Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın bir televizyon programında, "İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn’dır.
Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir haramdır" açıklamasında bulundu…
Taşaltın, rektör seçimlerinde en az oyu alan aday olmasına karşın Sayın Cumhurbaşkanı tarafından rektör seçilen bir isim.
Vefa duygusu o kadar kabarmış ki; bu sözleri söylemek gerektiğini hissetmiş.
Tabi ortalık karıştı.
Moda tabirle çarşı karıştı.
Sosyal medyada da ciddi tartışma konusu oldu.
Muhalefet partileri doğal olarak tepki gösterdi.
AK Partililer bile dayanamayıp açıklama yapmak zorunda kaldı ve rektörü eleştirdi…
Yani koca rektör ne İsa’ya yaranabildi ne Musa’ya…
Derin düşüncesi de güme gitti…
Aslında bizim derdimiz akademisyenlerin konuşması değil, konuşamaması…
Ekonomide çok ciddi sorun var.
Onlarca ekonomi üniversitesi var.
Binlerce öğretim üyesi ve akademisyen var.
Hiç ekonomiyle ilgili bir kelime duydunuz mu?
Ortalık toz duman üniversitelerde suskunluk hakim.
Ergenekon davasında, Balyoz davasında inanılmaz haksızlıklar yapıldı.
Hukuk fakültelerinden tıs çıkmadı.
Aslında bu sorun bugüne ait değil.
2000 yılında ekonomimiz iflas etmişti ünlü ekonomistler okullarındaki koltuklarında gömülü olarak hayatını sürdürüyordu...
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” hesabı…
Son günlerde bir rektörden açıklama geldi o da içinde siyaset barındırıyor…
Bırakın siyaseti siyasetçiler yapsın.
Bazıları ekonomiyi gömsün, bazıları uçursun…
Biz de en inandığımıza oy verelim.
Sizden beklediğimiz mesleki bilgi birikiminizden bizleri yararlandırmanız.
Bilimde, sanatta, hukukta, ekonomide, sosyal hayatta gördüğünüz aksaklıkları ve sakıncaları anlatın ki bizler aydınlanalım.
Bizlerin söylemek isteyip de söyleyemediğimiz, dilimizin dönmediği şeyleri bizim adımıza siz söyleyin.
Biz de akademik erke inanalım, güvenelim.
Türkiye’ye bir şey olmaz üniversitelerimiz var, kapı gibi arkamızda diyelim.
Onlar siyaset üstüdür diyelim.
Şimdi bol miktarda üniversitemiz var ama eğitim var mı? derseniz o konuda ciddi endişelerim var.
Unutmayın ki; hiç kimse iki büklüm olmuş bir eğitimciye çocuğunu teslim etmek istemez. Eğer mecbur kalmadılarsa…