4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü... Hayvanların en temel hakkı olan yaşam hakkının korunması, senin benim gibi can taşıyan bu varlıkların refahını sağlamak ve onlara yönelik ihlallere dikkat çekmek için kabul edilmiş bir gün.

Hayvanların, korunması gereken canlılar olduğunu sadece yılın bir gününde hatırlamak maalesef yetmiyor. Özellikle de hayvan hakları konusunda her yıl bir yıl öncekinden daha kötüye giden ülkemizde bu konuyu gündemden hiç düşürmemek lazım.

“Memleketin onca sorunu var, şimdi sırası mı” dememek lazım?

Çünkü yaşam hakkı her canlı için kıymetlidir. Bu hakkı hayvan için de, insan için de savunmak esas olmalıdır. Bugün bir hayvanın yaşam hakkını ihlal eden, yarın bunu bir insana da kolayca yapabilir. Bu kuvvetli ihtimal asla unutulmamalıdır.

*

Kedi, köpek, kuş, kurt, kuzu, eşek, ayı demeden hepsinin bu dünyada bir yeri olduğu gerçeğini aklımıza kazımalıyız.

Bizden olmayanı boş vermek, önemsememek, değersiz görmek bence insan olmaya dair en büyük tehlike.

“Hayvanlar bizden değil”, “Bizim memleketten olmayan bizden değil”, “Bizim takımı tutmayan bizden değil”, “Bizim partiye oy vermeyen bizden değil”, “Bizim mahalleden olmayan bizden değil”...

“Biz” kavramı çok değişken olabiliyor.

Şu bir gerçek ki; insanlar için maalesef ötekileştirmenin sonu yok!

*

Bir 4 Ekim'e daha hayvan hakları ihlallerinin gölgesinde giriyoruz. Bu yıl, sokak köpekleri en çok canını yaktığımız türlerinden başında geliyor.

Sokak köpekleri ile ilgili üzücü olaylar yaşandığı bir gerçek. Hayatını kaybeden veya yaralanan vatandaşlarımızın acısını da, öfkesini anlıyoruz. Zaten saldırgan ve agresif köpeklerin sokakta olmaması gerektiğini en başta hayvan hakları savunucuları söylüyor.

Ancak insanın insana saldırdığı vakalar ile kıyaslandığında köpek saldırıları o kadar az yaşanmış ki, faturayı köpek popülasyonunun tamamına kesmek vicdansızlık.

Bu, şuna benziyor: Bir şehirde, bir insan başka bir insanı öldürüyor. Bunun üzerine çıkarılan bir yasa ile şehirde yaşayan tüm insanların hapsedilmesine veya idam edilmesine karar veriliyor.

Sizce bu karar adil olur muydu?

Adil olmasa da bu karar köpekler için alındı. Bir bir toplanıyorlar. Parklardan, sokaklardan, esnafın kapısının önünden siliniyor izleri.

Barınak kapasitemiz o kadar yetersiz ki; toplandığı iddia edilen yüz binlerce sokak köpeğine tam olarak ne olduğunu, kaçının barınaklarda yaşayabildiğini, kaçının öldüğünü bilmiyoruz.

Yıllarca şunu talep ettik: Türkiye genelinde eşzamanlı kısırlaştırma yapılsın, köpek satışı ve üretimi durdurulsun, sahiplenme teşvik edilsin, köpeğini sokağa terk edene sert cezalar verilsin. Bunu yapabilseydik, bugün “sokak köpeği” sorunu olmayacaktı. Üstelik hayvan hakları da ihlal edilmemiş olacaktı.

*

Sokak köpekleri bir örnek... Onun dışında da yaşanan çok sayıda hayvan hakkı ihlali var. İşte bu şartlarda 4 Ekim'e giriyoruz. Günün adı “Hayvanları Koruma” ama bizde tam tersi bir durum söz konusu.

Korumuyoruz, koruyamıyoruz.

Kimbilir belki bir gün hayvanı da, insanı da ve hatta taşı toprağı da “biz” kabul ederiz. Hepsini sever, korur ve önemseriz. Belki o zaman daha huzurlu, daha mutlu bir dünyada yaşarız.