Ankara'da Eryaman Stadı’nda Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında 4 yaşındaki bir çocuğun giydiği Sarı-Lacivertli formanın bazı kişilerce çıkarttırılması gündem oldu. Çok can sıkıcıydı.
Bir Yunuslar komiserinin tişörtünü giydirip koruma altına aldığı çocukla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Şüpheli hakkında, “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’’ ve ‘’Çocuğu Hürriyetinden Yoksun Kılma’’ suçlamasıyla gözaltı kararı verildi.
Adliyeye sevk edilen zanlı, adli kontrol kararı ile bırakıldı.
Gençlerbirliği Kulübü de yaşanan olayın ardından olayın takipçisi olacağını, ayrıca forması zorla çıkartılan küçük Fenerbahçe taraftarını ailesiyle birlikte kulüp tesislerinde ağırlayacağını açıkladı.
****
İşte adına skandal, işte yüz karası, işte vicdansızlık!
Ne derseniz deyin. Ne bileyim; tribün zorbalığı! Dilerseniz de alçaklık!
Karpuz gibi ikiye bölünmüş toplumda kutuplaşmanın geldiği nokta!
4 yaşında rakip takım formalı bir çocuğu bile düşman gören...
Kalbi pas tutmuş, hoşgörü nedir bilmemiş hastalıklı zihniyet! Haysiyetsizliğin daniskası!
Çocuk, bu çocuk! Neyin kini neyin nefreti ne öfkesi bu? Nasıl böyle travma yaşatırsınız o bebeye?
Vahim ötesi; yanındakiler ise tepkisiz kalıyor hadiseye.
Bazı kıt akıllılar da babasının gündem olması için çocuğunu Gençlerbirliği taraftarlarının oturduğu tribüne soktuğunu iddia etmiş; iyi mi(!)
Yurt dışından diplomalı akademisyen kimliğiyle sosyal medyada etkileşim peşinde koşanlar da sahip çıkmış çirkinliğe; utanmadan.
Sporun ruhunda dostluk kardeşlik olduğunu unutanlar!
Yuh artık, yuh be.
Siz ne zaman hangi ara bu kadar kötü oldunuz?
Neyin fanatizmi bu? Fanatizm zehirdir, zehir!
Gençlerbirliği de Cumhuriyet’in ilk kulüplerindendir. Bir kültürün temsilcisidir. Açıklamasında; "yakışanı ve gereğini" yapmış, hukuki olarak da olayın takipçisi olduğunu vurgulamış.
****
Kıymetli Dostlar.
Bilenler iyi bilir; babadan mahalleden Altınorluyum. Altınordu’dan başka ikinci takımımın yoktur.
Futbolun, eskilerin ifadesiyle "temaşâ" sanatı olduğuna (yani gösteri) olduğuna inananlardanım.
İyiyi, güzel estetik oyunu, centilmenliği teşvik ederim.
Hangi formayı giyerse giysin; çocuk çocuktur!
Çocuk üzülür mü, korkutulur mu, kırılır mı, incitilir mi hiç?
****
Yazının sonunda Nâzım Baba şiirine sığınıyorum yine;
"Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.