe Rıskulov", "Çerkes Aşkı", "Yerkubbe", "Küresel Sorunlar", "Zamanın Ruhu", "Yazılmamış Bir Tarih", "İnsaymun". Halit Usta, “Sultan Galiyev’i Türkiye’ye tanıtandı da.

Halit Kakınç 74 yaşındaydı. Dostlarının ifadesiyle “Gözümüzden Gönlümüze Aktı”. Ruhu şad olsun.