Kızıl Meydan boştu/ Önümde yürüyordu Nathalie/ Güzel bir adı vardı rehberimin / Nathalie/Kızıl Meydan beyazdı/ Bir halı oluşturmuştu kar/ Ve bu soğuk Pazar gününde/ Nathalie’yi izliyordum/ Ölçülü cümlelerle söz ediyordu/ Ekim devriminden/ Lenin’in mezarından sonra/ Cafe Puşkin’e/ Bir sıcak çikolata içmeye gideceğimizi/ Düşünüyordum şimdiden/Kızıl Meydan boştu/ Kolunu tuttum, gülümsedi/ Sarı saçları vardı rehberimin/ Nathalie, Nathalie/ Ölçülü cümleler yok artık/ Ne de Ekim Devrimi/ Orada değildik artık/ Lenin’in mezarı bitti/ Puşkin’deki sıcak çikolata/ Çok uzaktaydı bunlar/ Hayatım ne kadar boş görünüyor şimdi/ Ama biliyorum ki bir gün Paris’te/ Ona rehberlik edecek olan benim/ Nathalie,Nathalie…

Fransız sanatçı Gilbert Bécaud, (Jilber Beko) konser için 1964 yılında Sovyetler Birliği dönemi Moskova'sına gider. Dönemin kuralları gereği, kendisine şehri gezdirmesi için Nathalie adında Rus bir kadın rehber atanır. Sanatçı rehberinden çok etkilenir ve ona Moskova'da unutamayacağı bir hediye vermek ister. Ancak dönemin Sovyet şartlarında aradığı gibi bir hediye bulamaz. Paris'e geri döndüğünde, onun için yazabileceği en güzel hediyenin bir şarkı olduğuna karar verir ve bu şarkıyı yazar. Şarkı o kadar popüler olur ki, Moskova'yı ziyaret eden Fransız ve Avrupalı turistler yıllarca şehirde fellik fellik "Café Puşkin"i ararlar. Ancak o tarihte Moskova'da böyle bir yer yoktur; mekân tamamen şarkıcının hayal ürünüdür. Andrey Dellos adlı bir iş insanı, bu yoğun talebi ve efsaneyi fark ederek 1999 yılında Tverskoy Bulvarı’nda eski bir eczaneyi satın alarak,19 uncu yüzyıl aristokratik Rus malikânesi havasında, “Café Puşkin” adlı mekânı açar ve açılışta Gilbert Bécaud da bizzat sahne alarak ünlü şarkısını söyler. Sinema, öykü ve romanlarda da yaratılan kurgusal mekânlar, hikâyelerin atmosferini belirleyen en önemli unsurlardır. 1943 yılında üç ayrı dalda Oscar kazanan Casablanca filminde 1941 yılında Nazi baskısından kaçıp Amerika’ya gitmeye çalışan mülteciler Fas’ın Kazablanka şehrinde toplanır. Şehrin en popüler gece kulübü olan “Rick’s Cafe Américain” adlı mekânı işleten Rick Blaine yani Humphrey Bogart savaşta tarafsız görünmeye çalışan alaycı bir adamdır. Rick’in geçmişte Paris’de büyük bir aşk yaşayıp terk edildiği eski sevgilisi İlsa, Çek direniş lideri olan kocası Victor Laszlo ile birlikte kulübe gelir. İlsa ve kocasının kaçabilmesi için Kazablanka şehrinden çıkması şarttır ve bunu sağlayabilecek tek kişi de Rick’tir. Rick eski aşkı ve yurtseverlik ve fedakârlık arasında kalarak hayatının en büyük kararını vermek zorunda kalır. Tıpkı Cafe Puşkin’de olduğu gibi bu filmde yer alan "Rick's Café Américain" isimli bar da gerçekte yoktur ve film tamamen California'daki setlerde çekilir. Film ekibi çekimler için Fas'ın Kazablanka şehrine hiç gitmez. Yine eski bir diplomat ve aynı zamanda iş adamı, film hayranlarının Kazablanka'ya geldiklerinde böyle bir barı bulamadıkları için yaşadıkları hayal kırıklığını görerek harekete geçer, Kazablanka'nın tarihi surlarının yanında eski bir Fas konağını satın alır ve içini filmdeki dekorlara, mimari kemerlere, loş aydınlatmaya sadık kalarak dekore eder. Bu mekân da 2004 yılında “Rick's Café Casablanca” adıyla açılır. Sinemanın efsane repliği “Bir daha çal Sam” ı hepimiz biliriz. Ama aslında İngrid Bergman bu repliği hiç söylememiştir. Piyanist Sam'e (Dooley Wilson) hitaben "Play it once, Sam. For old times' sake." (Bir kez çal, Sam. Eski hatıralar için) der. Devamında ise "Play it, Sam. Play 'As Time Goes By.'" (Çal onu, Sam. 'As Time Goes By'ı çal) cümlesini kurar. Yani biraz farklıdır.

Sonuçta, Nathalie şarkısındaki Café Puşkin gibi, Casablanca filmindeki Rick'in Barı da tamamen hayal ürünü bir mekândır ama o kadar ikoniktir, o kadar gerçek etkisi yaratmıştır ki, sonunda kurgu gerçeğe dönüşür, kendini yaratarak var olur.

Hayali Yerler 5

BENİMLE OYNAR MISIN

1967 yılından itibaren Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması, Hürriyet Gazetesi’nin Altın Mikrofon Yarışması, 45’lik plaklara ulaşmanın kolaylığı ve ucuzluğu, radyolarda müzik yayınları, büyük kentlerde ve yazlıklarda en yeni parçaların gençlere ulaştığı mekânlar, müzikte büyük bir değişim ve atılımı birlikte gerçekleştirmişti. Ankara’da lisede okuduğumuz yıllarda, 19 Mayıs Spor Salonu lise öğrencileriyle tıklım tıklım dolar ve bir müzik şenliğine tanık olurdunuz. Bütün bir yıl boyunca yarışmayı ciddiye alıp var güçleriyle hazırlanan liseli amatör gençler arasından birçok müzisyen de çıktı. Kayahan ilk yarışmada bas gitar çalıyordu. Özlem Tekin ve Sibel Tüzün okul orkestrasında vokal yapıyordu. Burak Kut ve Suat Suna okul orkestralarında solist olarak yarışmaya katılmıştı. Ayhan Sicimoğlu Tarsus Amerikan Koleji’nin orkestrasında davul çalıyordu. Bülent Ortaçgil, Kıraç ve Hurşit Yenigün de ilk kez okul arkadaşlarıyla birlikte sahneye çıkmıştı. Yeni dünya düzeni, savaşın sona ermesi, barışın değerinin anlaşılması ve hayata ve geleceğe bakış, savaş sonrası kuşağı olumlu etkilemişti. Ülkemizde ise bütün bunların yanı sıra 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlük ortamı, hukukun üstünlüğü, siyasal ve toplumsal bilinç düzeyindeki artış, sendikal hareketler, dernek örgütlenmeleri, geleceğe olan inanç, yepyeni ufuklara açılışı ve güveni getirmişti. Anadolu Pop ya da Anadolu Rock müzik eğilimi de bu yıllarda yayıldı ve sevildi. Batı müziği enstrümanlarıyla Anadolu ezgileri sentezi öne çıktı. Kaftanlar, cepkenler, kilim desenli yelekler ve çizmelerle birlikte Cem Karaca ve Moğollar, Ersen ve Dadaşlar, Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi, Edip Akbayram ve Dostlar, Üç Hürel, Selda Bağcan sahnelerde, turnelerde, konserlerde ve plaklarda dinleyiciye ulaştı ve büyük bir patlama yaptı. Aynı yıllarda, Ali Kocatepe’nin desteği ve ısrarı ile 1971 yılında Bülent Ortaçgil”in "Anlamsız / Yüzünü Dökme Küçük Kız" isimli kırkbeşliğini yayımlandı. Anadolu Pop fırtınası o kadar güçlü esiyordu ki, Bülent Ortaçgil’in sesi duyulmadı. Ortaçgil de müziği bırakıp İstanbul Üniversitesi’ndeki kimya eğitimine geri döndü. Ama Ali Kocatepe’nin ısrarıyla yeniden müziğe döndü ve 1974 yılında “Benimle Oynar Mısın” albümünü yayımladı. Albümde ayrıca Benimle Oynar Mısın, Olmalı mı Olmamalı mı, Kediler, Her Şey Sevgiyle Başlar ve Şık Latife adlı şarkılar vardı. Bugün kült bir albüm haline gelen Benimle Oynar Mısın o yıllarda yalnızca iki bin adet sattı. Ortaçgil müziği yine bıraktı ve kimya mühendisi olarak özel şirketlerde çalışmaya başladı. Norveç’te bir yıl kaldı. Uzun bir aradan sonra, Fikret Kızılok’la tanışarak yeniden müziğe dönen Ortaçgil şarkıları zaman zaman beyaz perdede de kullanıldı. 2004'te Müslüm Gürses'in Neredesin Firuze filmi için Sensiz Olmaz'ı yorumlaması büyük bir ilgi topladı. 2011'de ise Aşk Tesadüfleri Sever filminde Mehmet Günsür, Eylül Akşamı'nı yorumladı. Ortaçgil’in ve şarkılarının sonradan daha çok sevilmesi ve gençler arasında yaygınlaşması benim için şaşırtıcı ve sevindirici olmuştur hep.

…………………………….Benimle Oynar Mı

UYKUSUZ GECELER

Goldberg Varyasyonları deyince akla Kanadalı piyanist Gleen Gould gelir. Gleen henüz 22 yaşındayken stüdyoya girer ve ilk profesyonel kaydı olarak bu eseri seçer. Gould, eseri o zamana kadar duyulmamış bir hızla, inanılmaz bir teknik netlikle ve adeta rock yıldızı enerjisiyle çalar. Albüm bir anda kapış kapış satılır, listelerin üst sırasına yerleşir ve Gould'u bir gecede dünya çapında bir fenomene dönüştürür. Bu kayıt, aradan yetmiş yıl geçmesine rağmen hala aşılabilmiş değil. Golberg Varyasyonları adı verilen bu eseri Bach neden ve kimin için yazdı? Bach’ın Goldberg Varyasyonları’nı yazmasının temel nedeni, Rus elçisi Kont Hermann Karl von Keyserling’in verdiği sipariştir. Kont Keyserling İnsomnia dediğimiz bir tür uykusuzluk hastalığından çok çeker. Geceleri uyuyamaz, koridorlarda dolaşır, bahçeye çıkar, mutfağa girip etten tatlıya birçok şey atıştırır ama bir türlü uyuyamaz. Kont’un klavsencisi Gottlieb Goldberg de rahatlatıcı, uyku getirici kimi eserler çalar ama Kont’u uyutamaz. Kont son çare olarak daha önceden tanıdığı Bach’a başvurur ve Bach'tan kendisini uykusuz gecelerinde dinlendirecek, zihnini sakinleştirecek ama aynı zamanda neşeli ve zarif karakterde parçalar yazmasını rica eder. 1740’lı yılların başında Leipzig’de yaşayan Bach için, kilisedeki yoğun görevlerinin yanı sıra ek gelir sağlamak ve prestijini artırmak için soylulardan gelen bu tarz özel bestecilik siparişleri çok önemlidir. Teklifi hemen kabul eder. Yetenekli ve aynı zamanda oğlunun öğrencisi olan genç klavsenci Goldberg’in üstün yeteneğini de göz önüne alarak bu varyasyonları besteler. Gottlieb, Kont’un yattığı odanın hemen yanındaki odada klavsenin başına geçerek bu eseri seslendirir. Evet, Kont’un aradığı da tam budur, eseri çok beğenir. Uykusu da yavaş yavaş düzene girer. Kont Keyserling, bu muazzam eser için Bach'a hayranlığını dile getirir ve teşekkür olarak içerisinde 100 Louis altını bulunan değerli bir enfiye kutusu hediye eder. Bu sayede eser, Bach'ın hayatı boyunca tek seferde en çok para kazandığı bestesi olur. Klavsenci Goldberg de 1756 yılında, vereme yakalanıp 29 yaşındayken Dresden’de hayata veda ederken aynı yıl Avusturya’nın Salzburg kentinde klasik müziğin bir başka dâhisi Wolfgang Amadeus Mozart dünyaya gözlerini açar.

Uykusuz Gece