Aslında bu yazının başlığını yazdıktan sonra daha farklı bir başlık atmak gerektiğini düşündüm. Doğal felaketlerin tüm hışmı ile insan yerleşimlerine çöktüğü geçtiğimiz haftalarda olan bitenlerin bir intikam girişimi mi yoksa tabiatın kaybettiklerini geri alma çabası mıydı diye.

Sadece ülkemizde değil dünyanın tüm coğrafyalarında yağmurlar sele dönüştü, seller insan yerleşimlerinin üzerinden bir buldozer gibi geçti, can kayıplarına, mal kayıplarına neden oldu.

Dünyanın varoluşundan itibaren yağmurlar, seller hep oluyordu. Hep oluyordu ama bu denli zarara yol açmıyor, kendi yolunda akıp denizlere mi, göllere mi velhasılı kelam nereye ulaşacaksa oraya ulaşıyor, orada sakinleşiyor, sonu geliyordu.

Zelzeleler, volkan patlamaları, hortumlar da böyle. Onlar da dünyanın var olduğu zamanlardan beri hükmünü icra ediyordu. Sarsıyor, sallıyor, esip gürlüyor sonra tabiat yine kendi dengesine dönüyordu.

***

Atmosferde Ozon tabakası, kutuplarda buzullar terli yerinde duruyor, ozon tabakası delinmiyor, buzullar erimiyordu.

Hayvanların nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıyor, domuzlar, ayılar doğal beslenmelerini sürdürüyor yemek bulmak için şehirlere inmiyordu.

Ta ki insanoğlu doğaya aykırı davranmaya başlayıncaya kadar her şey yolunda her şey dengedeydi.

Ne zaman ki, insanoğlu yerleşik düzene geçip belirli yerlerde nüfus yoğunlukları artmaya başladı. İşte tam o zaman bu felaketlerin kapısı aralandı. Ne zaman ki tabiata kafa tutmaya kalkıştık işte o zamanda kapı ardına kadar açıldı.

Teknoloji geliştirdik fosil yakıtları aşırı tüketmeye başladık karbon salınımı arttı önce ozon tabakasını deldik. Artık güneş ışınları yeterince süzülmeden dünyamıza erişme olanağı buluyordu. Bu ve yine teknolojiye, üretime ve tabii ki tüketime bağlı nedenler dünyanın ısısını arttırdı. Buzullar erimeye, mevsimler bu gidişten etkilenmeye başladı.

Sonra olur olmaz yerlere, suyun akış kanallarına evler, denizle kara arasına sahil boyunca yollar yaptık. Artık sular denizine, gölüne hızla ulaşıp sakinleşeme olanağı bulamıyor, önüne yapılan evlerin arasından, yolların içinden araçların üstünden geçerek kendisine yol arıyor, bu arada önüne canlı cansız ne gelirse sürüklüyor kırıyor parçalıyor hayatına son veriyordu.

***

Aynı şeyi deprem faylarının geçtiği yerlerde de tekrar ettik. Fayların üzerine hem de bunu hiç dikkate almaksızın, üstüne üstlük bazen malzemeden de çalarak binalar inşa ettik. Sonrası felaket oldu. Doğa affetmedi. Yıktı geçti.

Hala aynı kafada devam ediyoruz. Şimdi daha sağlam binaları suyu, heyelanı göz önüne alarak yapıyoruz ama bu kez bunları hayvanlarımızı otlattığımız meralara, münbit arazilere, ekip mahsul aldığımız tarlalara inşa ediyoruz. Yaban hayatını yok ediyor, bilinçsizce avlanıyor, yaban hayatını yok ediyoruz. Yarın doğa intikamını bizi aç bırakarak alacak veya bir başka deyişle insana kaybettiklerini geri almak için savaşacak.