Yeryüzündeki tüm canlıların yaşamlarını devam ettirmeleri için beslenmeye ihtiyaçları var. Vücutlarını koruyacak, büyütecek, hareket ettirecek besinlere. Düzenli ve dengeli. Özellikle refah seviyesi yüksek toplumlarda insanlar için beslenme konusu hem medikal hem estetik sektörlerinin büyük mesai harcadığı bir alan. Gün geçmiyor ki yeni beslenme modelleri ile daha sağlıklı olmayı daha uzun yaşamayı vaad eden bir araştırma yayınlanmasın. Doktorlar, diyetisyenler, sağlık koçları görüşlerine en sık başvurulan meslek grupları. İlaçlar, takviyeler, sağlıklı yaşam kampları çok ilgi görüyor. İnsanların en büyük hayali yüz yaşı aşkın bir ömür, ölünceye kadar vücut sağlığının korunması, gelişimini sürdürmesi ve yaşlanmanın durdurulması. Ülkemizde de belli bir gelir düzeyinin üzerinde grubun ilgisi aynı yönde. Ancak dünya tezatlarla dolu. Bir bölüm insan sağlıklı olmak ve kalmak için özel beslenme programları uygular ve bu konuda servet harcarken diğer yarısı da hayatta kalmak için yoğun bir mücadele içerisinde. Yaşanılan yoğun yoksulluk beslenmeyi yalnızca karın doyurma faaliyetine dönüştürmüş durumda.

Açlığa Mahkumlar
Ülkemiz insanlarını anlatırken herkes ilk sıralarda misafirperver olduğumuzu sayar. Komşuluk hatırı, göz hakkı ve etrafımızdaki insanları düşünme kavramları hep övünülerek bahsedilen özelliklerdendir. Kokusu etrafa yayılan bir yemek ya da tatlı yapıldığında komşulara verilir. Ya da tam sofraya oturulduğunda zil çalar ve yan evde kavrulan helva sofradaki yerini alır. Evde tamirat yapan ustalara, kargo getiren görevliye mutlaka sorulur. Bir şeyler ikram edelim mi? Türk toplumu için yiyeceğini paylaşmak, birilerini doyurmak içten yapılan ve önemsenen davranışlardır. Ya diğer canlılar için? Beslenme her canlı için çok önemli ve yaşamsal. Sokakta yaşayanlar için daha da önemli. Kediler 2-3 gün köpekler ise 3-4 gün aç kaldıklarında hayatları sona eriyor. Açlıklarının ikinci gününde ciddi sağlık sorunları yaşamaya başlıyorlar. Soğuk havalarda ise bu süre çok daha kısa. Soğuk hava koşullarında yaşamları daha da zorlaşıyor. Zaten her zaman yemek bulamıyor ya da sağlıksız artıklarla yetersiz besleniyorlar. Dolayısıyla bağışıklık sistemleri düşük oluyor. Erzurum İl Hayvanları Koruma Kurulu 24-25 Eylül 2026 tarihinde yapılan toplantıda tam da kış öncesi akıl almaz bir karar aldı. Kamusal alanlarda sokakta yaşayan hayvanlara yiyecek verilmesi yasaklandı. Canlılar açlıktan ölmeye mahkum edildi. Onlara üç dört gün ömür biçildi. Hayvan Hakları Federasyonu Haytap kararın iptali ve yargılama sürecinde uygulanmaması için yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Erzurum kış aylarında yaşanan soğuklarıyla anılan bir kentimiz. Hava sıcaklığı ocak şubat aylarında -30 dereceye kadar düşüyor. Haytap’ın Erzurum Valiliği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne karşı açtığı davanın duruşma tarihi henüz açıklanmadı.
Yasa Ne Diyor?

5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası’nda sokakta yaşayan hayvanların beslenmesini yasaklayan bir madde bulunmuyor. Suç ya da kabahat olarak belirtilmiyor. Aksine yaşam haklarının korunması için en önemli unsurlardan olan beslenme konusunda yerel yönetimlere görev tanımlanıyor. Yerel yönetimler uygun noktalara beslenme odakları kurmakla yükümlü tutuluyor. Dolayısıyla bu yasak yasaya aykırı olarak tanımlanıyor. Ne yazık ki sokakta yaşayan hayvanlara getirilen besleme yasakları Erzurum’la sınırlı değil. Daha önce yaz aylarında Ankara Valiliği benzer bir karar açıklamış, Hayvan Hakları Federasyonu da dava açmıştı. Dava Ankara 23. İdare Mahkemesi’nce 15 Eylül 2026 tarihinde görüldü reddedildi. Ölçüsüz ve hukuka uygun olmaması nedeniyle. Kararda beslemelere tam yasaklama yerine; kontrol edilen besleme alanları, zaman ve hijyen kurallarına uygunluk getirilmesi gerektiği belirtildi. Zaten 2 Ağustos 2024 tarihinde yapılan 7527 sayılı değişiklikle tüm sokak hayvanları barınaklara alınıyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi her ay barınaklara toplanan sokak hayvanlarının oranını açıklıyor. En son açıklamasına göre ülke genelinde sokaklarda yaşayan hayvanların yüzde 99.2’si artık barınaklarda. Aynı şekilde besleme yasakları kararlarının alındığı ve davaların sürdüğü iki ilimiz daha var. Afyonkarahisar ve İstanbul. Afyonkarahisar’da açılan dava Haytap’ın dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine Haytap Konya İdare Bölge Mahkemesi’ne başvurdu. Davanın yeniden incelenmesine karar verildi. İstanbul’daki duruşma da 21 Ekim’de. Besleme yasaklarına gerekçe olarak fare gibi haşerelerin ortaya çıkmaları, otoyol, çevre yolu ve bağlantı rampalarına dökülen yemek artıklarının trafik açısından tehlike oluşturabileceği gösteriliyor. Hayvan Hakları Federasyonu, besleme yasakları getirilmesi yerine besleme bölgelerinde düzenleme ve denetlemeye dayalı yöntemlerin uygulanması gerektiğini savunuyor. Sivil toplum örgütü olarak sokak hayvanlarının yasal haklarının mantıklı ve hukuk çerçevesinde korunması için mücadeleye devam edeceklerini açıklıyor.
Kısaca kendilerine emanet canlıları koruma, besleme görevini yapması gereken kurumlar onların yaşam haklarını ihlal eden yönde karar vericiliğini sürdürüyor. Sivil toplum örgütleri ve hayvanların yaşam haklarını korumaya çalışan insanlar da verdikleri mücadeleye devam ediyorlar. Her geçen gün daha da zorlaşsa bile. Yaşasınlar, yemek yesinler, açlıktan ölmesinler diye.
Şair Turgut Uyar’ın öğütlediği gibi. Hep aklımızda onlar.
Hiç unutmam
Hiç unutmayın
İnsan nasıl direnir başka…