Bellek denen olgu, beynin sakladığı, biriktirdiği, koruduğu, yığdığı bir seçkin, güvenli alan. Geri çağırma yeteneği.

İnsan beyni işlevsel, etkin, eylemli.

Ne kadarını kullanıyoruz sorusuna şimdi şöyle bir yanıt veriyor uzmanlar: “İnsanlar beyinlerinin %10'unu ya da daha azını değil, neredeyse tamamını kullanır. Beyin görüntüleme çalışmaları, uyku anında bile beynin tüm bölgelerinin işlevsel olduğunu göstermiştir.”

Yapay zekâ ya da yapay anlak diye adlandırılan güç egemenliği "Yapay Sinir Ağları", insan beynindeki nötronların birbirleriyle iletişim kurma biçiminden esinlenerek tasarlandı diye bir sav var.

Hesaplama sistemlerinin öğrenme, akıl, sorun çözme, algılama, karar verme yetilerini “insan zekâsıyla” ilişkilendiren, bunu kendine görev edinen (!) bu yapay güç, insanlığı egemenliği altına almak için hızla yol alıyor!

Gelecek, bu yapay gücün etkisinde, egemenliğinde daha ne oyunlar oynayacak insanlığa kim bilir? Nicesine ulaşabiliriz, tanık oluruz, ayrımına varırız benim yaşımda olanlar için zor bir soru!

Öte yakayı da yoklarlar mı dersiniz!

***

Gündemin yoğunluğuna yetişmek olanaklı değil. Ülkemizde, dünyamızda yaşananlar sürekli gündemi değiştiriyor.

Oysa ne çok sevmek, barışmak, söz güzelliğini paylaşmak; sanatın, yazının, şiirin, umudun, aşkın, doğanın dolayında daha çok gezinmek, üretmek için emek ve çaba içinde olma gereksinimi duyuyoruz inanın.

17-26 Nisan 2026 günleri Kültürpark alanında, sokaklarında, sergiliklerinde kitaplarla, dostlarla, söz güzellemeleriyle, an buluşmalarıyla ne çok anı biriktirdik.

Bu anları, buluşmaları, kucaklaşmaları, şiir söylemlerini, söz paylaşımlarını, ruhsal iletişimleri yapay anlak, yapay güç egemenliği nasıl sunar, nasıl giydirir bize?

İncitir gönlümüzü, kalbimizi kırar, duygu kavramımıza incir diker!

Yapay zekâya, yapay güce danışmadan özgürlüğün, sevginin, umudun, barışın, insanca dayanışmanın, yaşamla çoğalmanın anlamına, tadına, rengine, dokusuna, kokusuna varalım.

Daha da geç olmadan. Doğanın ve doğallığın gücüyle.