1974 yılında üniversite kontenjanlarını arttırmak için, biraz da “ara eleman” ismi verilen, ancak aslında üretim dünyasının “ana elemanı” olan, eli anahtar tutan, teknik eleman yetiştirmek için hayata geçirilen, iki yıllık yüksek okullar ( ön lisans ) 1981 sonrası YÖK’ün kurulmasıyla üniversitelere bağlı, Meslek Yüksek Okulu ( MYO ) ismi verilerek bu günlere geldi.

1977 yılında uygulamalı ön lisans okullarının bir bölümü kapatıldı, ancak sonradan tekrar açılarak iki yılda üniversite mezunu olmanın yolu açıldı.

Anlaşılacağı üzere, MYO’lar aslında bir Türk uygulaması ve Akademik dünyamızın pek hazettiği okul tipleri değil. Zira üniversitenin “yayın” politikasını aşağı çeken ve üniversitenin mali kaynaklarını tüketen, ayak bağı olarak görülen bu okullar, batı ülkelerindeki benzerlerinden farklı. Zira batı ülkelerinde MYO’lara akademik çatı altında değil, daha ziyade büyük firmaların, fabrika kümelenmelerinin ve Eğitim Bakanlıklarının, meslek edindirme kurumlarının çatısı altında çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’deki YÖK gibi merkezi ve müdahaleci bir kuruma bağlı değil ve kurumsal özerkliğe sahiptir.

Bu kısa tarihçe ve özetten sonra geçen hafta YÖK Başkanı Erol Özvar’ın duyurusu ne ifade ediyor ona gelelim.

YÖK Başkanı, 2026 -2027 Eğitim Öğretim yılında hayata geçirilecek “İşletmede Mesleki Eğitim, İME” modeli kapsamında 7 pilot ildeki 81 üniversitenin 185 ön lisans programında öğrenim gören öğrencilerin eğitimlerinin en az 1 yarı yılını işletmelerde uygulamalı olarak tamamlayacağını açıkladı.

Burada amaç; öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürmeleri, sektörün ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri kazanmaları ve daha mezun olmadan iş hayatıyla bütünleşmeleri olduğu ifade edildi.

Tabii ki İzmir, hemen hemen her pilot uygulamada olduğu gibi bu “İME uygulamasında” da var.

Diğer iller; Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul, Kocaeli, Konya gibi işletmelerin bol olduğu şehirler olarak tespit edilmiş.

Sağlık, denizcilik ve havacılıkla ilgili programlar uygulama dışında tutulmuş. Uygulanacak 185 ön lisans programından bazıları şunlar: Model kapsamında ağız ve diş sağlığı, anestezi, aşçılık, bilgisayar programcılığı, biyomedikal cihaz teknolojisi, elektrik, elektronik teknolojisi, fizyoterapi, gıda teknolojisi, hibrit ve elektrikli taşıtlar teknolojisi, ilk ve acil yardım, inşaat teknolojisi, lojistik, makine, mekatronik, mimari restorasyon, otomotiv teknolojisi, siber güvenlik, tıbbi görüntüleme teknikleri, tıbbi laboratuvar teknikleri, uçak teknolojisi, web tasarımı ve kodlama, oyun geliştirme ve programlama, robotik ve yapay zeka ile yapay zeka operatörlüğünün de yer aldığı toplam 185 ön lisan programı bulunuyor.

Yaklaşık 120 bin öğrenciyi kapsayacak bu programda öğrenci, iş kültürünü, kalite standartlarını, iş güvenliği, ekip çalışmasını ve mesleki sorumluluğu daha mezun olmadan öğrenecek.

Umarım “İME” programı, planlandığı gibi uygulanabilirse ve üretimin daha bilinçli “ana elemanlarını” yetiştirme olasılığı bulunduğunu iş dünyası görebilir.

Bence uygulamayı ve sonuçlarını görmeden karar verilmemeli, izlenmeli ve işletme yöneticileri tarafından uygulamaya bir şans verilmelidir.