“Ağabeyim; Metin Altıok'a, Behçet Aysan'a, Ahmet Erhan'a, Adnan Satıcı'ya selamlarımızı, sevgilerimizi götür. Behçet’e söyle, şiiri aynı yakıcılıkta hayatımızda. Yok başka bir cehennem. Yaşıyoruz işte. Başka ne diyeyim ki. (Şükrü ERBAŞ)

"Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider

Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında

Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki

Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar

Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı

Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Gidersen kim sular fesleğenleri

Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu

Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor

Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun

Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına

Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor

Birde seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları

Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar

Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar

Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız

Yüreğimize alırız onları, ısıtırız

Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma

Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında

Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler

Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde

Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri

Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak

Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman

Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere

Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun

İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim

Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın

Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür

Bir tufan olurum sustuğun her yerde."

****

Çağdaş ve toplumcu şiirin öncüsüydü Ahmet Telli. Hep tarihin doğru yerinde durmuş, Şiir Atlasımızın dirençli şairiydi..

Çok iyi de 68'liydi. Bir röportajında; “68’liler kendi arkadaşlarını, yoldaşlarını kaybedip gelenlerdir. Onlar belleğimizde, hafızamızda yaşayanlardır” diyerek bu kuşağa aidiyetini vurgulamıştı. Aşkı, yalnızlığı, sürgünü, direnişi ve umudu aynı şiirde buluşturandı o.

Dizeleriyle kuşaklar boyunca okurların belleğinde unutulmaz yer etti.

Hüzün ve isyanı harika birleştirirdi. Ona göre; şiirini “doğru okuyandır” şair.

“İyi şiirin imgesel bir yöne sahip olmasını savunur, yine iyi okunursa da etki gücünün artacağına ve okurun belleğinde berraklaşacağına da inanırdı.”

"Yangın Yılları", "Barbar", "Çocuksun Sen", "Su Çürüdü", "Soluk Soluğa", "Sıyrılıp Gelen", "Dövüşen Anlatsın", "Hüznün İsyan Olsun" ve niceleriyle.

****

Toplumun derdi, meselesi; onunda meselesidir, dert edinmişti, dizelerine dökmüştü Ahmet Telli.

Bakın nasıl anlatıyor kendini şiirinde;

“En çok sevda sözcüğünü kullandım şiirlerimde sonra acı, hasret, bekleyişler ve sabır hangi sözcük yakın durmuşsa bunlara hangi sözcük bir ilmik atmışsa ötekine alıp kullandım yüz kere bin kere kimi kez hep aynı şiiri yazdığımı sandım. Bütün sözcüklerin anasıydı sevda hüznü kundaklayıp yatırıyordu yüreğimizin beşiğine sonra bize düşüyordu büyütüp civanlaştırmak kimi ellerde bezgin bir ihtiyara dönse de kimi ellerde vuruşkan bir şahan oluyordu ve ben sevdayı öylece aldım şiirime. Acının magmasına indim acıyı yazarken gurbeti taşbaskısı kitaplar anlattı bana ve hâlâ nasıl eskimediğini gördüm sözlüklerde aramadım hiçbirinin anlamını hiçbirinin çürüyen yanına tutunmadım hayat dayamıştı memesini ağzıma çünkü Ismarlama sözcüklere bel bağlamadım hiç mi hiç bu yüzden kötü bulunup geri çevrildiği de oldu uşaklaşmadı hiçbir şiirim -onurumdur bu- Yorgun düşse de kimi kez, kırgın olmadı bir gün sorarlarsa öfkemin hesabını derim ki yaşadım. Ve derim ki emperyalizme, faşizme şovenizme sıkılan bir mermi olabilmişse şiirim geriletmişse acıyı ve zulmü yırtılıp atılıyorsa küçük burjuva ellerde şiirimin verilmiş hesabıdır bu.”

****

"Ataol Behramoğlu şu ifadeleriyle veda etti Ahmet Telli'ye;

“Ahmet Telli altmışlı yıllar şiirimizin en seçkin şairleri arasındadır.

Bu kuşağın en belirgin özeliği, duygusallığı reddetmeden gerçekçi olmaktır.

Tıpkı Nâzım Hikmet, tıpkı Ahmed Arif şiiri gibi. Nerede haksızlık varsa Ahmet Telli ve şiiri ,karşı çıkmak için oradadır. Şiirinin de kendisi gibi bilge ve yumuşak bir sesi vardır. Aynı zamanda bir aşk şairidir o.Gelecekte de özellikle genç kuşakların sevgiyle okuyacağı , bu nedenle her zaman genç kalacak bir şairimizdir. Unutulmayacak.”

Ahmet Telli'nin kızı Eylül Telli’nin “elveda”sıydı: "Babamın bize bıraktığı en büyük miras yalnızca kitapları değil, bize onurlu yaşamayı, vicdanı, dayanışmayı, bunu kaybetmemeyi miras bıraktı. Bugün acımız büyük ama biliyorum ki gerçek şeyler yalnızca yaşadığı yıllarda değil, onu okuyan her yürekte yaşamaya devam eder."

****

“Gün bitse de mavi gözlerinle yüzüne çok yakışan gülüşün…

Bize hayaller kurduran şiirlerin her zaman hafızamızda ve canlı.

Hoşça kal Ahmet Abi. Devrin daim, ruhun şad olsun.