Gün içinde yaşıyoruz, gün içinde oluşuyoruz, olgunlaşıyoruz, çoğalıyoruz, çoğaltıyoruz.
Sevginin, heyecanın, hüznün, tasanın, kaygının, karanlığın, aydınlığın, kavuşmanın, kederin, umudun, sevincin yaşandığı bir devinim aygıtı mı ola gün? “Doğan güne hükmümüz geçmiyor!” mu yoksa? Tüm olanlara, olacaklara, yaşanacaklara, tedirginliklere karşın “her mihneti kabulleniyoruz; yeter ki “gün eksilmesin penceremden!” diyen şaire hak veriyor muyuz acaba?
Tagore “Zevkten kanatları olan günler, çabuk geçer.” diyesi olmuş da kederden, kahırdan, acıdan kanatları olan günlerin ne denli geç, zor, sancılı geçtiğini de imlemiş. Oysa günlere tat, beğeni, saygınlık, güzellik, incelik katabilmenin, çoğaltmanın, yoğunlaştırmanın, olgunlaştırmanın yollarını bulmak için arayışlara girmeyi kabullenemedik mi daha?
****
Günlerin içinde saklı olan nedir? Kısa bir zaman kesitine sığan ömürde, günlerin bütününe egemen olan oluşumu tanımak gerek öncelikle. Sanatla, edebiyatla uğraşan da; toprağı işleyen, eken, biçen, üreten de; emeği ile çalışan, dahası günün büyük bölümünü bedensel, düşünsel, ruhsal bağlamda ayrıştıran insan da güne ne denli değer veriyor yaşarken?
Yaşamanın, anlamanın, beğenmenin, hüzünlenmenin, sevmenin, aşık olmanın, dostça bakışmaların buluştuğu bir alana çeviremez miyiz günleri? Renk, anlam, emek, özveri, duygu, umut katmasını bilen insan için, elbette gün uzun, hatta sonsuz değil mi? Çünkü gün içinden geçer yolumuz, günle buluşuruz, günle söyleşir, günle yatar kalkarız. Öyleyse güne sonsuzluk penceresinden bakarak değer vermeyi denesek yanılır mıyız?
Günler üstüne söz bitmez; ama günlerden kalanlar da vardır; belleğin belgeliğine saklanır, anılara dönüşür, fotoğraflara girer; gün gelir çıkar ortalığa, aydınlığa.
Kimi günler günlüklerde belgelenir, dergilere, gazetelere yazılır; gün gelir onlara kitaplara taşınır.
***
Eğitimci, öğretim görevlisi, şair, yazar VEDAT YAZICI 50 yıllık dostlarımdan. Eşi Nazan Yazıcı’yla da Milli Eğitim Bakanlığı yıllarımdan tanıdığım, arkadaşım, dostum.
Sevgili Vedat Yazıcı dile özen gösteren, Türkçeyi iyi kullanan, yazan bir yazın emekçisi. “Dil sesinde birlikte yürüdüğümüz ‘kadim’ dostum Oğuz Tümbaş için…” diyerek imzaladığı GÜNLERDEN KALAN (*)
Kitabını özenle, değerle okurken, günlerin içinden geçtim; dostları, yaşanmış olayları andım. Vedat Yazıcı’yla dost bir yolculuğa çıktım.
Tanıdığım, söyleştiğim, dostluk ettiğim ortak dostları; Ahmet Özer’i, Ahmet Uysal’ı, Lütfiye Aydın’ı, Osman Bolulu’yu, Muzaffer İzgü’yü, Burhan Günel’i, Mevlüt Kaplan’ı, Duran Aydın’ı kitapta görmek bir başka duygulandırdı beni.
GÜNLERDEN KALAN’da yazınımızın değerleri Hasan Mercan, Cahit Uçuk, Aysıt Tansel, Talat Sait Halman’ı, Yusuf Atılgan, Halil Şahan, Osman Nuri Aydın, Mahmut Makal, Nazif Evren (şair Ergun Evren’in babası), Ahmet Miskioğlu, Remzi İnanç, Osman Şahin, Mehmet Aydın da yer alıyor Vedat Yazıcı’nın arı-duru Türkçesiyle, şiirsel anlatımıyla, söyleşileriyle yer almışlar kitapta.
Yazın, sanat, basın, spor, bilim, kültür alanında emek vermiş, örnek olmuş insanların anılarının, günlüklerinin, anlatılarının kitapta toplanmasından yanayım. Bu tür yapıtları da ilgiyle, beğeniyle okurum.
Prof. Gonca Gökalp Alpaslan’ın sunum yazısındaki saptamaları, vurguları ne güzel: “Bu yazılar sayesinde Vedat yazıcı hocamın incelikli, sakin, derin yazınsal yaşamının öğrencisi olmaktan büyük mutluluk ve heyecan duydum. Bu güzel yazıların bugünün okurlarında da kalıcı ve dönüştürücü etkisi olacağından eminim.”
Ben de Vedat Yazıcı’nın çoğu yazın dergilerinde yer alan anılarını, günlüklerini, söyleşilerini, olaylara tanıklıklarını GÜNLERDE KALAN kitabıyla yaşama geçirmesini sevinçle karşıladım. Ne iyi etmiş.
Yazın-sanat alanına adım atanların, genç kuşak sanatçı ve yazarların da yararlanacağı, başvuracağı bir belge özelliği taşıyor.
Kalemine, düşüne, düşüncesine, emeğine sağlık Vedat Yazıcı dostumun.
(*) GÜNLERDEN KALAN, Klaros Y. Nisan 2026, 206 sayf