Yıllar önce, bir yandan Devlet Tiyatrosunda çalışırken, bir yandan da yüksek lisans eğitimimi sürdürüyordum. Tez aşamasındaydım ve içimin neden sıkıntılı olduğunu bilmiyordum. Ta ki bir gece, televizyonda o haberi izleyene kadar. Üç İngiliz lise öğrencisi, ülkelerinden çok uzaklarda Şark Ekspresi ile yolculuğa çıkmışlardı.
TRT muhabiri nedenini sorunca, verdikleri yanıt özetle şu olmuştu: “Ödevimizi yapmak için…” Öylece kalakaldığımı anımsıyorum. Onlar lise öğrencileri olarak, ödevleri için böyle bir geziye çıkarken, ben Konak-Narlıdere arasında yüksek lisans tezi hazırlıyordum… Ne günler! Adnan Menderes Havaalanında, kızım Ada’yı arkadaşları ve öğretmenleriyle İngiltere’ye uğurlarken, bunları anımsamıştım. Gittiler ve döndüler.
Ada, Bademler Köyü İlköğretim Okulunun harika kadrosu tarafından eğitildi ve bugün çok mutlu olduğu Cengiz Aytmatov Sosyal Bilimler Lisesinin hazırlık sınıfında. Müthiş bir yazarın adını taşıyan okulda okumaya hak kazandığı için, çok heyecanlanmış, kızımla gurur duymuştum. Bugün yalnızca adıyla değil, pırıl pırıl eğitim kadrosu ve çağdaş eğitim anlayışıyla da güvenimizi kazanan bir okulumuz var ve attığı her adımda bu düşüncemizi pekiştiriyor. Yıllarını eğitimci olarak da geçirmiş bir arkadaşınızın anımsatmasıdır: okulunun ve öğretmenlerinin (elbette bir de kendinizin) kalite düzeyini, çocuğunuzun gelişiminden ve hayata bakışından başka hiçbir şey kanıtlayamaz. Siz neyseniz, çocuğunuz ya da öğrenciniz de odur. Neyse, bir gün meseleyi uzunca dertleşiriz, konuya döneyim.
Yaptıkları yolculuğun nedeni, Oxford Üniversitesi ziyaretiydi. ICASBL (bizim okulun kısaltılmış adıdır) MUN (Model United Nations-Model Birleşmiş Milletler) Konferanslarındaki başarısını Oxford’a taşıdı. Bu konferanslar kısaca dünya sorunlarının ve çözümlerinin tartışıldığı, dünya vatandaşı bilinciyle çözüm üretilen uluslararası buluşmaları anlatıyor. İşte sevgili dostlar, kimilerinin “Z Kuşağı” diye niteledikleri çocuklarımız dünyanın geleceğiyle böylesine ilgileniyor, her biri bir ülkeyi dertlenerek ve ne yapmalı-nasıl yapmalı üstüne öneriler ortaya koyuyor. Bizim çocuklar, İzmir’den gösterdikleri performans sonunda OxfordMUN 2025’e davet edildiler ve memleketimizi temsil ettiler. Bu deneyim, onların geleceklerine de ışık tutacak kuşkusuz. Öte yandan, dünya kültür başkentlerinden Londra’da British Museum ve Natural History Museum başta olmak üzere, gerçekleştirdikleri birçok tarihsel ve kültürel ziyaret ve kurdukları uluslararası arkadaşlıklar, çocuklarımız için eşsiz birikim zenginliğini, tanışıklığı ve gelecek perspektifini de anlatıyor.
Bu işler elbette söylendiği ya da yazıldığı gibi kolaylıkla olmuyor. Ada’nın İzmir’deki konferanslara hazırlanmasından İngiltere için vize alınmasına, bu serüvenin her aşamasına yakından tanık oldum. Aslı’nın o bitmez koşuşturmasını, sabrını ve elbette ekonomi-politik dehasını unutamam. Fakat bizi yüreklendiren ve bu işin parçasına dönüştüren öyle güzel unsurlar vardı ki, onları da özellikle anmak gerekir. Öncelikle ICASBL’nin okul yönetimi, öğretmenleri ve velileri olmasa bu iş kotarılamazdı. Bu saygıdeğer irade, iki harika öğretmenin çabasıyla unutulmaz bir başarıya dönüştü. Ebru Ürün Kaya ve Binnur Kocademir öğretmenlerimiz, yalnızca çocuklarımızın değil, bizim de hayatlarımızda çok özel bir yer edinmiştir. Saygı, sevgi ve minnetle teşekkür ediyorum.
Bütün bunları, bir okulun, yönetiminin, öğretmenlerinin, velilerinin ve öğrencilerinin başarısı adına anlatmadım. Örnek olsun, umut olsun diye anlattım. Bunca grilik içinde, bir yerlerde bizim için yakılan ateşler vardır, habire yakınacağımıza onları görmeye, onlara eklenmeye, elimizden geleni yapmaya çalışalım diye yazdım.
Sözü uzatmayayım, ne demek istediğim herhalde yeterince anlaşılmıştır. Hala anlamayan varsa, Adnan Menderes Havaalanında çocukları uğurlarken kafamın içinde yankılanan şu sözlerle bitireyim:
“Sizi bir kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak dönünüz!” Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Başöğretmen bu sözleri kimlere ve neden söylemişti, anımsıyor musunuz